Melek Nisa Koçak
Okuldan baya üzgün ve sinirli geldiğim için hemen odama çıktım. Sanırım bir tek annem evde. Mutfaktan sesleri geliyordu. Akşam kesinlikle bir bahane bulup aşağıya inmemem lazım. Poyraz beyimizi görmek dahi istemiyorum. Bugün beni aşırı üzdü. Herkesin önünde dersten kovmak nedir ya. Sinirden kuduruyorum şuan. Birde masaya vurmalar felan. O masayı alıp kafasına geçirmedim de.
Yine aşırı sinirlendim. Şuan burda olsa, ağzını yüzünü dağıtsam. O derece sinirliyim ona. Gerçi, o benim yanımdayken ben bir halt yapamam. Onu gördüm mü hemen yelkenler fora. Bir meleğim der, bende bütün sinir gider.
Ona her sinirlendiğim zaman, hep bana meleğim diyor. Meleğin, seni çok seviyor. Sana kör kütük aşık dememek için kendimi zor tutuyorum. Ben bu yaptıklarının hepsini Pınar Teyze'ye tek tek anlatıcam. Şuan beni tek anlayacak olan o. Eminim oda oğluna çok kızacak. Hep benim yanımda oluyor, canım kaynanam. Oda bizi çok istiyor. Sürekli dua ediyor. İnşallah hem onun, hemde benim dualarım boşa çıkmaz.
Annem, kapıyı tıklatıp odaya girdi;
"Güzelim, hoşgeldin. Neden hiç selam vermeden çıktın buraya?"
"Sumruliçem, çok yorgundum. Birazda başım ağrıyor gibi. Hemen gelip yatmak istedim."
"Birşeymi oldu annecim. İyi değilsen hastaneye gidelim."
"Yok Anne. İyiyim ben. Öyle birşey değil. Bugün biraz okulda yoruldum ve dersler beni boğdu. Sanırım ondan. Anne akşama misafirlerimiz varmış sanırım."
"Evet güzelim."
"Anne, ben akşama aşağıya inmek istemiyorum. Kendimi iyi hissetmiyorum. Eminim babam zorlayacak beni, aşağıya inmem konusunda. Lütfen onu sen idare et."
"Tamam Annecim. Ben babanı idare ederim ama, sende bi gelip hoşgeldiniz dersin sonra odana çıkarsın. Öyle insanlardan kaçıyormuş gibi davranmak olmaz birtanem."
"Tamam annem. O kadarını tabikide yaparım. Gelenler benim için çok değerli insanlar sonuçta."
Annem, bana sarılıp, öperek aşağıya indi. İnsanın anlayışlı annesinin olması bir başka. Sumruliçem tam bir Queen. Yıllardır babamla bizim aramızdaki dengeyi çok güzel sağlıyor. Babamın kıskançlık damarını, aşırı güzel idare ediyor. Babam, sürekli kılık kıyafetimize karışırdı. Canım annem, Hakan Albay'ı bu konuda da alt etti. Babam, şuan çok müdahale etmiyor. Arada ince ince lafını sokuyor ama, annemin gazabıyla baş başa kalıyor.
Nilda da gelip bir ara yanıma uğradı. Yarım saat sitenin içine çıkıyorum, babam sorarsa idare et dedi. Kesin Kuzey'le görüşmeye gidiyor. Ne güzel vallahi çok mutlu oluyorum onların bu haline. Darısı benim başıma. Ama benim karşımda Poyraz gibi zorlu birisi var. Böylece düşünürken uyuya kalmışım. Ne kadar uyudum bilmiyorum ama, babamın beni öpmesine uyandım.
"Baba, korkuttun beni."
"Korkma prensesim. Neden uyudun sen böyle erkenden."
"Yorgundum babacım. Hoşgeldin bu arada."
"Hoşbuldum güzel kızım. Misafirler geldi aşağıdalar. Annen bahsetti durumdan. Beş dk gel hoşgeldin de, sonra çıkarsın odana."
"Tamam Albay'ım. Emriniz olur. Yeterki siz isteyin."
"Emir değil, rica olur bizde güzel kızım."
"Canım babam, seni çok seviyorum. Beni hep böyle sev olurmu? Senin sevgin bana iyi geliyor." dememle gözlerim doldu. Poyraz'dan sevgi göremedikçe, babamın gösterdiği sevgi bana iyi geliyor.
"Nisa, senin birşeyin yok dimi kızım.Okulda mı birşey oldu.Bak söylemezsen eğer, aşağıda Poyraz'a sorarım."
Demekki Poyraz'da gelmiş.
"Baba, yok birşeyim. Sanırım özel günüm yaklaştı ondan böyleyim."
"Aman tamam, tamam. Ben anlayacağımı anladım." deyip gitti. İki kız babası sorunsalı. Regl günlerimizin bizle birlikte çok sıkıntısını çekiyor. Ben değil ama Nilda bazen hastanelik oluyor. Serum taktırmadan ağrıları geçmiyor. Annem, hep bana çekmiş bu kız der. Annemde öyleymiş. Babam, artık çok tecrübelendim bu konularda diyor. Annem, zamanında babamla çok uğraşmış bu konuda. Anlattıkça gülüyoruz.
Misafirlere hoşgeldin deyip, hemen odama çıkayım. Poyraz'ı şuan görmek istemiyorum. Aşağıya inip, herkese sarılıp öptüm. Pınar teyzem, halimi anladı. Sessizce, konuşmak istersen yarın yanıma gel dedi. Kafamla onayladım. Bu Poyraz gerçekten Pınar teyzeyle, Erdal amcanın oğlumu şüphe duyuyorum. Poyraz'ın yanına gelince, bir durdum o an ona sarılmak istemedim ama, o beni kendine çekip sarıldı.
Burnumdan makas alarak; "Ne kadarda çirkinsin yüzün asıkken." dedi. Kimse şüphelenmesin diye yaptı bunu. Çok uyanık çok.
Herkesle görüştüm ama, babamı es geçmişim. Hemen bozuk attı bana.
"Nisa hanım, bende burdayım. Babaya sarılmak yokmu."
"Babacım, bilemedim pardon. Az önce yukarıda bir tur beni öpe, öpe zaten darladın ya. Ondan olmuş olabilir." deyince, herkes güldü. Gidip babama sarılıp, onuda öptüm. Babama bazen, kızın aşık baba demek istiyorum. Ama sonunu kestiremiyorum. Poyraz'ın cidden ayağına sıkabilir. Öyle de korkuyorum.
Annem'e çay servisinde yardım etmek istedim. Nilda'da yukarıda Selinay'la takılıyor. Tek kalmasın istedim annem. Gerçi Delal teyzemle, Pınar teyze yardım eder ama, iki tane koca kızı var ve yardımcı olmuyorlar havası olmasın. Kıyamam ben çünkü Sumru kraliçeme.
Bir ara mutfakta, Pınar teyzeyle ikimiz kaldık. Hemen bana neyim olduğunu sordu. Canım sıkkın deyince, hemen Poyraz mı dedi. Vallahi oğlunu iyi tanıyor. Evet diyebildim sadece. Üzülme, yarın bize gel konuşalım dedi. Ona anlatmak iyi geliyor. Çünkü bana çok destek bu konuda. Kayınvalidemle oğlunu çekiştirmek yüzde yüz süper bir aktivite.
İçeriye geçip, çaylarımızı içmeye başladık. Bütün herkes kendi halinde muhabbet ediyor. Ben masaya oturdum. Öylesine konuşulanları dinliyorum. Telefonuma mesaj geldi. Bakınca Poyraz olduğunu gördüm.
Poyraz: Bana tavırlı olduğunu aşırı belli ediyorsun. Normalde benim yanımdan kalkmayan sen, şimdi ayrı oturuyorsun. Bak baban anlayacak ve bizi soru yağmuruna tutacak.!!
Ben: Çünkü sana tavırlıyım ve kızgınım.!!
Poyraz: Nisa, yapma böyle. Özür dilerim. Seni üzmek istemedim.
Ben: Asla kabul etmiyorum. Çok kırgınım sana. Bide bu ne ya liseli ergenler gibi mesajlaşıyoruz...
Ben öyle yazınca daha yazmadı. Çünkü ben ufacık tavır ve trip yaptığım zaman, Poyraz hemen bana liseli ergenler gibi davranma diyor. İyi oldu bende lafımı sokmuş oldum. O haşin gözleriyle beni yiyecek gibi bakıyor. Bana şuan baya sinirlendi. Onun radarından çıkmam lazım.
Herkesten müsade isteyip kalktım. Poyraz'ın yüzü değişti ben kalkınca ama, yapacak birşey yok. Ona kırgınım ve onu gördükçe ben hemen yelkenleri indirmeye yer arıyorum.
Yukarıya çıkıp, biraz kızlara baktım. Azıcık onlarla takıldım ve sonra kendi odama geçtim. Tam yatağa uzanmıştim ki; kapım açıldı ve Poyraz içeriye girdi. Hemen yataktan kalktım.
"Poyraz, sen delirdin mi. Ne işin var odamda?. Birde, genç bir kızın odasına girerken kapı çalınır. Belki uygunsuz bir haldeydim ne malum."
"Meleğim, çok özür dilerim ama mecburen hemen girmek zorunda kaldım. Aşağıdakileri kızlara bakayım bi, diyerek geçiştirdim. Acil seninle konuşmam lazım."
"Ne konuşacaksın. Yarın konuşursun. Odamdan çık. Birisi gelip görse yanlış anlayacak."
"Neyini yanlış anlayacak Nisa, biz birbirimizin en yakınıyız, kardeş gibiyiz."
Hay, varya sıçayım kardeşine diyecem az kaldı. Değilim lan, ben senin kardeşin felan değilim, diye bağırmak istiyorum artık. Bıktım bu kardeş muhabbetinden.
"Tamam ne oldu çabuk söyle."
"Nisa, özür dilerim. Ben ayıp ettim bugün."
"Kabul etmiyorum! Çık şimdi odamdan."
"Meleğim, güzelim. Sen benim için çok değerlisin. Benim değerlimsin. Tamam ayıp ettim, özür dilerim. Bugün malesef öyle gelişti. Bir daha söz yapmıycam."
"Yapamazsın zaten. Bir daha senin derslerine girmiycem. Rezil ettin beni bütün sınıfa."
"Derslerime girmezsen, seni sınıfta bırakırım."
"Bırakırsan bırak ya. Çokmu umrumda sanki. Senin, beni üzmen kadar koymaz derste kalmak emin ol."
Ben artık dayanamayıp ağlamaya başladım. Poyraz gelip bana sarıldı.
"Tamam, ağlama. Haklısın ben büyük eşeklik ettim. Affet beni. Söz bir daha olmayacak. Bu arada, sana güzel bir haberim var."
"Neymiş o güzel haber.?"
"Okul, Palandöken'e gezi düzenliyor hemde iki gün konaklamalı. Ben senle birlikte kendi adımıda yazdırdım. Sadece okulun son sınıflarına ve hocalarına özel bir gezi. Hazırlan kar tatiline gidiyoruz."
"Sen çok güzel düşünmüşsün de, babam asla yollamaz. Hele iki gün kalmalıysa hiç izin vermez."
"Ben konuşup izin alıcam, Hakan Albayımdan. Sen canını sıkma."
"Bence şansını zorlama, izin vermez."
"Sen onu bunu boşver de, affettinmi beni."
"Etmedim Poyraz. Etmiyorum da.."
"Üzülüyorum ama.."
"Üzül, bende üzüldüm. Hemde haddinden fazla. Ya ne demek beni sınıftan kovmak. Tamam okulda, kimse bizim aile bağımız olduğunu anlamasın dedik ama sen abarttın. Ben, senden özür de diledim, derse katılacam dedim. Yine beni kovdun sınıftan. Bak kovdun diyorum, beni kovdun."
"Tamam, ne yapayım affetmen için."
"Bişey yapma, git. İstemiyorum özür felan."
"Nisa, yapma ne olur. Bak ikimizde üzülecez ben burdan gidersem."
"Git dedim, Poyraz."
"Peki, sen bilirsin." deyip, odadan çıkıp kapıyı sertçe arkasından çarpıp kapattı.
"Böyle kırılmaz Poyraz efendi, keşke füze atsaydın." diye bağırdım arkasından.
Bide bana artistlik yapıyor. Hem suçlu, hem güçlü.
Sinirden öylece uyuyup yattım.
Sabah, erkenden uyandım. Dün gecenin verdiği huzursuzlukla pekte uyumadım. Bugün dersim yok, Pınar Teyze'ye gidecem. Poyraz okulda olur nasıl olsa. Kahvaltıdan sonra mesaj atıp geçerim. Mutfağa su içmek için, odamdan çıktım ve koridorda babamla karşılaştım. Bolca sarılıp beni öptü.
"Nisa, sen iyi değilsin. Farkındayım ve üzülüyorum. Babam, bana anlatmak istediğin birşey varmı."
Ahh be babam. Bizi bu kadar iyi tanıma artık. Yüz şeklimiz den bile anlıyor. Ama ben nasıl derim ki babama, Poyraz'a aşığım. Ondan bu haldeyim.
"Babacım, gerçekten iyim ben. Birşey olsa söylerim tabikide. Ben senden neyi sakladım bugüne kadar."
"Nisa, sen aşık felan olmadın dimi kızım? Yok öyle birşeyse eğer beni uğraştırma fazla. Gidip ümüğünü sıkayım hemen."
"Off Baba! Aşık olmadım. Olmuyorum, olmayacam da. Anladın mı, korkma. Ben senin dizinin dibinden ayrılmam. Turşumu kurarsın. He olurda biri olursa söylerim sana. Sıkma canını. Sende gidip bir güzel ifadesini alırsın. Ama niye, kızın aşık oldu diye demi baba. Yoruldum baba, bu tavrından yoruldum. Ufacık bir şeyde, hemen bunu ima etmenden yoruldum. Aşık olsam, ne yapacaksın cidden merak ediyorum. Ben kalbime söz geçiremezsem, ne yapacaksın. Üstüme gelme bu konuda. Gerçekten bunaldım.!!" deyip mutfağa indim. Sanırım biraz babama karşı sesim yüksek çıktı. İnşallah bana çok kızmaz. Poyraz yüzünden babama sardım. Sanki onun ne suçu varsa. Ama artık babamın bu tavrıda beni yoruyor. Zaten onun korkusundan Poyraz'a açılamıyorum. Ailede herkese de bu baskıyı yapıyor. Bizle ilgili kimse ufacık şaka bile yapamıyor. Herkese hemen tepki veriyor. Bu konuda herkes babamdan çekiniyor.
Meriç amcam bir kere, keşke Yağız Nisa'dan büyük olsaydı; onları beşik kertmesi yapardım demişti. Şakasına takılmıştı. Çünkü Meriç amcam beni aşırı seviyor. İlk yeğenim diye üstüme ayrı düşüyor. Ama babam, onun bu şakasına karşılık adamın burnundan getirmişti. Kızlarıyla ilgili şakaya bile tahammülü yok.
Mutfağa annemin geldiğini gördüm.
"Günaydın Annecim."
"Günaydın Nisa'm. Aşkım sen iyimisin?"
"Anne, ne olur bana bu soruyu sormayın. Yeter cidden bıktım."
"Kızım, baban odaya biraz morali bozuk geldi. Sen biraz ona çıkışmışsın. Üzülmüş baya ondan sordum birtanem."
"Anne, bende üzülüyorum. Biraz anlayış bekliyorum. Sadece bu kadar."
"Canım, konuşmak ister misin?"
"Annem, herşeyim. İnan konuşulacak birşey yok. Ben iyim. Şimdi işlerim var, ben çıkıyorum. Dışarıda kahvaltı yaparım." deyip, arabanın anahtarını alıp çıktım. Hiç bir işim yok ama, Pınar teyze ye geçene kadar dışarıda oyalanıcam. Çarşıya inerim biraz. Hava alırım, iyi gelir bana.
Arabaya atladığım gibi çarşıya geldim. Bir pastaneye oturup, birşeyler atıştırdım. Çok düşündüm. Artık ne olursa olsun, Poyraz'a söyleyeceğim. Babamda, kızarsa kızsın. Ne olacaksa olsun. Bu şekilde çıkmaz da olmaktansa, söyleyip olacakları izlemek daha mantıklı.
Poyraz'la konuşup artık anlatmam lazım. Bıktım onu uzaktan sevmekten. Bu kadar yakın olup, bir o kadarda uzak olmak bana çok koyuyor.
Son çayımı da içince kalktım. Pınar teyzeye mesaj attım. Müsaitmiş, beni bekliyor. Herkes çıktı evden rahatça gelebilirsin demiş. Gidip biraz konuşup rahatlayayım. Şuan benim halimi bir tek o anlar. Böyle durumlarda bana çok iyi geliyor. Onunda çok içten bizim olmamızı istediğini hissediyorum. Pınar teyze bana çok sevecen davranıyor. Bu durum çok hoşuma gidiyor.
Aklım bir yandan da babamda. Eminim bugün onun, içi içini yer. Ben öyle davrandım diye. Akşam eve geldiği zaman, onunda gönlünü almam lazım. Babam, benim herşeyim. Onsuz ben nefes alamam ki. Ona öyle davrandığım içinde aşırı üzgünüm. Herşey bu ara üst üste geliyor. Hakkımda hayırlısı olsun bakalım.