7.Bölüm

1084 Words
Hastaneye girdiğimde güneş gözlüğümü çıkardım. Bembeyaz olan o girişte dururken oldukça kalabalık bir ortam olduğunu gördüm. Yoğun bir gündü anlaşılan. Danışmaya yöneldiğimde sevecen bir kız beni kibarla karşıladı. "Buyurun efendim nasıl yardımcı olabilirim?" Ne diyebilirdim ya da nasıl diyebilirim? "Merhaba, ben burada yatan maddi durumundan dolayı tedavisi geciken tüm çocukların masraflarını ödemek istiyorum. Bir nevi hastanenize bağış yapacağım." Kadın şaşkınlıkla bana bakakalırken ona tek kaşımı kaldırıp baktım. "Bir mahsuru mu var?" "Ha-hayır efendim mazur görün sadece şaşırdım şimdi hemen sistemden bakıyorum efendim bir saniye." Parmaklarımla ritim oluşturdum. "Bekliyorum." Çok değil bir kaç dakika sonra bana bir liste çıkartmıştı. Toplam da beş sayfa. "...bunları da incelediğimizde tüm masrafların meblağı en son sayfada yer alıyor efendim." Direk en son sayfayı açarak ücrete baktım. 1.300.850 Türk Lirası. Her hasta çocuğun tedavi fiyatı belirlenmiş toplam da bu kadar tutmuştu. Neredeyse 150'den fazla çocuk vardı. Hepsini ziyaret etmem zordu ama bir kaçını ziyaret edebilirdim. "Pekâlâ hepsini ziyaret etmek istiyorum. Tabii ki kimse bilmesin sadece sigorta karşıladı ya da ünlü iş adamı bağış yaptı deyin kimse bilsin istemiyorum. Siz güvenebilirim değil mi?" Hah sen Dilayda? Birine güvenmek? Beni korkutuyorsun. "Hayır efendim aramızda kalacağımızdan emin olabilirsiniz." dediğinde dolar kartımda dolar olarak ödedim. Bu da hemen hemen 165.000 dolara tekabül ediyor olmalıydı. Kartta sınır olmadığını hatta sınır olsa bile 1.000.000'a kadar sınır olabileceğini düşünürsek 165.000 bir hiçti. Yanımda Danışman'ın yönlendirdiği benimle eşlik edecek bir hemşire vardı, beraber asansörlerin olduğu yere gittik. Asansör geldiğinde önce ben sonra o bindik. 12.kata bastı. "Siz," dediğinde ifadesizce başımı ona çevirdim. Yüzünde kibar bir gülümseme vardı. "Bir iş kadını olmalısınız, sizi daha önce hiç bir yerde görmedim?" Dudaklarımı kıvırdım. "Normaldir." deyip kestirip attığımda duraksadı. "Kusura bakmayın, isminiz neydi?" Kadına benimle dalga mı geçiyorsun diye baktığımda aslında ağzımdan laf almaya çalışan biri olduğunu fark ettim. Hemşire falan değildi. Hastanede hemşire ayağıyla gezen gazeteci bir ajandı. Magazincilere gazeteci deniliyor muydu? Hiç sanmıyorum. Ona adım atarak asansörün soğuk metal duvarına yasladım. Gözlerinde korku vardı şimdi. "Ağzımdan laf alamayacaksın, ya işini düzgün yap ya da olduğun işten vazgeçip hemşire ol mesela. Hım?" "Siz n-ne s-saçmalıyorsunuz ben zaten h-hemşireyim!" Ona burun kıvırarak baktım. "Kesin öyledir." Kata geldiğimizde indik. Ona dönüp elindeki listeleri aldım. "Şimdi kaybol gözümün önünden," dediğinde ama diyecek oldu bense lafı ağzına tıkadım. "Türkçe'n yok mu senin?" "Tek başınıza odalara girmeniz yasak burası bir hastane-" Saçma sapan protokolleri dinleyemeyecektim hiç. Çantamdan telefonumu çıkardım. Ona kapalı ekranla beraber telefonu havada işaret ederken, "Seni ifşalamam bir telefon kadar uzak. Ya bana başka hemşire yönlendirirsin ya da asıl işine dönersin." deyip yapmacık gülümsememi bahşettiğinde pes etmiş gibi omuzlarını indirdi. Sağına soluna bakarak bana yaklaştı. "Tamam ben sesimi çıkarmayacağım sen de," Bir telefonuma bir bana baktı. "... kimseye bir şey demeyeceksin, değil mi?" Yüzüne eğildim. "Burada anlaşmayı ben yaparım ve benim kurallarım geçer." Geri çekilip ondan uzaklaştım. Listeye baktığımda artı olarak saate de baktığımda en az yirmi otuz çocuğu ziyaret edebileceğimi düşünüyordum. & Akşamdı hastaneden çıktığında. İlhan Bey kapımı açmış arabaya binmemle o serin hava kesilmiş ılık bir sıcaklık karşılamıştı beni. İlhan Bey de bindiğinde tavan ışığını yakarak bana döndü. "Erzen Bey aradı Dilayda Hanım, karttan yüklü miktarda para çekilişi yapmışsınız, nerede olduğumuzu sordu." Telefonu tutan ellerim kasıldı. Kafamı kaldırdım. "Sen ne dedin?" "E-efendim ben," Kaşlarım çatıldı. Ok çıkan bakışlarımı ona yönelttim. "Sen, ne dedin?!" "Söylemek zorunda kaldım efendim siz her ne kadar tembih etseniz de alışverişe çıktığımızı söylememe rağmen-" "Tamam!" diyerek susmasını sağladığımda gergince arkama yaslandım. Bilmese daha iyiydi. Ama biliyordu. Önemli değildi çünkü... İster iyi ol iste kötü. Ben her türlü seni seviyorum zaten. & Eve geldiğimizde İlhan Bey arabadan inmemi sağlayıp Esra olduğunu öğrendiğim hizmetli kapıyı açtı. "Hoş geldiniz Dilayda Hanım." Başımı salladım. "Erzen geldi mi?" "Yemek odasındalar efendim." Direkt hiç bir şeyimi vermeden Esra'nın eşlik ettiği yemek odasına geldim, içeri girdiğimde onun camın önünde telefonla konuşuyor olduğunu gördüm. Gözüm şömineye oradan masaya kaymıştı. Baştan sona donatılmıştı. Bir kuş sütü eksikti. Camın yansımasından beni görmüş olacak ki telefondaki kişiye, "Tamam sonra konuşuruz." dedi sertçe ve telefonu kapatarak siyah deri koltuğun üzerine fırlattı. Bana sertçe kızgınca baktı. Bir bacağımı öne çıkararak şımarıkça gülümsedim. "Neredesin sen?" Durdum, dudaklarımı büzdüm. "Hani istediğim her şeyi yapabilecektim? Anlaşmamız öyleydi?" "ANLAŞMA MI KALDI DİLAYDA?!" diyerek kükrediğinde yüzümdeki ifademi korumaya devam ettim, çantamı kenara koyarak ona yaklaştım. Sinirliydi. Burun kemerini sıkıyordu. Onun sert hatları belirgin olan sakallı yüzüne baktım. Kalın kırmızı dudakları, biçimli burnu, kalın kaşları, uzun kirpikleri ve badem gözleri... Bir insan bir insanın yüzünden orgazm olabilir miydi? Ellerimi giymiş olduğu siyah penye kazağına koydum. Avuç içlerimi dayadım. Kaydırdım. "Sinirini alabilirim hım? Bence gereksiz şeylere kafa yormamalısın." Elini çekerek bana baktı. "Hım?" diyerek dudaklarına yöneldim. Bir buse kondurdum iki buse kondurdum üçüncüyü kondurduğumda artık hızlı ve sık öpüyordum. Kollarım boynuna dolandı. Beni hırsla koltuğa fırlattığında üzerime çıktı ama öpmedi. Kaşlarımı hafif çattım. "Ateş hattındayken daha da hoşuna gidiyor belli ki," dediğinde benimle oynayacağını anladım. "Ne bu? Ceza mı?" "Hım," Yüzüme yaklaştı. "Aynen öyle." Burnu boyun girintimdeydi ama asla dokunmuyordu sadece tüy gibi gezdiriyordu. Kahretsin ki ben bundan bile etkileniyordum! "Erzen!" "Hastaneyi birbirine katmışsın Ateş Kızı." "Ateş kızı mı?" "Buna mı takıldın?" Başımı salladım. "Hm, hoşuma gitti çünkü. Ateşten bir farkım olmadığını düşünürsek." "Yakıyorsun beni, yaktığın kadar da yanıyorsun." deyip dudaklarını dudaklarıma dokundurduğunda onu öptüm, öpmeye devam edecektim ki geri çekildi. Ofladım. "Hadi ama bu ne biçim ceza?" "O hastanede ne oldu anlatacaksın Dilayda!" diyerek üstümden kalktığında kasıklarımdaki sızlanmayı göz ardı etmeye çalışarak geniş kanepede oturdum. Olanı biteni kısaca anlattığımda son noktayı koydum. "Yani o kadın hemşire değildi, magazinciydi. Ve yanına kar kalmasını istemedim." Erzen bana döndü. "Nasıl anladın?" Dudaklarımı kıvırdım. "Çok basit," Kolumu koltuğa dayadım. "Ağzımdan laf almasından." Sinirle gülerek kafasını iki yana salladı. "İnsanı deli edersin Dilayda, boş veremez miydin? İlla hastaneyi birbirine katmak zorunda mıydın? Tüm gündem ****** çocuk hastanesi var!" Tabii ki de o hemşireyi ifşalamıştım. "Ne güzel işte sayemde reklam oldular." Cidden o hastane iş adamları için oyuncak hâle gelmişti, ben de foyalarını ortaya çıkarmıştım işte. Bana sertçe baktığında ciddi olduğunu fark ettim. Sustum. Yanıma gelip oturduğunda çenemi kavradı, kendisine çevirdi. "Biliyor musun? Sende yeni bir cevher fark ettim. Kimsenin bilmediğine de eminim." O neymiş diyerek kaşımı kaldırdığımda eli yüzüme oradan saçlarıma gitti. "İnsan sarrafısın, bir şüphe bir kanıt bir kelime o insanın kim olduğunu anlamana yeter." Duraksadım. Gerçekten böyle miydi... Dudaklarımı büzdüm. "Sanmıyorum, denk geldi bence." Dudaklarını kıvırdı. "Kanıtlamama ne dersin?" "Nasıl olacak o?" "Zamanı gelince görürsün." diyerek yanımdan kalkacaktı ki birden açılan elbisemin eteklerini umursamadan kucağına bindim, ellerimi göğsüne bastırdım. Hafifçe üzerinde kayarken, "Ben de bir şey kanıtlamak istiyorum." dediğinde alayla bana baktı, ellerini belime sardı. "Hım, neymiş?" Dudaklarımı boynuna bastırdım. "Her daim bu ateşin seni yaktığını." INSTAGRAM: cordolorem TikTok: cordolorem
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD