-Melek Nisa Koçak-
Bu akşam Poyraz'la buluşup konuşacağım. Çok heyecanlıyım. Çünkü artık kararımı verdim. Bugün ne olursa olsun herşeyi itiraf edeceğim. Eğer olurda olumlu olursa, hemen annemede söyleyeceğim. Annemden gizlemek istemiyorum. Gönül isterdi ki; babama da söyleyeyim ama, şuan tepkisinden korkuyorum. Eminim çok kızar. Aslında haklı da. Ama ne yapayım kalbime söz geçiremedim. Yani insanlar, çevremiz, ailemiz bizi hep kardeş gibi gördü. O yüzden Poyraz'la çok rahat görüşüp hareket edebildik. Babam benle Poyraz'a çok güveniyordu. Böyle birşeyle karşısına çıkarsak, doğal olarak bu duruma bozulur.
Ben, eğer Poyraz'la olursak babamın da onaylanmasını çok istiyorum. Babam, mesela Poyraz'a güvenip beni onla Palandöken'e bile gönderiyor. Bu adamın karşısına sevgiliyiz diye çıksam cidden bozulur.
Bugün okula gitmeyip, akşam için hazırlanmaya başladım. Bir saat sonra kuaföre gideceğim. Biraz saçlarımı kestirmek istiyorum. Hem babam, hem Poyraz bozulacak bu duruma ama, sürekli uzun kullanıyorum. Biraz değişiklik yapmak istiyorum. Hayatımdaki iki sevdiğim adam da saçlarıma hayran. Belime kadar uzanan saçlarım var ama, bugün biraz kısaltacağım.
Tabi ben bugün okula gitmeyince, Poyraz yokluğumu fark edip hemen mesaj atmış.
Poyraz: Meleğim, okulda yoksun? Hayırdır?
Meleğin seni yer, diye yazmamak için zor tutuyorum kendimi.
Ben: Poyraz, biraz işlerim var. Kuaföre felan gidecem. O yüzden gelemedim. Çok önemli derslerim de yoktu, zaten bugün..
Poyraz: Seni görmemek üzdü. Seni görmeyince, günüm kötü geçiyor.
Ya ben seni yerim!! Günü beni görmeyince kötü geçiyormuş. Ama ona küsüm. Bu akşam ilk önce barışmamız lazım. Sonra ona olan duygularımı itiraf edeceğim.
Hazırlanıp kuaföre geçtim. Saçlarımı kestirip, manikür işimi hallettim. Babamı aradım beni çarşıdan gelip alması için. Arabayla Nilda okula gidince ben yayan kaldım. Yarım saat sonra babam beni çarşıdan almaya geldi. Arabaya binip, saçlarımı görünce babam çok üzüldü.
"Ama Nisa! Babam, oldu mu şimdi bu güzelim. Neden kıydın o güzel saçlarına.?"
"Babişkom, birşey olmaz kökü bende uzar nasıl olsa. Uzun saçtan yoruldum. Birazda böyle takılayım."
"Hiç yakışmamış. Çok çirkin olmuşsun."
"Aslan babam benim. Bunun gerçek duyguların olmadığını biliyorum, ve seni çok seviyorum.."
"Bende seni seviyorum güzel kızım. Benim değerlilerim, canımsınız."
"Babam, sen eksik olma, olurmu?" deyince, babam yanağımdan makas aldı.
Canım babam, onu haddinden çok fazla seviyorum. Bize olan düşkünlüğü ve sevgisi bam başka. Bizi hiç bir zaman kırmadı ve üzmedi. Tek kötü yanı; aşırı kıskanç. Hatta fazlaca kıskanç. Annem, Sumru Sultan'ım yıllardır babamı çok güzel idare ediyor cidden.
Siteye gelmiştik. Babamla birlikte arabadan inince, Poyraz'ı gördük. Oda okuldan gelmiş olmalı. Bize doğru gelip, hem bana hem babama selam verdi. Babamla sohbet etmeye başladılar. Bunlar böyle konuşunca çok güzel oluyorlar. Kayın peder ve damat gibi. Allah'ım ne olur nasip et. Babam, kolunu Poyraz'ın omzuna doğru attı. Eve geçene kadar öyle yürüdüler. Öyle güzel bir manzara ki, arkamdaki dağlarım resmen. İkisini de çok seviyorum.
Biz eve geçince, Poyraz bana mesaj attı.
Poyraz: Nisaaaaa!!! O saçların hali ne. Sen benim, senin uzun saçlarını sevdiğimi bilmiyor musun?..
Ben: Bunu buluştuğumuz da konuşuruz. Yüz yüze fırçanı atarsın. Ben şimdi yemek yemeye geçiyorum. Sonra hazırlanıp cafeye geleceğim.
Aşırı sinirlendi eminim, saçımı kestirmiş olmama. Çünkü o saçımı uzun seviyordu. Yemeğe inince, annem ve Nilda da saçlarımı gördü ve çok beğendiler. Sıkıntı erkeklerde, onlar nedense hep laf ediyor.
Yemekte, bolca sohbet ve muhabbet edip, birbirimize takıldık. Babam sürekli saçlarıma laf etti. Amma abarttı. Bu erkekler cidden bazı şeyleri çok abartıyor. Yemek bitince ben hemen odama gidip hazırlandım. Cafeye geçiyorum diye evdekilere söyledim. Cafeye doğru giderken, sanki kalbim heyecandan yerinden çıkacakmış gibi atıyordu.
Mekana gelince, Poyraz'ın çoktan gelmiş olduğunu gördüm. Telefonla konuşuyordu. Beni boşta kalan eliyle, sarıp öptü. Kafasıyla geç otur diye hareket yaptı. Oda aşırı yakışıklı olmuş. Beyaz tshirt giyinmiş. Ona çok yakışıyor. Kasları çok belli oluyor. Etraftaki kızların hepsinin Poyraz'a baktığını düşünüyorum. Avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum. Bu adam benim sevdiğim adam diye. Poyraz telefonu kapatınca, bir tur saçlarıma laf edip kızdı. Neyse ki onuda ikna edip susturdum.
İlk önce ben lafa girip, konuşmaya başladım.
"Poyraz bey, lütfen yaptığınız şeyler için benden özür diler misiniz."
"Nisa hanım, yeterince özür diledim ama, senin güzel gönlünü kıracağıma kafamı kırarım. Tabikide özür dilerim yeniden. Meleğim, çimen gözlüm, kalbini kırdığım için çok özür dilerim. Bir daha öyle birşey yapmayacağım sana söz olsun. Eğer yaparsam tüm Iğdır beni.... "
"Ay tamam, tamam sus. Devamını getirme. Özrünü kabul ediyorum ve seni affettim."
"Çok şükür Nisa sonunda.. Şimdi anlat bakalım sen benimle ne konuşacaksın."
"Tamam anlatacağım ama, sakın benim lafımı bölme Poyraz olur mu?"
"Tamam, hadi sen başla bakalım."
Artık söylemen gerek Nisa. Bugün söyledin, söyledin kızım. Daha bu cesareti kendimde bulamam...
"Poyraz, senin bendeki yerini ve değerini az çok tahmin ediyorsundur. Ben kendimi bildim bileli sen benim yanımda yöremdesin. Çocukluğum, seninle geçti. Her anımda yanımda sen vardın. Okuduğum bölüm bile, senin sayende şekil aldı. Ben hep senin yanında olmaktan mutlu oldum. Ben liseye gelince, içimde farklı şeyler olduğunu anlamaya başladım sana karşı. Yine de o duyguları bastırmaya çalıştım. Yanlış olur olmaz diye ama, malesef birşeylerin önüne geçemedim. Kalbime söz geçiremedim. Poyraz, vereceğin tepkiden çok korkuyorum. Belki bu konuşmadan sonra bu güzel arkadaşlığımızı bile bitireceksin ama, ben seni seviyorum. Sana aşığım. Yıllardır aynı duygularla seni seviyorum. Çok uzak durmaya çalıştım. Engel olmak istedim ama olmadı. Çevremiz bizi farklı gördüğü için, hep olmaz dedim ama yok olmadı. Ben seni sevmekten vazgeçemedim." deyip, utancımdan ellerimle yüzümü kapatıp öylece durmaya başladım. Şuan Poyraz'ı göremiyorum bile. Yüzü ne hâle geldi, ne tepki verecek kestiremiyorum.
Kısa bir an sonra Poyraz'ın sesini duydum;
"Aç yüzünü ve bana bak, hatta ayağa kalk."
Gözlerimi açınca, onu yanımda gördüm. Niye şimdi böyle yanıma doğru geldi ki. Yerinden de söyleyebilirdi. Acaba çok mu kızacak bana. Off keşke söylemeseydim.
"Poyraz, neyse sen unut söylediklerimi. Kusura bakma. Ben ayıp ettim."
İyice karşıma geçip, konuştu;
"Neden unutucak mışım. Ben anlamam Nisa hanım. Beni sevdiğini söyledin. Bana aşık olduğunu da söyledin. Aşkından kör kütük sarhoşum dedin. Ya benimsin ya kara toprağın dedin. Seni ellere yar etmem dedin. Dedin de dedin..."
"Ya Poyraz abartma! Ben öylemi dedim. Ama yani o dediklerinde de haklısın. Onlarda içimdeki duygular olabilir."
Poyraz birden bana sarılıp, öylece kaldı. Çok şaşırdım. Sonra geri çekilip ellerimi tutarak konuştu;
"Nisa, sen şuan bana dünyaları verdin. Güzelim aynı duygularla, ve aynı aşkla bende seni yıllardır seviyorum. Bende hep üstümüzde ki kardeş muhabbetinden dolayı senden uzak durmak zorunda kaldım ama, bende bu kalbime söz geçiremedim. Kalbimdeki duygunun, sana karşı aşk olduğunu; bizim okula başladığın zaman anladım. Yani dört yıldır neredeyse bende seni seviyorum. Gerçi ben seni hep seviyordum güzel gözlüm ama, bunun aşk olduğunu o zaman anladım. Nisa'm sen bana bu akşam dünyaları verdin. Benden daha cesaretli çıktın. Ama sen bu akşam, bu konuşmayı yapmasaydın eğer, Palandöken de ben sana itiraf edecektim. Bende seni seviyorum güzel gözlüm. Senin varlığın bana huzur veriyor. Seni deli gibi kıskanıyorum. Hatta yeri geliyor babandan bile kıskanıyorum. Seni oda çok seviyor diye. Nisa, şu saatten sonra artık seni benden kimse alamaz. Evet aileler ve çevremiz duyunca zor olacak ama, sen artık benimsin güzelim. Sen bu kalbimin sahibisin. Şimdi gel bakalım, sevgilinin kollarına ve ona sarıl." deyip, beni kendine çekti. Sıkıca sarılıp, kokusunu içime çektim. Allah'ım sana binlerce şükürler olsun. Poyraz'da beni seviyormuş. Aynı benim onu sevdiğim gibi. Dualarım kabul oldu. O kadar mutluyum ki, tarifi yok. Sarılmayı bırakıp, yanımdaki sandalye ye oturdu. Başımı omzuna doğru yasladı. Saçımı okşayarak konuşmaya başladı.
"Bizim ilişkimizi tek zorlayacak kişi Hakan amcam biliyorsun demi, Nisa'm"
"Biliyorum canım. Duyunca çok kızacak. Ama ben senden ayrı kalmak istemiyorum Poyraz. Ne olursun sevgimize sahip çık. Beni bırakma!"
"Asla!! Ben seni seviyorum kızım. Ne bırakması. Yani benim ailem açısından, herşey kolay gözüküyor. Babam zaten seni çok seviyor. Annem desen, her gün Nisa gibi bir gelinim olsun deyip, beynimi sikiyor. Ona al sana direk Nisa'yı getirdim, gibisini boşver deyince, havalara uçar. Sumru yengem de asla bişey demez ama baban konusunda emin değilim. Gelmişimi geçmişimi sevecek. Buna eminim."
"Poyraz, ne olur vazgeçme benden, bizden. Evet farkındayım babam aşırı zorlayacak. Ama ne olur vazgeçme."
"Öyle birşey olmayacak dedim sana. Ben bu yeşil gözlerden nasıl ayrı kalabilirim. Bu saatten sonra asla oluru yok."
"Olmasın da... Bu arada Pınar teyzem bu duruma çok sevinecek. Yarın size gelip ona bu durumu ben söylemek istiyorum."
"Emin misin Nisa'm? Bak daha çok erken. Tepkilere hazır mısın."
"Canım, Pınar teyze bu duruma çok sevinecek. Çünkü, bir yıldır sana aşık olduğumu o biliyor. Annenle senin azmı dedikodunu yaptık. O yüzden sürekli sana, benle ilgili şeyler söylüyordu."
"Vayy!! Sizi uyanıklar, gelin kaynana dayanışması yaptınız öyle mi? Annem'e bak sen, hiç bana birşey söylemedi."
"Evet kayın validen diye demiyorum ama, aşırı güzel sır tutuyor."
"Yerim ben senin kayın valideni. Sen benim ol. Bizim ailemizin gelini ol Nisa. Bu benim en büyük hayalim." deyip, dudağımın tam yanına küçük bir öpücük kondurdu. Aşırı utandım. Resmen dudağımdan öptü gibi oldu.
"Poyraz, biz şimdi artık seninle sevgili mi olduk?"
"Olduk bebeğim. Olduk aşkım. Olduk güzel gözlüm. Sen artık benimsin. Kalbim artık sana ait."
" Ya deme öyle şeyler. Çok utanıyorum."
"Utanma! Güzel gözlerin hep bana böyle aşkla baksın Nisa'm, olurmu?"
"Benim o gözlerim, hep sana böyle aşkla baktı. Hemde baya uzun yıllardır. Çok seviyorum seni Poyraz. İyiki duygularımız karşılıklı çıktı. Bu cafeden boş bir şekilde çıkarsam ne yaparım diye çok düşünmüştüm. Ben sensiz olamazdım ki, herhalde kafayı yerdim."
"Kıyamam ben sana. Nasıl sevmem ki ben seni. Bir insanın deli olması lazım, seni sevmemek için."
"Poyraz deme öyle utanıyorum." deyince, bana iyice sarıldı.
Geç olduğu için kalktık. Sitede evlerimize doğru yürümeye başladık. Poyraz elimi tutmak istedi ama ben izin vermedim. Her yer eş dost akraba burda. Birisi çıkıp görse, ayvayı yeriz. Ama anneme ve Nilda'ya gidince söyleyeceğim. En azından annem bilmeli. Annem çok kızacak, beni ateşe attın diye ama ne yapayım. Beni anlar herhalde. Zamanın da kendisi babama olan aşkından neler yapmış. Babamın peşinden ayrılmamış. Bir zahmet beni de anlasın. Aşk böyle değişik birşey işte.
Binanın önüne gelince, Poyraz beni yanağımdan öptü.
"Ya sen deli misin?.. Bir daha bunu yapma. Babam çıksa aniden, ne yapardık."
"Dayanamıyorum Nisa. Hele o dudaklarına yapışmamak için kendimi zor tutuyorum."
"Oha Poyraz!! Yuhh Poyraz! Kendine gel. Freni patlamış kamyon gibi saldın geliyorsun. Abartma!!"
"Sende böyle güzel olmasaydın. Ne yapayım. Benim artık dünya güzeli sevgilim var bir kere. Ben onu öpmeyeyim de, başkalarınımı öpeyim.?"
"Hele bir denesene. Ben sana neler yapıyorum. Poyraz, bak ben çok kıskanç biriyim. Ona göre hareketlerine dikkat et. Beni kızdırma. "
"Emrin olur güzel gözlüm. Hadi sen gir eve. Sabah seni kahvaltıya bekliyorum. Anneme madem öyle güzel haberi sen ver."
"Tamam" diyerek, eve geçtim.
Eve girince, annemle Nilda'nın salonda olduğunu gördüm. Babamı sorunca, odada bazı evrak işlerini hallettiğini söylediler. Neyse fırsat bu fırsat. Babam yokken konuşmam lazım.
Anneme ve Nilda'ya size birşey söyleyeceğim ama beni duyduktan sonra lütfen bana kızmayın. Ve beni anlayışla karşılayın diye önden uyarı geçtim.
"Anne, Nilda.. biz yıllardır Poyraz'la birbirimizi farklı duygularla seviyoruz. Bu akşam bunu artık birbirimize itiraf ettik. Benle Poyraz artık sevgiliyiz. Bunu sizden saklayamazdım fakat, şimdilik babam bilmesin. Poyraz'la biz artık sevgiliyiz. Ben onu çok seviyorum."
Annem kısa bir şoka girdi. Haklı da, çünkü babam faktörü var. En çok o arada kalacak.
Annem;
Nisa, vallahi elimize pimi çekilmiş bombayı verdin. Aranızdaki etkileşim den anlamamak bu durumu zaten imkansızdı ama, ben belkide abartıyorum diyordum. Gerçekten birbirlerini çok seven iki en yakın arkadaşlardır diyordum ama, yanılmadım. Durum tam da tahmin ettiğim gibi çıktı. Senin ve Poyraz'ın bakışları zaten herşeyi ele veriyordu. Ama Nisa, baban duyarsa kötü olacak. Poyraz'a, seni onla tatile yollayacak kadar güveniyor. Vallahi kızılca kıyamet bizi bekliyor. Yaktın beni Nisa."
"Annem, ne yapayım ama çok aşığım, seviyorum. Yıllardır içime atmaktan bende mahvoldum. Uzak duramıyorum artık. Hem sen aşktan anlayan birisin anne. Babam'dan asla vazgeçmeyen birisin. Benide anlarsın."
"Ahh benim güzel kızım, keşke vallahi senin durumunda babanla ben gibi olsaydı. Sizinki farklı. Ama madem bu kadar çok seviyorsun. Bende herşeyi göze alıp senin yanında olacağım. Baban, bizi çok zorlayacak Nisa. Sende hazırlıklı ol. Poyraz'a söyle oda hazırlıklı olsun."
Nilda'da bu duruma çok sevindiğini söyledi. Poyraz abiden başkasını zaten senin yanında düşünemezdim dedi. Bakalım babam duyunca, neler olacak. Bende yukarı odama çıktım. Hemen Poyraz'a mesaj attım. Poyraz'ın adını değiştirmek istedim ama, olurda ortalıkta telefonum dururken çalarsa, ve babam görürse kötü olur.
Ben: Aşkım, annemle konuştum. Oda bizi tahmin ediyormuş. Onayladı da, ama Poyraz'a da söyle babanın tepkisine hazır olsun dedi.
Poyraz: Aşkın sana kurban olur. Böyle şeyler yazma Nisa. Kötü oluyorum. Ben Albayıma karşı randımı aldım. Herşeye hazırım.
Ahh benim çılgın sevgilim. Çok mutluyum bu akşam. Poyraz'ın da bana karşı hisleri varmış. Yıllardır hayalini kurduğum şey gerçek oldu. Birde anlamadığım, aşkım deyince neden kötü olduki. Aman neyse, yarın Pınar teyzeye de söyledik mi, işler baya yoluna girecek.
Poyraz, artık benim sevgilim. Ben bu durum karşısında çok mutluyum...🤗