Mithat sabah kalktığında kısa bir düş alıp , dolabındaki gömleğini eline alıp giydi . Burnuna pis bir koku geliyordu. Önce etrafında aradı kokunun kaynağını bulamayınca , burnuna gömleğini yaklaştırdı midesi bulanıp hızla çıkarıp yere attı. Tek tek bütün gardırobu boşaltı . Sinirden ne yapacağını bilmiyordu. Kıyafetlerini yıkadığı deterjanı mi değişmişlerdi?
Yerdeki eski gömleğini üstüne geçirip hızla odasından çıktı. Konakta daha kimse uyanmamıştı. Altında şortu , üstünde önü iliklenmemiş gömleği görünen atletiyle ilk defa odasından dışarı çıkmıştı .
Hızla Sultan ablayı aradı . Mutfağa girdiğinde Bahar'ın su içtiğini görüp görünmeden geri çıktı . Odasına doğru yöneldiğinde Sultan abla ayağını sürüyerek kilerden çıktığını gördü.
Hızla elinde un kovasıyla çıkan kadının karşısına dikildi.
Sultan hanım ağasının karşısında hiç şort ve atletle görmediği için görünce kaşları çatıldı.
Mithat sinirile: '' Sultan abla kıyafetlerimi yıkarken içine ne koydun hepsi pis kokuyor keşke hiç yıkamasaydın''dedi sonuna doğru annesi kadar emeği olan kadını kırmamak için sesini tonunu azaldı.
Sultan duyduklarına şaşırıp : '' Valla ağam ben sizin odanıza hiç girmem gelin hanım yıkar ama deterjanı değişmedim ''diyerek kendini müdafaa etti.
Mithat duyduklarıyla mahçupca gözlerini kaçırıp : '' Kusura bakma Sultan abla '' diyerek yavaş adımlarla odasına yöneldi.
Merdivenlerde Bahar arkasından gelip : '' Ben sana demiştim ağam beni al o zaman değişirdi , hizmetini de ben yaparım yeter ki beni konaktan gönderme '' dedi yalvarır bir tonda.
Mithat uyandığından beri sinirle birde annesi yerinde olan kadının karşısında düştüğü sinirle merdivende durup : '' Ne diyorsun kızım sen kıçı kırık konak için her haltı yemeye razı misin? Kusura bakma benim namusumsun , kardeşimsin ben sana yan gözle bile bakamam şimdi o nişanlına laf getirme de kaybol gözümden '' diye bağırdı.
Sultan ablanın siparişlerini getiren Fatih ağası ve nişanlısı arasındaki sözleri duyum birden olduğu yerde taş kesildi.
''İnsanlar da kuyulara benzerler, içlerinde boğulabilirsiniz.'' denilmişti . ve Fatih'te parmağına takılı olan pranganın yükünü hissediyordu. Yetmezmiş gibi ağasına ilgi duyduğunu duyunca başını olumsuz sallayıp : '' Ne bekliyorum ki ? Şaşmaz zengin kızın şımarıklığı '' diyerek hızla mutfağa yöneldi.
Bahar gözleri dolu dolu bakıyor uzaklaşamıyordu. Mithat Fatih mutfağa gittiğini görüp hızlı adımlarla odasına yöneldi .
Odaya girdiğinde karısının uyanmış yatağı topladığını gördü.
Berfin kocasının içeri girmesiyle kırgın bir sesle : '' Sağol ya , şu odanın haline bak annem bir girse odaya nasıl açıklayacağım bilmiyorum'' diyerek yastıkları yerine indirdi.
Mithat derin bir nefes verip : '' Belli ki ben bugün büyük bir kavga edeceğim kar parçası bana temiz bir gömlek ve pantolon bul yoksa delireceğim'' diyerek yeni düzülen yatağa oturdu.
Berfin sinirle : '' Yeni düzmüştüm. Ayrıca hepsi temiz , yeni yıkayıp ütüledim ''dedi.
Sevgi sinirlendiğinizde bile karşısında kedi gibi olmanızdı.
Mithat derin bir nefes alıp : '' Kar parçası hepsi pis kokuyor ne kullandıysan değiştir . Hadi güzelim , önemli bir toplandım var hadi bakır saçlı kedim bana bir şeyler ayarla'' dedi.
Berfin duyduklarından hoşlanıp yere atılmış kıyafet yığınlarına yöneldi. Tek tek kokladığında hepsini fazlasıyla pis koktuğunu anladı. Ama neden diye düşündü sonunda hocanın yaptığı karışım yüzünden olduğu aklına gelip kocasına giydirmenin yollarını düşündü.
Berfin eline aldığı beyaz gömleği : '' Gayet temiz pis kokmuyor bu sen hepsini koklayınca burnun öyle algılamıştır. '' dedi .
Mithat gülüp karısının elindeki gömleği alıp kokladığında tekrar kusma hissine kapıldı .
Mithat : '' Kar parçası emin misin iğrenç kokuyor ? '' dedi. Karısının başıyla onaylamasıyla istemeye istemeye giydi.
Sonundan odadan çıkan karı koca sofraya oturdu. Kahvaltı edilmeye başlanmıştı.Mithat'ın yanına oturan amcaoğlu Kazım tabağına hızla çatalını bırakıp : '' Abi sabahtan beri pis koku var . Senden mi geliyor ? ''deyip yaklaştı.Kokunun kaynağından alınca hızla aralarına mesafe koydu.
Mithat şaşkınlıkla : '' Ne kokusu '' dediğinde Kazım :'' buram buram yanmış balıktan beter kokuyorsun ,ne döktün üzerine ?'' dediğinde ..
Mithat elindeki çatalı bırakıp göz ucuyla karısına bakıp : '' Bir bilsem ne dökülmüş tüm kıyafetlerime '' deyip müsaade isteyip hızla konaktan çıktı.
Kadir tüm gece içmişti. İçince dertlerini unutacağını düşünmüştü . Ama ne fayda..
Annesinin görüş günüydü. Saati geldiğinde izin belgelerini imzalayıp girdi . Annesinin elinde kelepçeyle karşısına gelmesiyle içkinin verdiği rehavetle gözyaşlarını serbest bıraktı.
Bedriye hanım en küçük oğlunun karşısında küçük çocuk gibi hüngür hüngür ağlasımasına dayanamayıp , oğluyla arasında tek engel cama yapışıp : '' Ağlama yakışıklım ağlama kurban olduğum''diyerek kendi gözyaşlarını bıraktı.
Kadir sinirle : '' Ne yapma anne , evimiz yuvamız dağıldı . Babam tekrar evlenecek ama önce hepimizi dağıtmaya çalışıyor .Sen nereden bileceksin varsa yoksa Berdan abimdi diğer çocuklarını düşünmedin . ''diyerek hıçkırdı sonunda konuşmaya tekrar gücünü bulunca :'' Bahar nişanlandı hani sen okutup avukat yapacağın kızın , sıra abimlere de yengem bulacak , ya ben ne haldeyim sevdiğim kızı başkasına veriyorum . bizi gömdün anne Berdan abim için bizi diri diri gömdün .Sensiz ne haldeyiz bak gurur duy eserinle, bıraksaydın Berdan'ı ne yaparsa yapsınlardı . Ondan ayrı çocukların var ama nerde , varsa yoksa Berdan beraber gömdün kendini ..Neyi anlatıyorsam ''diyerek yüzünü silip ayaklandığında..
Anne yüreği dağlandı. Bütün duygularını oğlunu mezara gönderdiğinde kaybettiğini düşünüyordu. Yemeden içmeden kesmişti. Ama diğer çocuğunun ağlaması analık duygusunu toprağın altından tekrar gün yüzüne çıkarmıştı.
Bedriye hanım : '' Oğlum sen annene anlat ben çaresini bulurum .Kimse sana istemediğin bir şeyi yaptıramaz yeter ki anana anlat ''dedi yerinde duramıyor camı kırabilse karşı tarafa geçmek istiyordu.
Berdan gözlerini silip cama yaklaşıp : '' Gel ve yuvamızı tekrar toparla yapabilir misin ?''diye güldü sonra ekledi : '' Yapamazsın'' diye bağırıp yalpalayarak odadan çıktı.
Arkasında annesinin hıçkırıkları duyuluyordu.
Birgül heyecanlıydı yerinden duramıyordu . Yarın konakta ufak bir kutlama olacaktı. Ve Oğuz kendisini alıp evine götürecekti . Sonra uzaktan da olsa okutacaktı . Kendine ait bir evi olacaktı . Hayallerini bölen telefon sesiyle cebinden çıkardı. Büyük ablası arıyordu . Açıp açmama konusunda tereddüde düşmüştü sonunda pes edip açmıştı .
Ablası sinirli ve agresif bir sesle : '' Birgül hanım teşrif edipte ablasının telefonu açtılar . Niye kaç zamandır açmıyorsun ? '' diye sonunda sesini yükselti.
Kızgındı , bürüktü yüreği Birgül'ün . Ablalarıyla en son konuştuğunda kapılarında babalarıyla beraber kovmuşlardı. Babası ölünce ısrarla arasalar da açmamıştı .
Tam çiçek açtığında ezmekten çekinmeyeceğe benziyorlardı .
Birgül yutkunup : '' Açsaydım ne diyecektin ki? '' dedi . Sesinde bir çok anıyı silmiş bir yeni yetme bir kız tonu vardı.
Ablası gülerek : '' Bana bak haspaya kapımda dolaştığın günleri çabuk unuttun bakıyorum . tabi Mithat ağanın himayesini girince havalandın ama ben indirmesini de bilirim. Beni iyi dinle o doktorla evlenmeyeceksin Ali burada seni bekliyor duydun mu? Oğlan her şeye rağmen vazgeçmemiş senden '' dediğinde Birgül sinirden kendini tutamayıp : '' Oldu başka ne istersiniz sizin çocuklarınıza da bakmaya devam edip ev işlerinize tekrar yardım edeyim mi pardon hizmetçiliğinize devam edeyim mi? '' dedi kendini tutamayıp odada bir ileri bir geri yürümeye başladı.
Ablası bağırarak :'' Hep o babam senin götünü kaldırır ama ben ağayla konuşup seni almasını bilir...'' diyerek sözlerine devam edecek iken dayanamayıp telefonu ablasının suratına kapattı.
İçinden - bir gün sonra evli olacağım kimse karışmayacak diye -geçirdi.
Murat bey'in telefonu çalmasıyla açtı . Hattın diğer ucundaki ses : '' Beni kurtaracaksın yoksa bildiklerimi herkese söylerim . en kısa zamanda beni kurtaracaksın '' diyerek telefonu kapattı.
Murat bey kapanan telefona şaşkınlıkla bakıyordu.
Geçmiş unutulduğunu sanıyordu . Ama biliyordu ki geçmiş ile yüzleşmek durumunda kalacaktı.
Berfin bütün gün kocasının kıyafetleriyle uğraşmıştı . Kuruyanları ütülemişti. Ütüye devam ederken kocasının odaya girmesiyle saatin hızla geçtiğini anladı .
Berfin : ''hoş geldin '' dediğinde Mithat : '' Hoş buldum güzelim , kolay gelsin '' diyip üzerindeki ceketi yatağın üzerine indirecek iken karısının elini uzatmasıyla , Berfin'e verdi.
Berfin kocasının ceketini alıp kirli sepetine ilerlediğinde gözleri kararıp yalpaladı , biranda her yer simsiyah kesilip boşluğun kendisini çekmesine izin verdi.
***********
Mithat & Berfin hakkındaki düşünceleriniz nedir ?
Doktor Oğuz & Birgül hakkındaki düşünceleriniz nedir?
Bahar'ın davranışları hakkında ne düşüyordunuz ?
Sizce Murat beyin geçmişi ne olabilir ?
Kadir hakkındaki düşünceleriniz nelerdir ?
Bedriye hanım hakkındaki düşünceleriniz nelerdir ?
kota 5 takip 40 vote 40 yorum
(1293 Kelime)