'Melek Nisa Koçak'
-Melek Nisa Koçak-
Sabah yine babamın bizi öpücüklerle uyandırması eşliğinde uyandık. 22 yaşıma geldim, hâlâ beni ve kardeşim Nilda'yı öpe koklaya uyandırıyor. Canım Babam, benle kardeşime hiç kıyamaz. Kendimi bildim bileli etrafımızda pervane. Ama aşırı kıskanç. Asla normal erkek arkadaşımız olmasına bile tahammülü yok. Zaten çokta erkek arkadaşımız olmadı. Teyzemlerin oğulları ve Babamın tim arkadaşlarının çocuklarıyla geçen, çocukluk dönemlerimiz oldu.
Poyraz'ı bile zamanında çok kıskandı benden. Çocukken pek umursamıyordum ama, lisede bende Poyraz'a karşı olan duygularımın farklı olduğunu anlayınca, Babam anlamasın diye çok dikkat ettim. Biraz büyüyüp aramızdaki ilişkinin akrabalık tarzında olduğunu anlayınca Babam da normal davranmaya başladı. Ama sağolsun herkese o korkuyu aşıladı. Her ortamda, benim kızlarıma bakacak adamın gözlerini oyarım bilmem ney, asarım, keserim gibi şeyler. Canım annem Sumruliçem, sürekli babamla bu konu hakkında tartışıyor ama asla Babam bildiğinden vazgeçmiyor.
Babamın kıskançlık damarı bizlerin okul hayatınıda etkiledi. Asla başka şehirde üniversite okumaya yollamadı bizi. Mecbur kendi şehrimiz de okumak zorunda kaldık. Ben Iğdır Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Beden Eğitimi Öğretmenliği son sınıf öğrencisiyim. Nilda'da benimle aynı üniversite de ama o, Güzel Sanatlar fakültesinde. Resim öğretmeni olmak istiyor. Aşırı güzel resim yapıyor ve fazlaca yeteneği var. Babam asla bizim meslek seçimlerimize karışmadı. Sadece burdaki üniversitede okuyacaksınız dedi. Gerçi benim işime geldi. Ben Poyraz'da bizim okulda okuduğu için, onun bölümünü seçtim. Onun sayesinde zaten şuan harika bir fiziğim var. Beni spora o yönlendirdi. Her sabah sitede yürüyüş ve spor salonunda aletlerle çalıştık. Bizim Poyraz'la çok güzel bir arkadaşlığımız var. Gerçi ona göre arkadaş. Ben Poyraz'ı liseden beri farklı duygularla seviyorum. Bu aralar kararımı verdim ne olursa olsun Poyraz'a onu sevdiğimi söyleyeceğim. Poyraz bizim fakültede, Antrenörlük eğitimleri veriyor. Ben ikinci sınıfa geçtiğim zaman o mezun oldu ama, sonra eğitim görevlisi olarak okulda devam etmeye başladı. Yani sevdiğim adam, diğer yandanda hocam. Aşırı yakışıklı ve genç olduğu için bütün kızların dikkatini çekiyor. Sürekli benle takılıyor benim yanımda ama, hem okul hem çevremiz bizi akraba bildiği için kimse farklı birşey düşünmüyor aramızda.
Babam, okula rahatça gelip gidelim diye bana arabada aldı. Şimdi her sabah genelde Nilda'yla birlikte okula gidiyoruz. Bazen derslerimiz uymuyor onda da Nilda arabayı alıp gidiyor. Aslan Babam, ikimizde 18 olur olmaz ehliyet almamızı sağladı. Babamın, emeği çok üstümüzde. Herşeyimizle o ilgileniyor. Bize aşırı düşkün. Hep anlatıyorlar ama, Babamın ailesi olmadığı için bizi çok farklı seviyormuş. Annemle olan hikâyelerini dinledikçe ağzımız açık kalıyor. Üç yıllık bir ayrılık süreçleri dahi olmuş. Babam benim varlığımdan iki yıl habersiz kalmış. Annem hep diyor, sana o yüzden aşırı düşkün diye.
Odamda hazırlanıp mutfağa indim. Sumruliçem kahvaltıyı hazırlamış. Sarılıp onu kocaman öptüm. Annem çok başarılı bir doktormuş. Ben ve Nilda'dan sonra çalışma hayatına ara vermiş ama, Nilda'da kreşe başlayınca özel bir hastanede Dahiliye doktoru olarak işe başlamış. Güzelliğim şimdilerde aynı hastanede başhekimlik yapıyor ama, artık emekliye ayrılıcam deyip duruyor bakalım. Evimle, eşimle, çocuklarımla vakit geçirmek istiyorum diyor. Ben annemi öpünce, yakışıklı Babam aşırı kıskandı. Babam'da Albay oldu. Biz Albay kızlarıyız.
Babam;
"Nisa hanım, babanızı öpmüyor musunuz?
"Ahh benim yakışıklım. Seni öpmeden olurmu. Benim günüm güzel geçermi sence?" deyip yanağından öpüp onada sarıldım.
Nilda gelip oda sarıldı ve hemen söylendi;
"Babacım, bak vallahi kıskanıyorum ama, sanki bu kızını daha çok seviyorsun."
"Bu ne demek ya. Ben ablanım senin. Hem tabikide beni çok sevecek. Çünkü ben onun ilk göz ağrısıyım."
Biz böyle atışınca, Babam iki arada bir derede kalıyor. İkinizide çok seviyorum, ikinizde benim değerlimsiniz deyip sıralamaya başlıyor. Bugün Nilda'nın okulda dersi yok. Dün akşamdan Poyraz'la mesajlaştık beni o alıp, okula götürecek. Kahvaltıda bunu söyleyince, Nilda çok sevindi. İyi bari arabada bana lazımdı. Kızlarla AVM'ye gideceğiz süper oldu dedi. Nilda babamdan kredi kartını istedi. Babam biraz gönülsüz verdi ama yinede verdi. Kıyamaz kızlarına. Ama Nilda'ya vermemekte haklı. Anasını ağlatıyor kartların.
Ben kahvaltımı yapıp çıkacağım sırada, Babam seslendi;
''Güzel kızım, dikkat et kendine. O Poyraz'a da söyle; arabayı yavaş kullansın. Siz ikiniz bir araya gelince baya hız yapıyorsunuz. Farkında değilim sanmayın.''
''Tamam babacım. Hemen aşağıya inince ilk iş bunu söyleyeceğim, Poyraz'a..''
Babam, maşallah radar gibi. Nerden anladı, bizim birlikte çok hız yaptığımızı. Neyse Poyraz'ı çok bekletmeyelim. Sonra sevgilisini bekleyen erkekler gibi bana trip atıyor. Gerçi öyle yapınca da aşırı tatlı oluyor.
Ben, Poyraz'ı çok seviyorum. Bunu artık ona söyleyeceğim. Poyraz'a aşık olduğumu bilen iki kişi var. Biri okuldan arkadaşım Sude, diğeride Poyraz'ın annesi; Pınar Teyze. Oda geçen yıl anladı ve bana sordu. Anlatmak zorunda kaldım. Ama beni çok anlayışla karşıladı. Bu durumun aramızda sır kalacağına söz verdi. Kaldı ki sözünüde tutuyor. Asla bu konuyla ilgili ağzından ne bir ima yada söz duymadım. Bana karşı bu konuda çok anlayışlı davranıyor. Hatta inşallah, bu duygu benim oğlum açısından da karşılıklı olur dedi. Çünkü ben senin gibi bir gelinim olsun isterim dedi. Ahh canım kaynanacağım benim. Bende senin gibi bir kayın validem olsun çok isterim. Pınar teyzeyle, Erdal amcayı gerçekten ailecek hepimiz çok seviyoruz.
Aşağıya indiğimde, Poyraz'ı Koray amca'mın oğlu; Kuzey'le konuşurken gördüm. Kuzey benden iki yaş küçük ama bana abla der. Birde kardeşi, Güney var. Yanlarına gidip, Kuzey'e selam verdim.
''Günaydın ablacım. Okulamı gidiyorsunuz?''
''Evet tatlım. Sizin bugün ders yok galiba?''
''Yok ablacım. Biz bugün boştayız.''
''Neyse tatlım, o zaman biz Poyraz'la kaçar. Çünkü bizim derslerimiz var.'' deyip, arabaya bindim. Kuzey'le Nilda sevgililer. Ama asla bizim gençler dışında hiç bir büyüğümüze söylemedik. Herkes babamdan korkuyor. Babamın kulağına giderse, kötü olabilir. Zaten ailede herkes babamın korkusu yüzünden, bizlerle ilgili ağzını açamıyor. Kuzey'de bizim okulda okuyor. Babam yüzünden bütün timi ve eniştemlerde çocuklarını başka yere okumaya yollamadılar.
Kerim amcamla, Nihal yengemin kızı; Beril'de bu sene bizim okula başladı. Meriç amcamın oğlu, Yağız'da bizim okulda. Yağız'ın kardeşi, Simay ve Delal teyzemle Selim eniştemin kızı; Selinay da seneye üniversite kazanırsa hepsi bizim okula gelecek. Malesef babam bu konuda herkese kötü örnek oldu. Gerçi hepsinin işine geliyor. Çocukları yanlarında okuyor ve uzağa gitmiyorlar. Poyraz abisiyle, Nisa ablası onlara göz kulak olur diyorlar. Tüm sorumluluk bizde.
Ben arabaya binince, Poyraz'ı öpüp günaydın dedim. Ama bana ters ters baktı. Adım gibi eminim giydiğim bu kısa şorta laf edecek. Annem sayesinde babamın kıyafet konusunda bize karışmamasını sağladık ama ben Poyraz'dan kurtulamıyorum bu konuda. O böyle yaptıkça, ben daha çok umutlanıyorum. Oda bana karşı bir şey hissediyormu acaba diye düşünüyorum.
Yoksa beni sadece koruma iç güdüsüylemi böyle yapıyor. Bunu anlamanın en iyi yolu, ona duygularımı söylemek. Bunu da en yakın zamanda yapacağım. Sinirle oflayıp ellerini saçına geçirip, iyice arabanın gazına yüklendi.
''Poyraz, biraz yavaş olur musun?''
''Olamam Nisa.''
''Ama neden, ne oldu sana şimdi. Neye sinirlendin?''
''Yemin ediyorum, beni katil edeceksin.''
''Ayy vallahi asıl sen beni katil edeceksin. Ne oldu diyorum sana.''
''Giyme şu sikik şeyleri. Okulun bütün erkekleri bakıyor.''
'' Ya delirme. Ne alakası var. Hem bakan olursa sen ne işe yarıyorsun? Beni korursun.''
''Nisa!! giyme diyorum. Beni milletle uğraştırma.''
''Sen beni kıskandınmı ya.. Sen ne tatlı birşey oluyorsun kıskanınca.''
''Nisa, sorun kıskanmak değil. sen benim kardeşim gibisin. Milletin sana yada bizim diğer kızlara bakması zoruma gidiyor.''
Yine kardeşim dedi. Böyle deyince, içim yangın yerine dönüyor. Ufacık bir umut bekliyorum. Ama her seferinde böyle çakılıyorum. sürekli kardeşimsin diyor. Bu durum benimde çok kalbimi acıtıyor.
Böyle deyince, bende sadece ''Tamam daha giymem. Yani dikkat ederim.'' diyebildim.
Camdan dışarı seyredip, yoluma devam ettim. Arada bana bakıyor farkediyorum ama ben ona bakmak istemiyorum. Artık kırılıyorum. Resmen aşk acısı çekiyorum. Ben sevdiğimi söylesem de bir şey değişmeyecek gibi. O bana o gözle asla bakmıyor eminim. Ama ben Poyraz'ı seviyorum ve onun hayatımda olmasını istiyorum.
Okula gelince, arabayı otoparka park ettik. Tam ineceğim esnada, Poyraz kolumdan tuttu. Benle konuşmaya başladı;
''Nisa, bana böyle soğuk yapma. Sen böyle soğuk yapınca bende üzülüyorum.''
''Neyine üzülüyorsun ki, sanki ben senin çokmu umrundayım.''
''Nisa ne demek, çokmu umrundayım. Sen delirdinmi kızım. Tabikide umrumdasın. Sen benim için değerlisin.''
''Değerliyim öylemi? Peki bunu ben neden göremiyorum.''
''Nisa, ne demek göremiyorum. Güzelim, sen benim için hep değerlisin. Hepte öyle olacaksın. Şimdi bana bir kıyafet yüzünden soğuk yapma.''
''Haklısın! Kıyafet yüzünden trip yapıyorum ben sana. Hiç gerek yok yapmaya haklısın. Ben derse gidiyorum, görüşürüz.'' deyip okula doğru ilerlemeye başladım.
Aptalsın Nisa. Aptalsın kızım. Ne bekliyorsun ki zaten. Adam sana o gözle bakmıyor işte. Zorlama artık. Kendimede yazık ediyorum, beklenti içinde olarak.
Aksi gibi ilk iki dersimizede şimdi Poyraz girecek. Şuan onu hiç görmeyi istemiyorum ama mecburum. Sınıfa geçip en arkaya oturdum. Sude'de yanıma gelip oturdu. Bana neyim olduğunu sordu ama sonra anlatırım dedim. Poyraz dimi yine dedi ve sadece kafa salladım.
Poyraz, sınıfa girip derse başladı. Kafamı sıraya koyup yatmaya başladım. Onu görmeden bu iki dersi geçireceğim. Sadece sesi geliyor kulağıma. Onuda mecbur duyacağım artık.
Arada Sude beni dürtüyor. Kızım sana bakıyor ve sinirleniyor gibi. Dinle şu adamın dersini felan dedi ama hiç kaale almadım.
Bir zaman sonra, Poyraz bana seslendi;
''Melek Nisa, günaydın mı diyelim. Yoksa uyanmak için kahvemi söyleyelim sınıfa.'' diyerek benle dalga geçti. Bütün sınıf güldü.
''Şey hocam.. biraz başım ağrıyor.''
''Dersimde uyuyan kimseyi istemiyorum. Başın ağrıyorsa gelmeseydin. Yada çok kötüysen kantine git ve ilaç bulup iç. Ama benim dersimde böyle yatmayın. Yatacak varsa, şimdi çıksın dersten.''
Ben tekrar yerime oturdum ama yine bana seslendi;
''Melek Nisa, dersimde uyuyan öğrenci görmek istemiyorum. Dışarıya çık.''
''Hocam, özür dilerim. Derse katılacağım.''
''İstemiyorum.! Dışarıya çıkıyorsun Nisa.''
''Hocam, tamam bir daha olmayacak.'' dedim ama inadı tuttu. En nefret ettiğim yönüde, bu inadı. Beni bu sınıftan çıkarmadan asla durmaz biliyorum. Masaya sinirle vurarak;
''Dışarıya çık Nisa.'' diye kükredi.
Gözlerim dolu,dolu sınıftan çıktım. Çıkarken onun da gözlerine baktım. Arada bana karşı böyle damarı tutuyor. Biz nasıl olacağız bu adamla. Tamam okulda öğretmen öğrenci ilişkisi olacak, kimse yakınlığımızı ve torpil varmış gibi düşünmeyecek dedi. Bu konuda hak veriyorum. Bende böyle birşey istemiyorum ama, bu kaçıncı oldu işine gelmeyince beni sürekli yerden yere vuruyor. Ondan böyle tepki görünce aşırı üzülüyorum.
Bahçede banka çıkıp oturdum. Eve gitmek istiyorum ama, aksi gibi arabasız onun arabasıyla geldim. Otobüsle dönmeyi gözüm de kesmiyor. Yine ona mecbur kalıcam. Sude'nin yanıma geldiğini gördüm ve ona sarılıp ağladım.
''Sen niye çıktın dersten? Yoksa benim yüzümden senide mi attı dersten?''
''Yok beni atmadı ama, git arkadaşına bak diye yolladı. Kızım yine sana kıyamadı.''
''Ne kıyamaması be Sude. Ağzıma etti. Şeytan diyor, söyle babana bu Poyraz'ı. Ağzını yüzünü kırsın. Benim Kızlarımı kimse üzemez diyor sonuçta.''
'' Kızım çocuk musun sen? Ne babaya söylemesi.''
''Ne yapayım Sude. Canımı yakıyor. Ben ona böyle aşıkken onun böyle yapması benim canımı yakıyor.''
''Tamam be canım. Yapacak bir şey yok. Sen artık bu adama, onu sevdiğini söylemelisin. Ona göre şekil almak zorundasın. Olursa olur. Olmazsa onsuz bir şekilde yoluna devam etmek zorunda kalırsın.''
''Böyle yaptıkça, cevabını tahmin etmek zor olmuyor. Kendimi rezil etmek istemiyorum. Aramızdaki arkadaşlıkta biter diye korkuyorum.''
''Korkma. Söylemen lazım. Çünkü sen ona farklı gözle bakıyorsun. Emin ol bu şekilde daha çok acı çekeceksin.''
''Neyse sen git sınıfa. Ben onun dersine girmeyeceğim.''
Sude gidince düşünmeye başladım. Benim gerçekten artık Poyraz'a olan duygularımı söylemem gerekli. Ona göre hayatıma devam edeceğim. Böyle belirsizlik içinde olmak beni daha çok üzüyor.
Gün boyu hiç bir derse girmedim. Okul saati çıkışında otoparka geçip, Poyraz'ın arabasının yanında kollarım bağlı beklemeye başladım. Bir zaman sonra oda geldi. Araba'nın kapılarını açınca, bende bindim. Emniyet kemerini takıp, hemen kafamı sağa çevirdim. Onunla konuşmayı asla düşünmüyorum. Benden özür dilemediği sürece konuşmayacağımda.
''Nisa, bana bak!''
''Efendim.''
''Bana bak.''
Sinirle gözlerim dolu dolu yüzüne dönüp,'' Ne var ya ne var. Yetmedimi azarlayıp beni kırman, birazda arabadamı kalbini kırayım dedin.''
''Meleğim..''
Off yaa.. bana genelde şirinlik yapmak istediği zamanlarda böyle meleğim der. Ona kızgınsam diğer adımla seslenir. Sana çok yakışıyor Melek ismi der hep. Adın gibi meleksin der. Aman Nisa, kuyruğu dik tut kızım. Kanma bu adama bu sefer. Hep seni kırıp, sonra iki tatlı sözle kandırıyor.
''Bana meleğim felan deme.''
''Ama sen Melek'sin. Adınımı inkar edeceksin.''
''Nisa'yı tercih ediyorum. Ve seninle konuşmuyorum. Her seferinde kalbimi kırıyorsun Poyraz. Farkında değilsin ama ben çok üzülüyor ve kırılıyorum. Artık yoruldum. Sana kendimi anlatmaya çalışmaktan yoruldum. Beni anlamanı beklemekten yoruldum.''
''Nisa, Şimdi ne oluyor yine sana.''
''Sus Poyraz. Yoluna bak ve arabayı kullan. Benimle de konuşma. Çünkü ben sana çok kırgınım.'' diyerek ekrandan müzik ayarlayıp dinlemeye başladım.
Koray Avcı'dan Aşk sana benzer şarkısı çalmaya başladı. Ona baka, baka şarkıyı söyledim.
Bir gün çıkıp gel uzak yollardan
Benim can yaramı sarmak için
Çünkü bir nefes ki aşk sana benzer
Benim can yaramı sar gülüm çünkü
Derin bir nefes ki aşk sana benzer
Gökte parlayan ay kalpte
İncinen söz çölde
Işıldayan su sana benzer
Gökte parlayan ay kalpte
İncinen söz çölde
Işıldayan su sana benzer
Hoyrat bir aşk içinde yandım çok zaman
Söyle koca bir hayat nasıl geçer
Senle gecen her ömür sana benzer
Şimdi söyle bu hayat nasıl geçer?
Sensiz geçen her ömür küle benzer...
Şarkı çaldıkça ben ağladım. O bana bakıp, iç çekti. Bir ara birden eliyle direksiyona vurdu. İyice sinirlendi.
''Ağlama, çünkü üzülüyorum.''
''Ama beni en çok sen üzüyorsun.''
''Nisa, ne olursun yapma. Bak bu durum benim içinde kolay değil.''
'' Ney kolay değil.?''
''Tamam Nisa. Geldik sayılır. Kendini topla bak, sizinkiler seni böyle görmesin. Hakan amcam görürse, ne oldu diye seni darlar.''
'' Görsün. Bende seni bir güzel babama şikayet ederim. Beni üzdü derim. Muhtemelen silahıyla gelip ayağına sıkar.''
''Sıksın. Hakan amcamın canı sağolsun. Fakat ben onun kızını üzmek istemem. Bu hayatta en son isteyeceğim şeylerden biride, seni üzmek çünkü.''
''Ondanmı her fırsatta beni üzüyorsun. Kırgınım sana ve küsüm. Affetmiyorum seni. Anladın mı beni?''
''Nisa, akşam sitedeki cafeye gel konuşalım. Bak şimdi eve yaklaştık.''
''Gelmiyorum ve senle konuşmuyorum.''
Siteye gelmiştik. Kendi binalarının önüne doğru arabayı park etti ve indik. İnince, Poyraz'ın babası Erdal amcayla karşılaştık. Beni kızı gibi sever. Poyraz'dan sonra maalesef bazı sağlık nedenlerinden dolayı çocukları olmamış. Bende küçüklüğümden beri yanında olduğum için beni ayrı bir sever. Tabi birde Delal teyzemin kızı, Selinay'ıda çok seviyor. Hep bizleri olmayan kızlarım diyerek çok sevdi bugüne kadar. Gelip bana sarılıp, beni başımdan öptü.
Erdal amca moralimin bozuk olduğunu anladı ve bana sordu;
''Nisa'm neyin var kızım.? Sanki moralin bozuk gibi.''
''Yok amcacım. Gayet iyiyim. Okulda biriyle tartıştım canım ona sıkkın.''
''Sen okulda biriyle tartıştın ve bu Poyraz efendi müdahele etmedi mi?''
''Etmez olur mu hiç amcacım. Sonuna kadar etti sağolsun.''
''Edecek tabikide. Sen onun kardeşi sayılırsın. Vallahi yoksa ayağımın altına alırım onu.''
Yapmayın işte bize kardeş yakıştırması yapmayın. Biz kardeş felan değiliz demek istiyorum ama diyemiyorum.
''Neyse kızım daha fazla üzülme. Eve çık sende. Akşam zaten size çaya geliyormuşuz. Annen, Delal teyzenle bizi davet etmiş. Ben şuan bu duruma üzülsemde, Poyraz'ın pis pis sırıttığını gördüm. Çünkü ona gün doğdu. Beni kandıracağını düşünüyor bu akşam, gelince. Görürsün sen Poyraz. Senin burnundan getireceğim..