Kandilli’deki Cam Köşk’ün yıkıntıları, hâlâ duman tüttürüyordu. İstanbul Boğazı’nın Anadolu yakasında, sabahın erken saatlerinde denizden yükselen sis, Kaan Arsen’in yüzüne çarpıyordu. Ama Kaan, o sisi hissetmiyordu. Elinde, Selin’in cansız, şeffaflaşmış bedenini tutuyordu. Selin’in beyaz saçları, rüzgârda savruluyor, teni neredeyse görünmez olacak kadar saydamdı. Kaan, Selin’i yere, cam kırıklarının üzerine yatırmıştı. Diz çökmüş, Selin’in soğuk elini avuçlarının arasına almıştı. Gözlerinden akan yaşlar, Selin’in tenine damladığında altın rengi bir ışıkla parlıyor, sonra sönüyordu. "Sana söz verdim," diye fısıldadı Kaan, sesi titreyerek. "Seni geri getireceğim. Nasıl olursa olsun." Cebinden, Viktor’dan kalan Arsen kristalini çıkardı. Kristal, hâlâ hafifçe mor parlıyordu. İçinde, Sel

