Kandilli’deki Cam Köşk’ün en üst katı, artık bir hapishaneden çok bir işkence odasına dönüşmüştü. Duvarları boydan boya camdan yapılmış bu odada, sabahın ilk ışıkları içeriye hapsedilmiş, yapay bir sera sıcaklığı yaratmıştı. Kaan Arsen, odanın tam ortasında, gümüş prangalarla cam bir sandalyeye bağlıydı. Göğsü, şiddetli bir şekilde inip kalkıyordu. Ama bu nefes alışverişi, bir insanınki değil, boğulmakta olan bir canavarınkiydi. Gözleri zifiri bir siyahtı. Damarları, teninin altında siyah bir ağ gibi belirginleşmişti. Gölgekan’ın zehri, onun ruhunu kemiriyor, Arsen ışığının son kırıntılarını söndürmek için son hamlesini yapıyordu. Selin, odanın diğer ucunda, aynı prangalarla duvara çivilenmişti. Gözleri, Kaan’ın acıdan kıvrılan yüzünden ayrılamıyordu. Kan bağı... Kaan’ın her bir a

