Pars Timur Yoğun bakıma girmemle yüzüme ilk çarpan soğuk hava dalgası oldu. Metalik kokular, cihazların düzenli aralıklarla çıkan bip sesleri ve loş ışık… Her şey insanın içine kasvet dolduruyordu. Büge ortada, ağzında oksijen maskesi ile yatıyordu. Onu böyle görmeye hiç alışık değildim. Ama buna da şükrediyordum. Çünkü o mağarada kalbi durduğunda geri gelmeseydi... Aksini düşünmek bile tüylerimi diken diken ediyordu. Yanına kadar ilerledim. Elim istemsizce eline uzandı, parmaklarımla kavradım. Soğuk değildi ama eski sıcaklığı da yoktu. Başparmağımla yavaşca elinin üstünü okşadım. “Güzelim…” dedim, sesim kısık ve titrek çıkıyordu. “İyi olacaksın. İyi olman için ne gerekiyorsa yapacağım.” Sözlerim boğazımda düğümlendi, sesim çatallandı. Dışarıdan ne kadar güçlü görünsem de içimde koc

