Bölüm 1 : Bitti Dediğin Yerden Başlamak
Son iki aydır olduğu gibi yine sabahın köründe çalan alarm sesiyle uyandı Zeynep.
Tükenmişti. Gerçek anlamda tükenmişti ama şu an hayatının işini yapıyordu.
Yıllardır beklediği dosyanın son duruşması bugün görülecekti. Bu yıl İstanbul’dan çok Edirne’ye yakın ilçeye gidip gelmişti ama olsun… Bu dosya onu sonunda istediği yere taşıyacaktı.
Ya da en azından Zeynep buna inanıyordu.
Aslında hiç avukat olmak istememişti. Hukuk Fakültesi’nde okurken hayali akademide kalmaktı ama hayatın başka planları vardı. Zaten avukatlık ona göre bir meslek de değildi.
Birincisi zengin çevresi yoktu.
İkincisi ise Zeynep para istemeyi bilmiyordu.
Bu meslek için trajik bir karakter özelliği sayılırdı.
Yine de iyi avukattı. Çalışkandı, araştırmacıydı ve beyninde inanılmaz gereksiz bilgiler taşıyordu. Mesela atlarda görülen oldukça ağrılı bir hastalık olan arpalamayı neden biliyordu? Çünkü bir dönem onunla ilgili dosyası olmuştu.
İnsan beyni gerçekten çöplük gibiydi.
Yataktan kalkarken içinden yine aynı cümle geçti:
“Şu anki aklımla geçmişe dönsem hayatımı çok farklı kurardım.”
Önce kariyerini değiştirirdi. Sonra da hayatına giren bazı erkekleri.
Belki de kaderini yanlış yerde durarak kaçırmıştı.
Ama ne olursa olsun direniyordu.
Çünkü Zeynep’in çok net bir planı vardı:
45 yaşında emekli olup Ege’de bir köye yerleşecekti.
Hayvanlarla yaşayacaktı.
Gerçek hayvanlarla. Bu kısmın özellikle altını çizmek gerekiyordu.
Hazırlanıp aşağı indiğinde dosya için ayarlanmış şoför çoktan gelmişti. Bu lüks hoşuna gidiyordu, inkâr edemezdi.
“Çıkıyorum ben,” diye seslendi annesine.
Bugün her şey yeniden başlayacaktı.
Karar duruşması Zeynep’in beklediği gibi geçti. Yorucu, gergin ve olaylıydı ama sonunda müvekkilleri beraat etti.
Aylarca tutuklu kalan insanlar önce tahliye edilmiş, şimdi ise tamamen özgür kalmıştı.
Ve zafer Zeynep’indi.
Duruşma çıkışında gazetecilere kısa bir açıklama yaptı. Kameralar, fotoğraflar, düzgün duruş, kontrollü mimikler…
Zeynep o sırada kafasında sadece:
“Yedi yıl sonra emekliyim.”
diye düşünüyordu.
Sonunda otoparka doğru yürümeye başladı.
Ortalık gereğinden fazla sessizdi ama bunu önemsemedi. Başarının verdiği o hafif sersemlikle sadece önündeki araca odaklanmıştı.
Tam kapıya yaklaşmıştı ki karnına keskin bir ağrı saplandı.
Bir tane daha.
Sonra hiçbir şey hissetmedi.
“Başkanın selamı var.”
Duyduğu son cümle buydu.
Ama zihni hâlâ çalışıyordu.
“Ulan Zeynep… Bu şekilde bitmeyecekti be. Daha yaşamadık ki…”
“Zeynep! Zeynep! Uyansana kızım, sıra bize geldi!”
Gözlerini açtığında karşısında üniversiteden arkadaşı Fatih’i gördü.
Başındaki kepi…
Üzerindeki mezuniyet cübbesini…
Etraftaki genç yüzleri…
Ve o an anladı.
Zeynep hayatının gerçekten başladığı güne geri dönmüştü.
Şimdi her şey yeniden mi başlayacaktı?