2.BÖLÜM

369 Words
Barın içi karanlıktı. Müzik, kulağa değil mideye vuracak kadar yüksekti. Hava ağırdı; parfümle maskelenmiş ter kokusu, eski viskinin buğusu, sigara dumanının paslı duvarlarda dolanışı... Kadınlar loş ışıkta tıpkı içki şişeleri gibiydi. Kiminin kapağı açılmıştı çoktan, kimisi hâlâ direnir gibi duruyordu. Ama Gülru… o en çok talep gören şişeydi; kapağı her gece biraz daha gevşeyen. Platformdan inip masaların arasından geçerken topuk sesleri yankılanmıyordu. Çünkü müzik her şeyi bastırıyordu. Ama ona bakan her erkek, o yürüyüşü ezberliyordu. Mini siyah elbisesi yanlardan yırtıktı. Kalçası her adımda kumaştan kurtulmak ister gibi bir kıpırtıyla görünüyordu. Omzundan düşmüş ince askılar göğüs hattının üst kısmını açıkça belli ediyordu ama umurunda değildi. Sütyen yoktu. Zaten gerek de yoktu. Çünkü o elbiseyi taşıyan beden artık sahneye değil, pazara çıkmış gibiydi. “Et göster, laf yut. Düzen bu,” demişti eski konsomatrislerden biri. Gülru o düzene doğmamıştı belki ama çoktan içine gömülmüştü. Yüzünde ucuz fondöten, kirpiklerinde akmaya yakın rimel, dudaklarında yarısı silinmiş kırmızı ruj vardı. Ama en çok da gözlerinde bir haykırış: “Ben burada değilim aslında. Başka bir yerde, başka bir ben olmalıydım.” Masaya oturduğunda, üç adam önünde diş gösterdi. Orta yaşlı, karnı sarkmış, gülüşleri tiksintiyle örülmüş adamlar... İçlerinden biri çaktırmadan elini Gülru’nun bacağına attı. Gülru elin bacağını okşadığını hisseder hissetmez bacağını çekti ama ses çıkarmadı. “Direnirsen seni sakat bırakırım. O halde bile müşteri bulurum .” demişti patron. Sarı dişli ,orta yaşlı adam “Bana bir viski daha, güzelim. Ama bu sefer dudaklarından getir,” dedi diğeri ve kahkaha attı. Gülru gülümsedi. Zoraki. Boğazına oturan iğrençliği içinde yuttu. Masadan kalktı, bara yöneldi. Kalçaları sağa sola salınıyordu. İstese de istemese de o barın her erkeği onu izliyordu. Tam barda arkasını dönüp eğildiği sırada elbisesinin arkası daha da yukarı kaydı. İç çamaşırı gözüküyordu. Ama bu, orası için sıradan bir manzaraydı. Alışmış bakışlar üzerinden kayıp geçiyordu. “Bedenim burada, ama ruhum nerede bilmiyorum…” dedi iç sesi. Barın köşesinde Harun duruyordu. Gömleğinin kolları kıvrılmış, kollarındaki damarlar geceyi yırtacak gibi gergindi. Mekanın en güçlü korumasıydı duyduğuna göre eski boksörlerdendi. Başka kadınlar ondan çekinirdi. Ama Gülru için farklıydı. Onun bakışlarında sapkınlık değil, bir tür "tanıma" vardı. Sanki geçmişini görmüştü. Sanki aynı karanlıktan geçmişti. Gülru barda eğilirken Harun istemsizce baktı. Ama sonra gözlerini kaçırdı. Çünkü Gülru’ya başka türlü bakanlardan olmak istemedi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD