~BÖLÜM 2 ~

2091 Words
Arka koltukta oturmuş Ali ve Yaren'in atışmalarına kulak misafiri oluyordum.. Yada boşverin, Allah ne verdiyse dinliyordum.. Bizden önce evden çıkan Burağın ardından, çocukları bakıcıya emanet etmiş ve Alilerle arkadaş toplantısına doğru yola çıkmıştık.. Ali bir kaç saatlik işi olduğu için bizi bırakacak ve sonrada işlerini halledip bize katılacaktı.. Ama Yarenin buna pek sıcak baktığı söylenemezdi... Zaten aralarındaki küçük itişmelerin yerini büyüyen tartışmalar almış ve Yaren'in kıskanç halleri, benimkileri bile solda sıfıra düşürmüştü.. " Hayır anlayamadığım konu, senin arkadaş toplantına neden ben gidiyorum. Üstelik yanımda sen olmuyacaksın birde. Ne diyeceğim oraya gidip, " selaamm ben Alinin nişanlısıyım.. Kendisi gelemedi ama beni vekil tahin etti" mi. ?" Ali oflayarak bir eliyle saçlarını karıştırdı ve aynadan bana " ben bu kıza aşık olarak, nasıl bir bok yemişim " bakışları atmaya başladı.. O bakış nasıl bir bakış demeyin, çünkü çoğunuzun bu bakışı kullandığına eminim... Umursamaz bir şekilde omuzlarımı silkerek karşılık verdiğim Ali, son çareymişcesine hala kendi çapında dırdır eden Yarenin ağzının üzerine kapatmıştı bir elini.. " Lan bi motoru soğut amk.. Yanlız mı gidiceksin sanki, Güneşte yanında olacak.. Hayır kendim gitmek istesem, bu seferde beni sevmiyor musun triplerine gireceksin.. İşim var diyorum kızım işim.. İlla gidemem diyorsan gitme, ben işimi bitirdikten sonra katılırım yemeğe.. " " Haaa bensiz sen yanlız gideceksin yanii.. Tabii eski kız arkadaşlarınla, rahat rahat görüşeceksin degil mi.. " diyen Yarene " yuhhh artık " diyerek kısık sesle kınamadan edemedim.. Burak birde bana kıskanç derdi, beni öpsün öpsün tepesinde gezdirsin beyefendi.. Yada öpmeden gezdirsin, öperse ona olan tüm sinirimi tuzla buz ederdi mazallah... Araba ani fren yapınca, neredeyse arka koltuktan ön koltuğa uçacaktım.. Sinirle saçlarımı geriye atmış tam Aliye ana avrat düz gitmeye hazırlanırken, boğazı yırtılırcasına bağıran adamla tüm sözcüklerim bogazıma dizilmişti.. " Sikerim lan eskisinide, yenisinide.. Derdin ne kızım senin, daha ne yapıcam lan ben seni memnun etmek için.. Ağzının içine bakıyorum lan sen üzülme, kırılma diye.. Ama kime konuşuyorum ki ben değil mi, 2 saat sonra sen yine bildiğini okumaya devam ediceksin.. Ne bok yersen ye kızım tamam mı, özgürsün.. " Ali arabadan hışımla inince, Yaren ağzı açık ve gözleri kocaman olmuş bir şekilde kapattığı kapıya bakıyordu.. Kendimi toparlayarak bende arabadan indim ve koşarak caddede taksilere el kaldıran Aliye yetişmiştim.. Kolundan tutarak bana dönmesini sağlarken, kolunu hızla silkeledi ve elimin baskısından hemencecik kurtulmuştu.. " Güneş git başımdan, çok sinirliyim.. Seninde kalbini kırmak istemiyorum.. " Bu sırada yanımıza yanaşan taksiye gitmesi için elimle işaret ediyordum.. " Yaa Ali saçmalama, ne yani bizi bu şekilde bırakıp gidecek misin.. Derdiniz ne ise konuşup halledersiniz, hadi bak lütfen hatrım için.. " Sinirden kızarmaya başlamış yüzünü bana dönünce, arkama doğru sert bir bakış atmıştı.. Yarenin şu anda bizi izlediğini biliyordum.. Ama biz bu durumdayken, onlarında böyle boktan sebeplerden dolayı aralarının açılmasını istemiyordum.. " Yoruldum artık Güneş, anlıyor musun yoruldum.. Öyle diyorum olmuyor, böyle diyorum tam zıttını istiyor.. Neyim ben, gel deyince gelecek git dediğinde gidecek, bir çocuk mu.. " Söyleyecek hiç bir şey bulamıyordum.. Haklı olabilirdi ama, Yarenin ne derdi vardı onuda dinlemek gerekiyordu.. Hiç bir sorun tek taraflı bir çözüme ulaşamazdı.. " Ali, anlıyorum seni haklısın.. Ama onunda neden böyle davrandığını konuşmadan bilemeyiz ki.. Sinirle kalkıp zararla oturma, ben bi taksi çevirir giderim yemeğe.. Sende arabaya dön, işlerinden önce ilişkinizi yola sokun.. Yoksa sonunuz bizim gibi olur.. " Sinirli yüzü son cümlemlemle allak bullak olurken, yutkunma sesini duyduğuma yemin edebilirdim.. Boynundaki kravatı tek eliyle gevşetirken bana bir adım daha yaklaştığında, hala gözlerimi üzerinden ayırmamıştım.. " Ne varmış ki sizin sonunuzda,keşke sonumuz sizinki gibi olsa.. " Yapmacık olduğu apaçık belli olan bir gülümseme kaplamıştı yüzümü.. Karşımda hem normal davranmaya çalışan, hemde meraklı bakışlar atan adam onu ne kadar iyi tanıdığımı bilmiyor muydu yani.. " Susuyor olmam, salak olduğum yada göz yumduğum anlamına gelmez Ali.. Sadece her şeyin zamanı var.. " dedikten sonra, yanımıza yaklaşan taksiye durması için el kaldırmıştım.. Ağzından tek bir söz çıkmazken elimle omzuna bir kaç kez vurdum ve taksinin kapısını binmek için açtım.. " O yüzden şimdi arabaya dön ve sorunlarınızı halletmedende gözüme gözükmeyin.. " Bindiğim taksinin şoförüne gitmek istediğim mekanın adını verirken, Ali hala arkamdan bakıyordu.. Gözlerimden akmak için direnen yaşların akmaması için camı açmış ve içeriye dolan rüzgarın birazcık olsun beni yasınlaştırmasına izin verdim.. Ben artık her şeyden önce, iki çocuk annesiydim.. Her zamankinden daha güçlü olmam ve her zamankinden daha dik durmam gerekti.. Kaderde ne varsa çekecektik.. Acılar ne kadar derin olursa olsun, elbet bir gün kabuk bağlıyacaktı.. Yada ölüm bizi buluncaya dek, kanamaya devam edecekti.. Taksicinin sesini işitmemle geldiğimizi yeni farkedebilmiştim.. Ücreti ödeyerek arabadan inerken, çantamda çalan telefonumun sesi yankılanmaya başlamıştı.. Çıkardığım telefonun ekranında " Adamım " ismini görünce, bir süre açıp açmamak konusunda kararsız kaldım.. Odada onu arkamda bırakarak kendimi dışarıya atmıştım ve oda evden bu yüzden olsa gerek sinirli bir şekilde ayrılmıştı.. Yarım saat sonra şimdi beni araması bir yandan meraklanmama neden olurken, bir yandanda kafamı kurcalayan sorunlar yüzünden sesini duymak istemiyordum.. Kapanan telefonla tam derin bir nefes alacaktım ki, tekrar çalmaya başlayınca yine açmazsam ortalığı ayağa kaldıracağını düşünerek ekrandaki ikonu kaydırmıştım.. " Bu telefon neden aradığımda açılmıyor kadınn, nerdesin.. " diye kükreyen adam, kesinlikle kocamdan başkası değildi.. Ahh ne kadarda zekiyim değil mi.. Hattın diğer ucundan bile sinirini an ve an hissettirebiliyordu ve bu benim belkide ilk kez umurumda bile değildi.. " Açmadığıma göre müsait değilim demek ki Burak.. Ne için aramıştın.. " Telefondan bir süre ses gelmeyince kapattığını düşünmüştüm.. Ama ekrana baktığımda hala hatta olduğunu görüp, tekrar kulağıma dayamıştım telefonu.. " Müsait değilim derken.. Lan sen nasıl konuşuyorsun benimle.. Nerdesin dedim Güneş tekrar sormuyacağım.. " Sanırım dişlerini sıkıyordu ve arkasından gelen seslerden anladığım kadarıylada yanlız değildi.. Bir yandan boynumu sağa doğru eğmiş telefonu omzumda tutmaya çalışırken, bir yandanda mekana doğru ilerlemeye başladığımda sessizliğini koruyarak hala benden cevap beklemesi hiç alışıldık bir durum değildi.. " Liseden arkadaşlarla buluşmaya geldim Burak.. Ve artık seninle bu şekilde konuşmaya karar verdim.. Sonuçta seni aradığım zamanlarda sende müsait olamıyorsun unutma... " " Güneş.. " diyerek bağırdığında lafı ağızına tıkarak telefonu kapatmıştım... Çünkü eğer konuşmaya devam edersem bende bağırmaya başlıyacaktım ve daha ilk dakkadan rezil olacaktım herkese.. " Kapatıyorum Burak, eve geldiğimde konuşuruz.. Müsait olursak tabii.. " Mekanın içinde gözlerimi gezdirmeye başladığımda, en köşedeki büyük masa görüş alanıma girmişti.. Kendi aralarında konuşarak gülüşen eski arkadaşlarımı görünce, bende gülümsemeden edememiştim.. Çok uzun zaman geçmesine rağmen hala o yılları özlüyordum.. Annemle yaşadığımız onca şeye rağmen, tek mutlu olduğum yer okul ve karşımda fiziksel olarak hiç değişmemiş olduğunu gördüğüm insanlardı.. İyisiyle kötüsüyle geçen yıllardan sonra, beni ve Aliyide davet etmeleri beni çok memnun etmişti doğruyu söylemek gerekirse.. Adımlarım beni masaya doğru yönlendirirken, geldiğimi farkeden Gizem küçük bir çığlık atarak ayağa fırlamıştı.. " Ayy inanmıyorum, Güneş bu sen misin.. " " Sanırım benim.. " derken bende gülümsüyordum.. Aslında hiç biriyle aşırı derecede samimi olmamıştım.. Şimdi bu sevgi gösterilerini ne kadar abartılı bulsamda, sesimi çıkarmadan onlara ayak uydurmuştum.. Masadan uzaklaşarak bana doğru gelirken, açtığı kolları arasına girmem iki saniyemi almıştı.. Sıkı sıkı sarılırken, aynı zamanda beni bir sağa bir sola sallamayıda ihmal etmiyordu.. " Ayy hala kupkurusun yaaa.. " " Yapıştın zamk gibi, bırakta bizde sarılalım.. " diyerek Gizemi benden ayıran, Sedeften başkası değildi.. Gizem homurdanarak benden uzaklaşırken, diğerleriylede sırasıyla kucaklaşmıştım.. Kızlı erkekli 10 kişiydik ve bir kaç erkeğin yanında sevgilileri vardı.. Allah aşkına bir evlenen ben mi vardım şimdi yani.. Masanın tam ortasına oturduktan sonra, ben gelinceye kadar nelerden konuşulduğunun özetini geçmişti Gökhan.. Aileler, meslekler derken yine herkes neler yaptığından bahsetmeye başladığında, Şermin'in bana soru yöneltmesiyle tüm dikkat üzerimde toplanmıştı.. " Eee Güneş'cim sizde hala evlilik yok mu.. " diye sorduğunda kaşlarımı çatarak ne demek istediğini anlamaya çalışıyordum.. Sedef durumumu anlamış olacak ki, " Sen ve Aliyi kastediyor canım.. " diyerek düşüncelerime açıklık getirmişti sağolsun.. (!) " Kardeşim dediğim biriyle evlenecek kadar midesiz olmadığım için, biz yine ayrılmaz kankalar olarak hayatımıza devam ediyoruz.. Bunu düşündürecek ne gördünüz gerçekten çok merak ettim şimdi.. " Elimdeki çatalı masaya dayamış ağır ağır çevirirken, sakin olmaya çalışıyordum.. Gözlerimi Şerminin gözlerine diktiğim için oda rahatsız olmuş olacak ki, diğerlerine bir şeyler söylemeleri için işaret ediyordu.. " Nerden çıkarabiliriz sence, çocuk her an dibinden ayrılmazdı Güneş.. Başını seni korumak için az mı belaya soktu.. Şerminde sizi okuldan sonra bir kaç kez samimi bir şekilde görünce.. " " Sizde dediniz ki, bunlar kardeş ayağına birbirini götürüyor.. Öyle mi.? " Masada derin bir sessizlik oluşurken, bu sert tepkimi beklemedikleri çok açık belli oluyordu.. Ama işin komik yanı, bende onlardan böyle bir yakıştırmayı asla beklemiyordum.. Buraya gelirken düşündüğüm tek şey, eski günleri yad edip sadece biraz olsun kafa dağıtmaktı.. " Ahh işte bizim Şermin'in ani atakları Güneş'cim. Tabii öğle düşünmedik, ama hayat neler getirir belli olmaz.. Birbirinizede çok yakıştırdığımız için, neden olmasın dedik.. " diyerek kırtıkları potu toparlamaya çalışan Sedef nedense kıpkırmızı olmuştu.. Kimseyi yanlış düşündükleri için yargılayamazdım.. Yada kimseye bizim aramızdaki kansız kardeş bağını anlatmak zorunda değildim.. " Yani hala bekar mısın.. Ayy Görkem gelmediğine bin pişman olucak desene.. " Başım hızla Gizeme dönerken, Görkemin ismini duymak beni huzursuz etmişti.. Lisede bana kafayı takan ve her an onun olacağıma dair imâlarda bulunan, sınıf arkadaşımızın ismini duymak kimi huzursuz etmezdi ki.. " Görkem ne alaka şimdi Gizem.. Sakın oda gelecek deme bana.. " " Gelecekti aslında ama, Ali ve senin beraber geleceğinizi duyunca nedense vazgeçti.. " Ellerim masanın altında yumruk şekilini alırken, Gizemin aslında ne kadar gıcık bir kız olduğunu unuttuğumu farkettim.. " Sahi Ali neden gelmedi.. " " Nişanlısı rahatsız biraz, daha sonra yetişebilirse katılacak merak etme.. " Masadaki kızlar şaşırmış bir şekilde birbirlerini dürterlerken, bu kadarının onlara yetmiyeceğini düşünerek konuşmaya devam ettim.. Çünkü zamanında kendimi iyi hissettiğim insanların yanında, şimdi kendimi çok ama çok berbat hissediyordum.. " Aslında bende gelemiyecektim ama, çocuklar sorun çıkarmayınca gelip sizi bir göreyim dedim.." " Çocuklar. " diyerek Şermin ve gizem aynı anda sorunca, gülmemek için kendimi zor tutuyordum bu sefer.. Çünkü bu masada anladığım kadarıyla evli olarak bir ben, birde Gökhan vardı.. " Ahh söylemedim değil mi.. İkizlerim var benim, Ada ve Aras.. Tabii sen Alinin genel hayatına yoklama çekerken, benim hayatımı es geçmişsin Şermincim.. " Şermin renkten renge girerken, artık burada işimin bittiğine kaanat getirerek gitmek istedim.. Çünkü daha fazla ne onları kırmak istiyordum.. Nede eski anılarımın lekeli resimlerden oluştuğu gerçeğini görmek.. Çantamı astığım sandalyeden alıp tam ayaklanıyordum ki, duymaktan en çok korktuğum kişinin sesini işittiğimde olduğum yere mıhlanıp kalmıştım.. " Selam millet. " diyen kalın sesi her zamanki gibi insanın tüylerini diken diken ediyordu.. Görkem heybetli boyuyla masaya doğru ilerlerken, ben nasıl buradan sıvışacağımı düşünüyordum.. İstemediğin ot burnunun dibinde biter derlerdide inanmazdım.. Üzerindeki takım elbisenin ceketini çıkartıp boş sandalyelerden birine asarken, erkeklerle samimi bir şekilde selamlaşmaya başlamıştı.. Kızların cıvık gülüşmelerine pek takıldığı söylenemezdi ama yinede her birine tek tek sarılmıştı.. Ondan tarafa bakmamaya çalışsamda, gözlerinin ağırlığını üzerimde hissedebiliyordum.. " Güneş, bir merhaba yok mu.. " diyen sesi yakınımdan gelince, istemeye istemeye başımı tepemde dikilen adama çevirmiştim.. " Merhaba Görkem, bende tam kalkıyordum.. " dedikten sonra çantamı elime aldım ve ters bakışlarımı Şermin ve Gizemin üzerine dikerek yerimden kalkmıştım.. Bu ikisinden birisi yalnız geldiğimi bildirmedilerse eğer, bende hiç bir şey bilmiyordum.. " Ne o, yoksa ben geldim diyemi kalkıyorsun.. " " Seninle bir ilgisi yok, çocuklar bekler.. Bazılarımızın sorumlusu olduğu aileleri var Görkem.. " Şaşkın ve bir o kadarda afallamış yüzüne sırtımı döndükten sonra, kapıya doğru ilerlemeye başlamıştım.. Onu görmeyeli uzun zaman olsa bile hala bakışları beni rahatsız edebilecek kadar derin ve yoğundu.. Mekanın kapısından çıkıp caddeye doğru ilerlemeyi düşünüyordum ki, omzuma konulan büyük elle başımı geriye çevirmiştim.. Gördüğüm yüz hızla bir adım geri çekilmemi sağlarken, onunda bu hareketime kaşlarını çattığını gördüm.. " Sadece biraz konuşmak istedim Güneş, sakin ol.. " " Be -ben sadece boş bulundum, aslında acelem var sonra konuşuruz.. Kusura bakma.. " dedim ve tekrar ilerlemek istedim.. Ama bu sefer kolumdan tuttu ve hiç nazik olmayan bir şekilde yüz yüze gelmemizi sağlamıştı.. Dişlerimi sıkarak kollarımdaki acıyı görmezden gelirken, bir yandanda sinirden kızaran gözlerimi gözlerine dikmiştim.. " Bırak kolumu.. " " Sadece konuşmak istiyorum, neden her seferinde beni görmezden geliyorsun.. " diyerek yüzüme karşı bağırınca, gözlerimi kapatmak zorunda kalmıştım.. Allahım ben nasıl bu kadar bahtsız bedevi olabiliyordum anlamış değildim.. " Seni görmezden falan geldiğim yok, ama seninle konuşmakta istemiyorum Görkem.. Bırak kolumu rezil oluyoruz.. " dedim içerideki sözde arkadaşlarımızın, film izlermiş gibi bizi izlediğini göstererek.. Bir taneside gelip Görkeme kendine gel demiyordu.. " Bu sefer değil Güneş, bu sefer beni görmezden gelmene izin veremem.. " demişti ki, yerimden sıçramama neden olan ve kükreyerek ismimi söyleyen sesi duyunca hızla arkamı dönmüştüm.. " Bu - burak.. " Burak arabasından inmiş ve arkasındaki korumalarla beraber bize doğru ilerlerken, gözleri Görkemin kolumdaki elinden bir an olsun ayrılmamıştı.. Beş altı adım uzağımıza kadar geldiğinde söylediği sözlerden sonra, korkudan neredeyse oraya yıgılacaktım.. " Senin karıma dokunan elini g*t*ne sokarım lan orospu çocuğu.. " Ben size artık hiç bir şeyden korkmuyorum demiştim değil mi.. Ahhh ne kadarda cesaretliymişim öyle..
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD