"Her zaman hazırsın benim için."
Eli hızlıca kadınlığımın girişini bulduğunda üç parmağı birden girince nefes alamayacağım sandım inledim. Bacaklarımı kapatmak birbirine bastırmak istiyordum ama izin vermiyordu.
"Zevkin doruğunu yaşatacağım sana." Onu duymuyor gibiydim, boğuktu sanki her şey.
"Erzen!"
"Aferin güzelime! Böyle!" Parmakları hızlıca içime derine doğru girip çıkarken, "İnle adımı. Bağır!"
"ERZEN!" Artık dayanamıyordum!
"Dayanamıyorum! Nolur! Ahhh!"
Birden parmakları çıktı ama beni lavabonun mermerine yasladı. "Daya!"
"Ne!"
"Ellerini daya dedim!" Dediğini yaparak ellerimle beyaz mermeri sıkıca tuttuğumda arkamdaydı. Bedenlerimiz yapışıktı birbirine. Onu birden içimde hissedince çığlık atmıştım. Hızlıydı. Sertti. Ama bu bana acı değil fena derecesinde zevk veriyordu!
İçimde en dibe kadar girerken hızlı git gelleriyle kafamı geriye attım. Onun omzuna dayadım. O da boynuma gömülmüş vaziyette boynumu öpüyor, belimden sıkıca tutarak içimde sertçe git gel yapıyordu.
Birden geleceğimi anladığımda inledim. "Erzen!"
Hırladı. "Geliyor musun?! Gel! Gel bana!"
Ve o an ikimiz de doruk noktasına ulaşmış, içime boşalmıştı.
Nefes nefese kalırken içimden aniden çıktı, hissettiğim boşlukla sızlandığımda güldü. Beni kucaklayarak sıcak su ile dolu olan köpüklü jakuzinin içine girdi. Ben de kucağındaydım. Omuzlarına kadar girdiğinde ben de onunla beraber boynuma kadar girmiştim.
"Bu sefer rahatlamaya kesinlikle ihtiyacın var." Yorgunlukla başımı onun kaslı geniş göğsüne koydum. "Yoruyorsun beni..." Saat hayli geç olmuş olmalıydı. "Bir günde 4 dört kez seviştik ama sanki 40 kez yapmışız gibi hissediyorum."
Kısık seste kahkaha attı. "O zaman daha çok yorulacaksın güzelim."
Çenemi dayarak başımi kaldırdım. "Halim yok diyorum şöyle bir kaç gün ara versek, kasıklarımın ağrısı şiddetlendi. Bir daha sikemezsin beni bak o derece!"
Gözlerimden anlamış olmalı ki bir şey demedi. "Dinlen tabi," Dudakları kıvrıldı. "Ara da vereceğiz demiştik unuttun mu? Bir hafta olur bir ay olur."
Başımı yasladım. "Yok o kadar da değil. Bir kaç gün yeter benim için." Güldü. "Sen de haklısın benim gibi birine nasıl karşı koyabilirsin ki?"
Ona kötü kötü baktım. Kafamı kaldırıp yüzüne yaklaştım. "Bence sen," Nefesim dudaklarına dökülüyordu. "Bana karşı koyamadığın için benimle aylarca sevişmek için büyük paralar ödedin, o paraya millet ihalede tablo alıyor."
"Tabloyu sikeyim, sen varken tablo da neymiş!"
Dudaklarım kıvrıldı. Kalbim bir hoş oldu. Hah. Merak etmeyin. Bu sadece egomu besler. Ben asla birine aşık olmazdım.
Gülümsedim. "Beni sik sen, tabloyu boş ver."
O da benim gibi sinsice gülümserken, "Yarın tüm günü hatta diğer bir kaç günü yatalak olarak geçirirsin güzelim, kaşınma!"
Omuz silktim. "Ne yapayım bu kadar güzel becermeseydin sen de?"
Tek kaşını kaldırdı alayla. "Doyumsuzum diyorsun?"
Yüzüne yaklaştım yeniden. "Senin gibi." dediğimde, "Dilayda!" dedi duraksadım dudaklarım tam öpecekken geri çekildim. Kaşları çatılarak yüzüme baktı. "Az kalsın unutuyordum..." Şüpheyle sordum. "Adımı nereden biliyorsun?" Sinsice gülümsedi. "Beni hafife almış olamazsın, değil mi güzelim?"
"Ne demek o?"
Yüzüme yaklaştı. "Beni daha tanıyamamışsın demek, ama merak etme zamanla tanıyacaksın."
&
Gözlerimi araladığımda güneşin ışıklarının yüzüme vurduğunu hissettim, gözlerimi kısarak çıplak ince kolumu kaldırdım. Ofladım. Hayır uyanmak istemiyordum. Siyah saten örtüyü biraz daha üzerime çektiğimde yastığıma sarılarak gözlerimi kapattım.
Çok zaman geçmemişti ki saçlarımda bir el hissettim. Ardından çıplak omuzlarım ile boynum arasında bir baş. Erzen.
Beni kokluyordu.
Bu kasıklarımdaki ağrıdan çok ateşe neden olurken huysuzlandım. "Erzen yapma..." Sesim boğuk çıkmasına rağmen beni anlamıştı, durdu. Bir eli sağ pürüzsüz yanağıma giderken yanağımı okşuyordu.
"Erzen..." dedim ikaz edercesine. Beni dinlemedi aksine dokunuşları yoğunlaşırken ona döndüm. Açılan örtüyü umursamadan ona baktım. Bakışları açılan göğüslerime indi ardından örtüyü çekerek bana baktı. "Yaramaz mısın acaba sen?"
"Senin gibi."
Hah.
Bana gönderme yapıyordu harika!
"Benim repliğimi çalma!"
"Senin benim diye bir şey mi var güzelim," Eli saçlarıma gitti. "Benim her şeyim senin, keza seninki de."
Sevinçle gülümsedim. "Şu bahçedeki arabalar..." Geldiğimiz gün görmüştü resmen araba koleksiyonu vardı! Kaldı ki koleksiyonun sadece gördüğüm o yedi lüks arabadan oluşmadığına emindim!
"Hmm? Ne olmuş arabalarıma?" Hah egoist.
"Benim değil mi?" Kurnazlıkla ona baktığımda beni anlamıştı sence dercesine baktığımda niyetimi anlamıştı. Kahretsin! Evet hepsi senin mi diyecekti Dilayda!
"İstersen o gördüklerinin aynısından sana alabilirim?" Doğruldum. Örtüyü koltuk altlarıma sıkıştırdım.
"Hepsinden ama?"
Sakince başıyla onayladı.
"Ama sadece onlar da değil, araba koleksiyounda ne kadar araba varsa hepsinden?" Sakince başıyla onayladı. "Hepsi bir imzama bakar."
"Siktir ya, para mı sıçıyorsun be adam?!"
Güldü. Parmaklarını belimde hissedince irkildim, aşağı yukarı yavaşça kaydırıyordu. "Günlük kazancımı söylesem dudak uçuklatırsın hatta öyle bir uçuklatırsın ki dudakların saatlerce öyle kalır."
"Siktir Erzen! Cidden siktir!"
"Hay hay güzelim," dediğinde gözlerimi devirip elimi onun kaslı göğsüne bastırarak durdurdum onu. "Şaka yaptım şaka."
"Merak etme bugün senin dinleme günün," Birden yataktan kalktı. "Üzerimi değiştireyim sen de değiştir beraber kahvaltıya inelim."
Sonrasında yatak odasını kapısını açık bırakarak katın diğer tarafına geçtiğini anlamıştım. Yatakta kalakaldım.
Tamam çok zengindi. Öyle çok zengindi ki çok sıfatı bunun yanında bir hiçti.
Yakışıklıydı.
Düzenli spor yaptığına emindim. Yoksa öyle bir vücuda nasıl sahip olabilirdi başka?
Beslenmesine dikkat ettiğini de tahmin ediyordum. Nasılsa birazdan kahvaltı sofrasından anlayacaktık.
Sigara ve içkiyi çok tüketmiyordu muhtelemen. Otel odasındayken sabahın yedisinde şarap içmiş adamdı ama bana içmemem şartını koymuştu.
Bir dakika?
Siktir!
Sigara yok, içki yok...
Dün gece de korunmamıştık!
Bu adamın amacı neydi böyle?!
Yataktan bir hışım kalktığımda çıplaklığımı umursamadan katın diğer tarafına geçtim. Spor aletlerin olduğa kısma geldiğimde cam bölmeden aşağıya baktım. Havuzdaydı.
Cam kapıyı araladığımda beni hamamdaki gibi sıcaklık karşıladı. Hışımla birkaç basamağı indim. Erzen beni fark edince duraksadı, saçlarını geriye attı.
"Dilayda?!"
Ona sinirle öfkeyle bakıyordum. "Senin amacını anlamadım sanma!"
Gerildi. Kaşları çatıldı. "Ne oluyor?!"
Havuzun kenarına gelip havuzdan çıktığında altında şortu olduğunu farketmiştim. Her yerinden sular damlarken hele gözlerindeki kirpiklerindeki o halini görünce ne kadar çekici olduğunu fark ettim.
Kahretsin!
Ama hayır!
Öfkemi korumalıydım!
Dudaklarımı yaladım. "Amacını diyorum biliyorum! Ya sen böyle bir kötülüğü nasıl yaparsın?!"
"Neden bahsediyorsun? Hiç bir anlamıyorum şu an!" diye sesi yükseldiğinde ona yaklaştım. "Ben sana anlatayım canım, sigara ve içki yasağı getirdin dün gece şapkasız korundun, amacın beni düpedüz hamile bırakmak! Değil mi?" Durdu. Konuşmadı.
Siktir.
"Fark etmeyeceğimi mi sandın?!"
Sinsice dudakları kıvrıldı. "Fark ettin demek. Güzel. Bundan sonra dikkatli olursun böylelikle."
Kaşlarım çatıldı. Konuşmaya devam etti. "Evet bir bebek istiyorum." Gözlerim irileşirken bağırdım sesim eko yapıyordu! "Delirdin mi be adam! Ne bebeği ne çocuğu ya! Benim gibi bir kadından ne çocuğu!"
Kasıldı. "Ne varmış senin gibi bir kadında!"
Sinirle güldüm. "Hah bir de soruyor musun? Fahişeyim lan ben fahişe!" Birden ensemden tutarak beni kendine çekti. "Sana demiştim ki bir daha kendine öyle ithamlarda bulunursan sana hayatını dar ederim!"
"Et lan et! Benden bebek isteyerek hayatımı dar edeceksin zaten! Et amınakoyayım!" Sinirle güldü. "Sen kendine kötü davrandığın sürece ben de sana kötü davranırım Dilayda!" Dişlerimi sıktım.
"Çocuğuna annen başkaların altına yatan bir kadın mı diyeceksin?! Nasıl tanıştınız diye sorduğunda anneni satın aldım, seviştik mi diyeceksin!" Erzen saçlarıma asıldı. Canımı yakmıyordu ama bakışları tehditvariydi.
"Bunu ilkini benimle yaşayan kadın mı söylüyor?!" Donakaldım...
Ama...
Ama...
Nasıl...
"Sen..." dedim susakaldım. Doğruydu. Ben erkeklere gösteriler yapmış ön sevişmeler yapmış bir kadındım ama asla altlarına yatmamıştım. Yatmaya karar verdiğimde ise bunu tercih etmem paraya ihtiyacım olduğu içindi. Zorundaydım. Şeytani tarafımla hayatımı sürdürürken melek tarafım hâlâ içimde bir yerlerde yatıyordu!
Kahretsin ki Erzen bunu nereden biliyordu!
"Bana istediğimi vermezsen Dilayda seni buraya hapsederim, yıllarca çıkamazsın buradan! Sen daha benim kudretimi görmedin! Kaçmaya yeltendiğin her saniye süreyi daha da arttırır."
"Sen ne vicdansız yabani-"
"Şş şş şşttt! Sakin ol güzelim! Ben oysa burada senin için bizim için çabalıyorum! Sevineceğine-"
"Ne çabalaması be? Ne çabalaması!" Yanaklarımı avuçladı birden, beni kendine bastırdı. Sinirle ona bakıyordum. "Biz diye bir şey yok! Anladın mı! Ne sen ne ben birbirimizi daha iki gece kadar önce gördük! Daha barda gördüğün bir kadından bebek istemek kadar saçma bir şey görmedim hayatımda!"
Erzen sinsice gülümseyerek bir parmağını yanağımda gezdirince hızla kafamı çevirdim. Boynumu öptü. "İster kabul et güzelim ister etme. Anlaşmayı feshedersen seni hayatın boyunca çalışsan da ödemeyeceğin borca sokarım! Ben nasıl senin isteklerini yerine getiriyorsam sen de benimkilerini getireceksin!"
O anlaşmayı baştan kabul etmeyecektin Dilayda!
INSTAGRAM: cordolorem
TikTok: cordolorem