Selin'in bileğinden süzülen kan, Yerebatan Sarnıcı'nın siyah sularına değdiğinde, suyun yüzeyinde altın rengi bir damar ağı oluştu. Kaan'ın ruhu, suların derinliklerinde boğuluyordu. Ve Selin, o ruhu çekip çıkarmak için kendi yaşam enerjisini, damla damla, sulara akıtıyordu. Teni her geçen saniye daha da soluyor, gözlerindeki kehribar-kızıl parlaklık sönükleşiyordu. Julian'ın ritüeli, vampir özünün büyük bir kısmını zaten emmişti. Şimdi geriye kalan son kırıntıları da Kaan için feda ediyordu. *"Selin... Yapma..."* Kaan'ın sesi, suların dibinden, çok zayıf, neredeyse yok olmak üzere olan bir fısıltı olarak zihnine ulaştı. "Seni bırakmayacağım," diye hırladı Selin, dişlerini sıkarak. Kan, bileğinden serbestçe akıyordu artık. Sarnıcın suları, altın ve kırmızının iç içe geçtiği bir girdab

