Beş gündür Süeda'yı arayan Devran derin bir umutsuzluk içindeydi. Saçı ve sakalı birbirine karışmış, yüzünde uykusuz gecelerin izleriyle dolup taşmıştı. Gözlerindeki ateşli bakışlar, karısının kayboluşunun acısını yansıtıyordu. O gün, morgda teşhis ettiği kadının karısı olmadığını anlayınca derin bir nefes almıştı; ancak bu, içindeki sıkıntıyı dindirmeye yetmemişti. Karısını bulamamak, onu her geçen dakika daha da perişan ediyordu. Konağın içinde sinirli adımlarla dolaşan Devran'ı gören herkes, ondan çekiniyor, gözlerini kaçırıyordu. Üzgün ve gergin hali, etrafındakilere bile bir ürperti salıyordu. Ancak Devran konağı terk etmiyordu; bir yerlerden bir haber, bir ipucu çıkacağı ümidiyle orada bekliyordu. Gözleri sürekli insanların üzerindeydi, herkesi dikkatle izliyordu, fakat şüpheleri en

