İstanbul Boğazı’nın ortasında, suyun üzerinde duran altın ışık sütunu, gece yarısını gündüze çevirmişti. Arıkan Holding penthouse’unun çatırdayan camlarından Kaan, o ışığa bakarken göğsündeki Arsen enerjisi şiddetle titriyordu. Sol altın, sağ siyah gözleri, gökyüzündeki o kör edici parlaklığa karşı koyamıyordu. Kaan, dişlerini sıkarak diz çöktü. Avuçları, mermer zeminde iz bırakacak kadar sıktı. "Kaan!" Selin, hemen yanına çöktü. Gümüş gibi parlayan elleri, Kaan’ın titreyen omuzlarına bastırdı. "Dayan, aşkım. Dayan." "Yakıyor..." diye hırladı Kaan, sesi boğuk ve acı doluydu. "Selin, bu ışık... Bu ışık Arsen ışığı değil. Bu... Bu *başka* bir şey. Çok daha eski. Çok daha... Saf." Joker, odanın köşesinde, elindeki kırık kadehi yere bırakmış, duvara yaslanmıştı. Yüzündeki yara izi, gökyüz

