11.Bölüm

1114 Words
"Dilayda..." "Dur hemen itiraz etme, bir düşün," Yeniden ona yanaştım. "Hem beni camiana tanıtmış olursun. Bu benim kadınım diye!" Bana alayla baktı. "Sen cidden film izlemeyi seviyorsun özellikle mafya baba filmlerini!" dediğinde kahkaha attım. Devam etti. "Güzelim, benim kadınım diye bir şey yok, benimsin diye bir şey yok, sen bir eşya değilsin ki sana neden iyelik eki takayım? Sen benim kalbimsin, bana aitsin." Saçlarımı okşadı, kulağımın arkasına sıkıştırdı. "Madem bu kadar heveslisin, seni annemin davetine değil de kendi iş davetlerime götüreyim, tanıştırırım müstakbel nişanlım diye?" Tek kaşımı kaldırdım. "Müstakbel nişanlım?" dedim sorgularcasına. "Evlenmek istediğini bilmiyordum." "Başından beri biliyordun, üç kağıtçılık yapma." dediğinde güldüm. Doğruydu. Biliyordum ama hep göz ardı ediyordum. "Neyse güzelim gitmem lazım akşam dönünce konuşuruz." dedikten eğilip dudaklarımı öptü. & Akşam saat sekize geldiğinde Zühre Hanım iki saat önce gelmiş, yemeğini yedikten sonra benimle sohbet etmişti. Onun birden değişen tavrına anlam veremesem de artık yadırgamamaya karar vermiştim. Belli ki oğlu için yapıyordu. Davete gelip gelmeyeceğimizi sorduğunda daha Erzen'le konuşmadığımı söylemiştim. Şimdi herkes evindeydi. Koca evde sadece ben ve Zühre Hanım vardık. Ama Zühre Hanım odasına çekilmişti, büyük ihtimalle uyuyordu ya da tabletinden internete bakıyor da olabilirdi. Aman bana ne. Bense loş mutfakta mısır patlatıyordum. Birazdan içeri gidip koca salonda şömineli olan, DVD'lerden birini seçip izleyecektim. Dudaklarım sinsice kıvrıldı. Erzen'e cezam belliydi. Porno bir film seçmiştim, aksiyonla karışık olan, ve onu yarı yolda bırakacaktım. Düşündükçe, o halleri aklıma geldikçe kahkaha atasım geliyordu. Mısırlar hazır olunca bir kaseye boşaltıp tencereyi lavabonun içine su koyarak bıraktım. Koca kasemi elime alıp salona girdim. Işıkları kumandayla kapatarak hatta perdeleri de, filmi başlattım. Ayaklarım sehpada kucağımda kocaman mısır aksiyon filmi izliyordum. Bilerek başka film izliyordum. Erzen geldiğinde bu filmi bitmiş gösterip onun için özenle seçtiğim filmi koyacaktım. Bir saatin sonunda dış kapıdan sesler geldi. İlhan Bey göründü. Sanırım kapıyı o açmıştı. Erzen de onun peşinden görününce karanlık antreye gözlerimi kısarak baktım. "Tamam İlhan sen müştemilata geçebilirsin." "İyi geceler Erzen Bey." deyip gittiğinde Erzen kapıyi kapatarak kilit sistemini devreye soktu. Gerçi dev araziydi, korumalar olsun güvenlik sistemleri olsun kuş uçurtmuyorlardı ama yine de önlemini almak istemişti belli ki. Merdivenlere yöneliyordu ki salondan ışık gelmesiyle duraksadı, buraya doğru gelmeye başladı. Hemen çaktırmadan filmi sonuna doğru ilerlettim. Sonrasından hiç bir şeyden sanki haberim yokmuş gibi mısır yiyerek filmi izlemeye başladım. "Dilayda?" Kafamı çevirdim. "Hoş geldin sevgilim. " Tek kaşını kaldırdı. "Sevgilim demek..." Yanıma geldiğinde üzerindeki siyah uzun mevsimlik montunu çıkarıp diğer koltuğa fırlattı. "Rol icabı dediğini düşünmüştüm ne de olsa annem dahil herkes sevgili olduğumuzu düşünüyor." Dudaklarımı büzdüm. "Olabilir. Ne için olursa olsun sana sevgilim diyesim geldi. Ne de olsa seviyorum seni, sevişiyoruz." Kahkaha attı ama gür değildi. "Ne doyumsuz bir kadınsın sen, bana bunu kaç defa dedirtteceksin acaba?" Yanıma geldi oturdu. Kolunu bana doğru koltuğa uzattı. Mısır attım ağzıma. "Çok diyeceksin sanırım, çünkü," Ona döndüm. Dudaklarına baktım. O da dudaklarıma bakıyordu. Yaklaşıp öptüm dudaklarından. Kana kana su içercesine. "Özledim seni Erzen." deyip öpmeye daha büyük bir hırsla devam ederken yanaklarımı avuçladı, kafasını sağa eğerek beni derinden öptü. Bir anda durup geri çekildim. "Devam edersek..." dedim ağzıma mısır atarak. "Filmi izleyemem. Sonra." diyerek ekrana döndüğümde hızla kalkıp inen göğsünü hissedebiliyordum. Kulağımda hissettim nefesini. "Sen çok fena bir kadınsın." dediğinde bilmişçesine sırıttım. Çok geçmeden yukarı çıkıp üstünü değiştirmiş sonrasında kendine kahve alarak yanıma gelmişti. Daha doğrusu beni bacaklarının arasına alarak ortasına almıştı. Sırtım onun sıcak çıplak göğsüne dayalıydı. Ben de o sırada yeni bir film başlatmıştım. Malum filmi. Siyah ekranda jenerik çıkıyordu. "Hangi film?" "*******" Kaşlarını çattı. "Porno mu açtın?" Nasıl da biliyor ama... Gülümsedim. "Daha önce izledin değil mi..." Seni yaramaz. "Bana diyorsun ama sen de fenasın hem de çok fena." Gülümseyişimi gördüğünde erkekliğini kalçama baskı yaptığında inledim. "Bilerek yaptın değil mi Ateş kızı?" Kafamı yana çevirdim, yüzlerimiz çok yakındı. "Hıhım," dedim ağzıma mısır tanesi atarak. "Bilerek açtım, azalım diye." Güldü. Önüme döndüğümde burnunu saçlarımın arasına dayadı. "Çok fenasın demiştim sana ama sen fena değil tehlikeli bir kadınsın. Tehlikeli bir Ateş kızı." "Ah, iltifatın için teşekkür ederim sevgilim. En az senin kadar." deyip ellerini karnımda bağladı. Bir süre sonra kendimizi filme kaptırdık. Bazen mısırları kendi ağzıma atarken onun ağzına da atıyordum. Ama o, her seferinde parmaklarımı da alıyor emiyor geri bırakıyordu. Kalçamla artık bütün olan erkekliği de rahat durmuyordu. Sözde cezalıydı asıl cezayı ben çekiyordum. Malum sahne gelince nefesimi kesildi, gözümü dört açmış izliyordum. Adam kadını geniş mutfağın ada tezgahına yüz üstü yatırmış sikiyordu. Yutkundum. Göğüslerimde Erzen'in elini hissedince onun da beni o şekilde becerdiğini düşündüm, erkekliğine baskı yapmaya başladım. Gittikçe sıcak bir hal alıyordu. "Erzen!" "Hm..." "Beni- ah!" dediğimde ne istediğimi anlamışcasına beni çevirip kucağına bindirdi. Yüzüme baktı. "Sabahkinin öcünü almaya çalışma, bak sana izin veriyorum. İstediğin gibi." Ona tek kaşımı kaldırarak baktım. Kollarımı ensesinde birleştirdim. "İstediğim gibi öyle mi?" Başıyla onayladı. "Öyle güzelim." "Mutfakta..." dediğimde bana ciddi misin der gibi baktı. Ne dedim omuz silkerek. Filmi gösterdim. "Adamı görmedin mi?" "Sen de azdın tabii." Koluna vurdum. "Sanki sen azmadın... Beni delirtme." "Olmaz güzelim," dedi. "Orada olmaz... Ama o hep istediğin şöminenin önü olur." Camlara baktı. "Hazır perdeler de kapalıyken. Seni yere yatırıp-" Gülümsedim. "Hadi o zaman." Beni sıcak yanan ama alev alev ateşe değil de daha köz bir ateşe sahip olan şöminenin önüne getirdi beni. Yerde tüylü bir halı vardı. Kalın olduğunu biliyordum. Bundan dolayı olsa gerek, Erzen bir şey serme gereksinimi görmemişti. Beni soyarken kendini de soyduğunda birden onu sırt üstü yatırdım ve üzerine bindim. Saçlarım omuzlarımdan kayarak önüme gelirken uçları onun göğsüne düşüyordu. Ellerimi göğsüne dayadım. Kadınlığımın o noktası, erkekliğindeyken onu boydan boya hissedebiliyordum. Üzerinde yavaşça inip çıkarken elmacık kemiklerin hafif kızardığını, kendisini kastığını gördüm. Ön sevişmeyi uzatacaktım. Üzerinde yavaşça gidip gelirken daha içime girmemişti. Bu da hâlen onu fena derecede azdırıyordu. Parmakları kalçama gömüldü, tenimle yapışık oldular. Öyle sıkıyorlardı ki yetmiyor bastırıyordu kendini bana. Kaydırışım hızlandı. Artık ben de duramıyor üzerinde hızla inip kalkıyordum. "Dilayda... Güzelim. Yakacak mısın beni? Gir artık!" Pislikçe sırıttım. "Ne oldu? Nasıl oluyormuş? Ha?" Konuşamıyordum. Fena orgazm olmuştum ve evet ben de onu içimde istiyordum. "Dilayda sikerim! GİR ARTIK ŞU SİKTİĞİM ŞEYİNE!" Kahkaha attım. Birden üzerinden kalktım. "Ben değil sen girersin akıllım." Bana sertçe çatık kaşlarla baktı. "Sen girersin içime." Dayanamamış olacak ki birden yerlerimizi değiştirerek üzerime bindi. Bacaklarımı iki yana açarak orayı rahatça görmesini sağladım. Elini oraya dokundurmadan direkt erkekliğini getirdi ve ıslanmış olduğumun verdiği şeyle içime kayarak girdi. Yine de sertti. Tüm erkekliğini zaman zaman sokamıyordu ama bu sefer öyle bir girmişti ki.... "AĞĞĞĞHHH!" "Seni sabaha kadar sikmezsem ölümünü göreyim!" diyerek büyük laf ettiğinde beni sabaha kadar becereceğine emin oldum. İçimde hızla gidip gelirken kafam parkeyle sürtünüyordu artık, halının dışına çıkmıştık. Yerde hızla kayarken belim havalanarak yarım daire oluşturmuştu sanki. Her şey bittiğinde üzerime düştü. Bu kaçıncı olmuştu sayamamıştım. Şafak söküyordu. O kadar yorgundum ki... Gözlerimi bile açamadım. Ellerini yüzümde hissediyordum. Gülümsedim. "Çok güzeldi." "Hep güzeldi." INSTAGRAM: cordolorem TikTok: cordolorem
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD