Miran’ın kucağındaki o yakıcı yakınlık, kalbimi sıkıştıran o korkunç iddiayla bir anda buz kesti. Artık ne teninin sıcaklığı ne de omuzlarımdaki eli umurumdaydı. Kendimi bir hırsla geri çektim, kucağından inip masanın önünde titreyerek durdum. Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülürken sesim odanın içinde bir feryat gibi yükseldi. "Ben bir şey yapmadım! Ben anneni itmedim, yemin ederim!" dedim hıçkırıklarımın arasından. "O gece her şey bir kazaydı, ben sadece kendimi korumaya çalışıyordum. Kimsenin canını yakmak istemedim, yemin ederim Miran!" Miran, oturduğu koltukta bir anda gerilerek ayağa kalktı. O devasa cüssesi üzerime bir kâbus gibi çökerken, eliyle ağzımı sertçe kapatmaya yeltendi. Gözleri kapıya kaydı, sesi zehirli bir fısıltıya dönüştü. "Kes sesini!" diye kükredi dişlerinin arası

