KANLI KEFARET

1214 Words

Galata Kulesi’nin eteklerindeki taş meydan, ölümcül bir sessizliğe gömülmüştü. Aurelius’un elindeki Güneş Kılıcı’nın ucu, Selin’in boğazındaki ince, porselen deriyi çiziyordu. Kılıcın altın ışığı, Selin’in tenine değdiği an cızırdıyor, hafifçe yakıyordu. Ama Selin, gözlerini bile kırpmadı. Sadece, yorgun ve boş bakışlarla Işık Avcısı’nın maskeli yüzüne bakıyordu. "Lilith’in tohumu, onun kanında hâlâ yaşıyor," dedi Aurelius, sesi meydandaki herkesin zihninde buz gibi yankılanarak. "Zincir kırıldı, evet. Ama kadim ruhun izi silinmedi. Eğer bu tohumu şimdi yakmazsak, bir gün tekrar uyanacak. Ve bu sefer, dünyayı değil, tüm evreni yutacak." Arda, titreyen ellerini havada kaldırarak Aurelius ile Selin’in arasına girdi. Göğsündeki yanık izleri acıyla sızlıyor, nefes almakta zorlanıyordu. Ama

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD