BÖLÜM 1: YASAK ATEŞ
Sıcak yaz gecesi, Lina'nın tenini okşayan hafif bir meltemle tatlı bir serinlik taşıyordu. Tatil köyünün sahil barında, loş ışıkların altında, gözleri gökyüzüne takılı kalmıştı. İçindeki huzursuzluk, içtiği şaraba rağmen dinmemişti. Yalnız olmak istemişti ama kader ona bambaşka bir oyun oynayacaktı.
"Yalnız içmek iyi bir fikir mi, Lina?"
Tanınan bir ses, derin, tok ve etkileyici... Omuzları hafifçe kasıldı ama sesin sahibine dönmeden önce yüzüne kayıtsız bir ifade yerleştirdi. Alaz... Onu burada görmek, Lina'yı bir anlığına dengesiz hissettirdi. Uzun zamandır onu uzaktan izleyen ama Lina'nın farkında olmadığı adam...
Alaz, her zaman olduğu gibi kendinden emin ve çekiciydi. Beyaz gömleğinin ilk birkaç düğmesi açıktı, teni bronzlaşmış ve gözleri her zamanki gibi keskin bakışlarla ona kilitlenmişti. Masaya yaklaşırken içindeki baskın enerji Lina’nın tenini ürpertti.
"Bana mı eşlik edeceksin?" diye sordu Lina, şarap kadehini havaya kaldırarak.
Alaz hafifçe gülümsedi. "Eğer izin verirsen, neden olmasın?"
O gece, içkiler içildi, sohbet koyulaştı ve aralarındaki çekim her geçen dakika daha da yoğunlaştı. Lina, Alaz’ın ne kadar karizmatik ve etkileyici olduğunu inkar edemezdi ama bu ona kontrolü kaybettirme ihtimali olan bir histi. Korkutucu derecede yoğun…
Alaz, ellerini masaya koyup Lina’ya yaklaştığında, onun kokusu tenine doldu. Odunsu ve baharatlı bir koku… İçkiden daha sarhoş edici. Lina, gözlerini kaçırmak istedi ama Alaz ona izin vermedi. Parmak uçları, hafifçe Lina’nın koluna dokunduğunda, kadının içinden bir titreme geçti.
"Üşüyor musun?" diye sordu Alaz, sesi kısık ve yumuşaktı.
Lina başını iki yana salladı. Ama gerçek şu ki, içindeki ateş onu yakıyordu.
Gece ilerledikçe, sahilde yürümeye başladılar. Kumların üzerine basarken Lina’nın ayakkabılarını çıkarmasına yardım eden Alaz’ın parmakları, bileklerine değdiğinde Lina’nın nefesi bir anlığına kesildi. Adamın dokunuşu yakıcıydı.
Karanlığın içinde, Alaz bir adım daha yaklaştı. Elini Lina’nın beline koyduğunda, Lina refleks olarak geri çekilmek istedi ama yapamadı. Gözleri Alaz’ın gözlerinde kilitlenmişti. Adamın bakışları, Lina’nın zihnini bulandırıyordu.
"Bunu istiyorsun, Lina," diye fısıldadı Alaz. "Ama kendine itiraf etmiyorsun."
Lina'nın kalbi hızla atıyordu. Alaz’ın kokusu, sıcak teni, güçlü kolları onu içine çekiyordu. Bir an tereddüt etti ama içindeki sesi susturduğunda, Alaz'ın dudakları çoktan onun dudaklarına kapanmıştı.
Önce yavaş, sonra hızla tutkulu bir öpücüğe dönüştü. Lina’nın parmakları, Alaz’ın gömleğini kavradı ve onu kendine daha da yaklaştırdı. Adamın vücudu, sert ve güçlüydü. Lina’nın vücudu, bu hisse karşı koymak ister gibi gergindi ama aynı zamanda boyun eğmişti. Alaz’ın elleri belinden sıyrılıp sırtına, ardından kalçalarına indiğinde Lina’nın nefesi düzensizleşti.
Öpücükleri, boynuna, omuzlarına inerken, Lina’nın dudaklarından kaçan hafif iniltiler, Alaz’ın sabrını zorluyordu. Alaz, Lina’nın elini tuttu ve onu usulca kendi bungalovuna doğru çekti. Lina, kaçıp kaçmama arasında gidip geldi ama içindeki arzunun baskısı, onu Alaz’a daha da yaklaştırdı.
Kapı kapanır kapanmaz Alaz, Lina’yı duvara yasladı. Parmakları Lina’nın sırtında gezinirken, dudakları onun tenine iz bırakıyordu. Lina’nın parmakları Alaz’ın gömleğini sıyırırken, adamın kaslı göğsüne dokunduğunda içinden bir ürperti geçti. Alaz’ın sıcak nefesi kulaklarını yaladığında, Lina’nın gözleri aralandı.
"Sana dokunmamı istiyorsun, Lina..." diye fısıldadı Alaz, dudakları Lina’nın boynuna gömülmüşken.
Lina'nın bedeni ona çoktan cevap vermişti bile. Titreyen parmakları, Alaz’ın tenini keşfetmeye başladığında adamın nefesi ağırlaştı. Alaz’ın elleri, Lina’nın elbisesinin askılarını kaydırarak omuzlarını açığa çıkardığında, Lina gözlerini kapadı ve kendini tamamen bu adamın dokunuşlarına bıraktı...
Gece, arzularını esir alan bir fırtına gibi üzerlerine çökerken, Lina ilk kez kontrolü bırakmanın nasıl hissettirdiğini deneyimliyordu. O gece, ikisi de bir geceden fazlasına dönüşebilecek bir şeyin başlangıcını hissediyordu.