Paul'den devam
Üzerime giydiğim sabahlıkla komodinin üzerindeki şaraptan bir kadeh doldurup yudumladım. Arkamda kıpırdanan kızla beraber başımı çevirdim. Tavanı izleyip bir şeyleri idrak etmeye çalışıyor gibiydi. Bakışları beni bulduğunda korkuyla bağırıp eliyle vücudunu kapatmaya çalıştı. Ayağa kalkıp konuştum. "Günaydın."
"Sen de kimsin?"
"Asıl soru tam tersi. Sen kimsin?"
Yatağın üzerindeki çarşafı alıp vücuduna serdi. "Her şeyi gördüm zaten." şaraptan bir yudum daha aldım.
"Sapık herif."
Yataktan kalkıp karşıma dikildi. "Neredeyim ben?"
"Sarayda."
Güldü. "Kaçık herife bak ya. Bir de saray diyor. Neresi burası beyaz saray falan mı yoksa?"
"Deli olan ben değilim. Sensin. Gece bir kurt tarafından saldırıya uğradın değil mi?"
Hıçkırdı. "Sen gördün mü? Hayal değildi. Bana gerçekten bir kurt saldırdı değil mi?"
"Nereye saldırdı? Hatırlıyor musun?"
Başını salladı. "Kalbimin üstüne. Öleceğim sandım ama ölmedim. Bu nasıl mümkün olabilir."
Kadehi bırakıp kızın kendini kapatmaya çalıştığı çarşafı çektim. Yine karşımda tamamen çıplaktı. "Ne yapıyorsun sen?" ellerini çekip sol göğsünün etrafını inceledim.
"Pençe izini arıyorum."
"Bırak." ellerimi ittirip yerdeki çarşafı tekrar sardı vücuduna.
"Yüzünü gördün mü?"
Başını salladı. "Hepsi hayal ürünüm sanmıştım. Önce karşımda bir kurt vardı. Sonra bir adama dönüştü. Yüzünü..." duraksadı. "Yüzünü gördüm ama... Hatırlamıyorum."
"Hatırlamazsın tabi. Hafızanı silmiş olmalı."
Kahkaha atmaya başladı. Delirmiş gibi gülüyordu. "Sen delirmişsin. Ne hafıza silmesi? Bak vücudumda iz bile yok. Hepsi hayaldi. Çok içmiştim hayal gördüm. Ve senin gibi sapık bir herif bundan faydalandı!"
"Hayal olduğunu mu düşünüyorsun?"
"Düşünmüyorum. Öyle çünkü."
"İyi o zaman. Birazdan gördüklerin karşısında umarım küçük dilini yutmazsın."
Geriye doğru bir kaç adım attım. Kurda dönüştüğümde her şeye inanacaktı. Bayılmazsa tabi. Gözlerimi kapatıp beni en çok sinir eden şeyi düşündüm. Tetiklenmeden dönüşmek bazen mümkün değildi.
Dönüşümü damarlarımda hissettiğimde karşısında alfa kurda dönüşmüştüm. Beyaz tüyleri, sivri dişleri olan bembeyaz bir kurt kızın karşısında duruyordu.
Önce şaşkınlıktan gözleri büyüdü. Korktuğunu sanmıştım ama öyle olmadı. Heyecanla gülüp yanıma yaklaştı. Elini kaldırıp başımın üzerine yerleştirdi. Tüylerimi okşamaya başladığında onun gerçekten de deli olduğuna ikna olmuştum.
"Sen ne şirin bir şeysin böyle?"
Şirin mi? Beni saldırırken görse bir de anlardı şirin miyim değil miyim?
Ellerini çenemin altına koyup okşamaya başladığında bu kadar yeterli diye düşünüp tekrar insan formuma dönüştüm. Geriye doğru gitti korkudan. Kurt halimden değil de insan halimden korkmuştu. "Çıplaksın!"
Başını çevirdi. "Sen de çıplaksın. Ben bağırıyor muyum? Hem buna alışsan iyi edersin. Kurda dönüştükten sonra kendine geldiğinde çıplak olursun. Kurtlar kıyafet giymez çünkü."
"Biliyorum o kadarını."
Ayağa kalktım. "Şimdi gelirler, kimseye yeni dönüştüğünü söyleme. İşin biter."
Bana dönüp çıplak olduğumu görünce tekrar başını çevirdi. "Ne demek işim biter?"
"Biter işte. Seni ısıran kurdu bulana kadar sessiz ol. Herkese kölem olduğunu söyleyeceğim."
"Ben senin kölen falan olmam!"
Ayağa kalkıp karşısına dikildim. "Başka çaren yok. Kimse senin asil bir kurt olduğuna inanmaz. Kölem ol, ben de seni koruyayım."
"Kimden?"
"Bizden."
"Korunmam gereken kişiler sizsiniz. Ve beni korumak isteyen kişi de sensin. Bu nasıl olacak?"
"Sadece bana güven ve dediklerimi yap. Diğer kölelere ayak uydur."
Bir süre sessiz kalıp düşündü. Kabul etmekten başka çaresi yoktu. Ki başını salladığında kabul ettiğini anlamıştım. "Pekala. Şimdi ne yapacağım?"
"Çalışanlara senin şahsi kölem olduğunu söyleyeceğim. Her zaman yanımda olursun böylece. Diğer kölelerden daha basit işlerin var."
"Diğer köleler kim?"
"Birazdan gelirler. Şu üstündeki çarşafı bırak da şüphelenmesinler. Zaten her şeyi gördüm."
"Neden şüphelenecekler anlamadım ki?"
"Bir alfanın yanında kimse vücudunu gizlemez. Hele bir köle. Sahibi ne derse onu yapar."
"Tamam, buna da tamam."
Çarşafı yavaşça üzerinden sıyırdı. Dün gece her bir karışına dokunmak istediğim o vücut tam karşımdaydı. Fakat kendime hakim olmam ve ondan uzak durmam lazımdı.
"Şimdi diğer köleler gelecek." yatağa oturdum. "Omuzlarıma masaj yap da neden burada olduğunu sorgulamasınlar." ikiletmeden arkama geçti. Ellerini yavaşça omuzlarıma yerleştirip masaj yapmaya başladığında odamın kapısı çaldı. "Gel."
Kapı açıldığında baş köle Luna arkasındaki diğer kölelerle içeri girdi. "Efendim, banyonuz için hazırlar."
Başımla onayladım. "Geçsinler."
Diğer köleler başı eğik bir şekilde içeri girdiklerinde Luna dışarı çıktı. Köleler üzerlerindeki sabahlığı indirdiklerinde ayağa kalktım. Yanımdaki kıza göz ucuyla bakıp tekrar kölelere döndüm.
"Siz banyoya geçin."
Dediğimi yaparlarken tekrar kıza döndüm. Şaşkınca kızları izliyordu. "Banyonu tek başına edemiyor musun?"
Güldüm. Bu kız gerçekten saf ve eğitilmeye muhtaçtı. "Ben bir alfayım. Bunu aklının bir köşesine yaz, olur mu?" banyoya gitmek üzereyken kıza döndüm. "Sen de gel. Bir şeyler öğren. Banyodan sonra şahsi kölem olduğunu duyuracağım."
Başını sallayıp ayağa kalktı. Beraber banyoya geçtik. Ben her zamanki yerime geçip oturdum. Köleler etrafımı sardığında yeni kurt da bir köşeye geçti. Şaşkınca etrafına bakıyor ne yapacağını anlamaya çalışıyordu. Gülümsedim. Çok komik görünüyordu şüphesiz.
Köleler ellerindeki sabunla tüm vücudumu sabunlamaya başladığında yeni kurt da eline bir sabun olup göğsüme sabunu sürmeye başladı. Ellerini köpürtüp göğsümde gezindirmeye devam etti.
Ellerimi ellerinin üzerine getirip yavaşça aşağı kaydırdım. Küçük ellerini penisimin üzerine yerleştirdiğimde gözleri kocaman olmuştu. "Yıkaman gereken yer burası." kölelerin yanında itiraz edemiyordu. Konuşmadan önüne döndü. Ellerinin altındaki kocaman aleti yavaş yavaş sabunla köpürtmeye başladı. Başımı arkaya atıp gözlerimi kapattım. Ne yaptığının farkında bile değildi. Ellerinin altında büyümeye başlayan penisimi temizlediğini düşünüyordu ama ben şu an orgazmın kıyılarındaydım. Ellerine boşalıp onu korkutmak istemediğim için başımı kaldırdım. "Hepiniz çıkın."
Bütün köleler durdu. Yeni kurt da durup ellerini çektiğinde derin bir nefes aldım. Herkes birer ikişer çıkarken yeni kurta seslendim. "Sen dur." arkasını dönüp bana baktı. "Bir ismin var değil mi?"
Başını salladı. "Adım Nora."
"Memnun oldum Nora."
"Senin adın ne?"
"Bana 'efendim' diyebilirsin."
Mahçup bir şekilde gülümsedi. "Yine de gerçek adını söyleyemez misin?"
Gülümsedim. "Paul. Adım Paul."
"Ben de memnun oldum." banyodan çıktığında nefesimi bıraktım. Böyle küçük bir kızın beni bu denli etkilemesi normal değildi. Belki de diğer kızlar gibi üstüme atlamadığı içindi. Bu da beni deli ediyordu.
Hızlıca banyomu edip çıktım. Köleler çıktığımda beni giydirmek için hala odada duruyorlardı. "Çıkabilirsiniz."
Köleler çıkarken içlerinden birini durdurup sabahlığını aldım. "Bu bende kalsın." dediğimi ikiletmeden çıktığında sabahlığı Nora'ya fırlattım. "Giy bunu."
Sabahlığı tutup giydiğinde ben de dolabıma yöneldim. Yıllar içinde fanilerle beraber gelişime ayak uydurmuştuk. Onlardan çoğu şeyi öğrenmiştik. Bu kıyafetler de aynı şekilde. Modernizme ayak uydurur hale gelmiştik. Saray hariç. Bazen hala komiğime gidiyordu sarayın içinde kotlarla, mini eteklerle hippi gibi gezinen tipleri görünce.
Siyah kotu ve siyah gömleği giyip Nora'ya döndüm. "Ben konuş demeden konuşma."
Başını salladı. "Tamam."
Odadan çıkmak için kapıyı açtım. Nora da peşimden geliyordu. Salona geçene kadar sessizce arkamdan yürüdü. Kapıyı açıp içeri girdiğimde aile üyelerimi gördüm. Sarayda tüm asil kurt üyeleri bulunuyordu. Babam, amcalarım, kuzenlerim, yengelerim... Fazlasıyla kalabalık bir aileydik.
Nora'ya döndüm. "Burada bekle." Onu girişte diğer şahsi kölelerle bırakıp kahvaltı masasına gittim. "Günaydın."
Babam başıyla selam verdi. Amcalarım her zamanki gibi umursamadı. Alec ise yanına oturduğumda kıkırdayarak yanıma yaklaştı. "Bizimkiler yine çok mutlu."
Omuz silktim. "Bana bulaşmadıkları sürece sorun yok."
"Oğlum sen de sürekli olay çıkarıyorsun. Patrick'e saldırdığını hala konuşuyorlar."
"Konuşsunlar. Hak etti o piç."
Kıkırdadı. "Ona saldırırken orada olmadığım için hala üzülüyorum. Alfaların savaşını görmek için her şeyi yapardım."
"Merak etme, senin için de saldırırım bir ara izlersin."
"Kuzen haber ver de hazırlıklı olayım."
"Ne hazırlığı?"
Kulağıma doğru yaklaşıp fısıldadı. "Biri kavga ederken sevişmeyi seviyorum. Çok heyecanlı oluyor." gülüp kulağımın dibinden ittim onu.
"Pisliksin abi ya."
Önüne dönüp yemeğini yemeye başladı. Ben de bu çok sevgili aile masasından kalktım. "Ben eğitim alanına gidiyorum. İyi günler."
"Tekrar sorun çıkarma. Bıktım senin bu pervasız davranışlarından."
Babama dönüp gülümsedim. "Emrin olur."
Kimse canımı sıkmadığı sürece kimseye ellemezdim.
Salondan çıkarken Nora'ya baş işareti yaptığımda beni takip etti. Dışarı çıktığımızda Luna'nın odasına doğru yürüdüm. Kapısını çalıp beklemeye başladım.
Luna kapıyı açıp baş selamı verdi. "Hoşgeldiniz efendim. Bir sorun mu vardı?"
Nora'nın kolundan tutup öne çıkardım. "Onu eğit. Artık şahsi kölem olacak. Ona her şeyi öğret."
Luna Nora'yı dikkatlice süzdü. "Ama efendim saray dışından birini nasıl köleniz yapabilirsiniz?"
"Sen dediğimi yap. Onu güzelce eğit. Saray dışından olduğunu da kimseye söyleme."
"Emredersiniz efendim."
"Sen git, ben onu yollayacağım."
Luna baş selamı verip geri gidip kapıyı kapattığında Nora'ya döndüm. "Hiçbir şey söyleme. Sana soru sorarsa sahibinin konuşmaya izin vermediğini söyle. Akşam döndüğümde sana her şeyi açıklayacağım."
Başını salladı. "Bu kölelik olayını hiç sevmedim. Umarım gerçekten bunu yapmak zorundayımdır. Yoksa beni köle ilan ettiğin için seni..." işaret parmağını salladığını parmağını tutup aşağı indirdim.
"Hareketlerine dikkat et köle. Şimdi içeri gir."
Başını sallayıp içeri girdi. Bir anda hayatının değişmesine öfkeliydi ama çalışıyordu. Alışmak için çabalıyor, sakin davranıyordu. Ama içimden bir his bir gün bu sakinliğin tehlike yaratacağını söylüyordu.