10.Bölüm

1376 Words
Dün salondaki konuşmamızdan sonra Zühre Hanım ile aramızda bir şey olmamıştı. Ne konuşmuştuk bir daha ne de tartışmaya girmiştik. Yemek de sorunsuz geçmişti. Kadın tuhaf şekilde bana iyi davranmış, en ufak bir imâda bulunmamıştı. Bense her zamanki sakinliğim ve soğukkanlılığımla ona karşılık vermiştim. Sabah gözlerimi araladığımda ise Erzen'in yanımda değil de banyodan gelen su sesleriyle duşta olduğunu anlamıştım. Dün gece ona sürprizimi yapmak istemiştim ama benim keyfim kaçıktı o da yorgundu. Aslında yapmış sayılırdım, koruya bakan salonda... Tavana bakarken dudaklarım kıvrıldı. Ama bugün ona asıl sürprizi yaşatacaktım. Yatakta doğruldum. Saten çarşafı üzerimden çekerken onun da duştan çıktığını gördüm. Benim altımda tanga varken üzerim çıplaktı o ise havludan başka anadan doğmaydı. Saçlarımı sağa atarak dudaklarımı dişledim. Baklavalarından ve kaslarından sular sicim sicim iniyordu ve o bir kolunu kaldırmış siyah koyulaşmış saçlarını kuruluyordu. Göz göze geldik. Beni izledi. "Çok güzelsin." Ona yatağı işaret ettim. Dudakları kıvrıldı. Havluyu kenara atarken bir dizini koyarak üzerime eğildi, burnumu öptü. "Gelsene," dedim nemli sıcak kaslı kolunda elimi kaydırırken. "Hım?" Gözlerime öyle bir baktı ki, "İşe gitmem lazım güzelim biliyorsun?" dediğinde ona biraz daha sırnaştım. "On dakika sadece. Lütfen." Gözlerini kıstı. "On dakika süreceğine inanıyor musun cidden?" Kahkaha attım. "Uzun sürsün ne olacak işe geç gidiver." "Patron benim güzelim, ben disiplini bozarsam o şirketin hali ne olur hiç düşündün mü?" "Hmm,"dediğimde ona haz dolu bakışlarımı sundum. "Tamam on dakika olsun." Bana emin misin dercesine baktı. "Fazlasını istersen ne olacak?" "İstersen? Yani sen istemeyecek misin?!" "Ben kontrolü sağlarım da-" Kolunu tırnakladım. Küfretti. "Sikeyim." "Onu diyorum ben de beni-" "Güzelim ne yaptığının farkında mısın sen?" Kanatmamıştım ama biraz daha derine gömseymişim kanayacakmış. Dudaklarımı dişledim. "Özür dilerim." "Özür dileme uzan şuraya." Afalladım. "Ne?" "Uzan." Sırt üstü uzanırken birden altındaki havluyu söküp attı ve üzerime bindi. Ağırdı. Bacaklarım eziliyordu. "Çok ağırsın lan!" Güldü. "Lan mı?" "Hım, ne?" Üzerime eğildi. Yüz yüzeydik. "Senin ağzın fena bozuk, tamir etmemiz lazım." "Tamir edeceğine beni becer-" Parmağı dudaklarıma kapandı. "Şışt." Parmağı dudaklarımdan yavaşça kayarak göğsüme kadar yavaşça indi. Göğüs ucumda oyalandı. "Hızlı ve sert olacak. Canın yanarda eğer-" "Senden her zaman bunu istiyorum, yap şunu!" dememle tüm bedeni üzerimdeydi. Erkekliğini kadınlığıma getirererek üzerimde aşağı yukarı kaymaya başladı. Gittikçe hızlandığını hissettiğimde dişlerimi sıkacak raddeye gelmiştim. Dayanamıyordum. Yine. Birden içime girdiğinde tüm penisini soktu yine. Belim havalanmış, kafam geriye gitmişti. Ağzım aralık aldığım zevkle nefessiz kalırken hızlıca içimde gidip gelmeye başladı. Ellerini başlığa dayadı. Her gidip gelişinde yatakta kayarken aldığim zevk inanılmazdı. İnildeyişlerim büyüdü. "Ah, Erzen... Erzen! Ah! Ahhh!" "Güzelim!" Kendini sıktığının, onun da benden farksız olduğunu gördüm. Öyle hızlıydı ki yataktan ses gelmesine şaşırmamalıydı. Birden doruğa ulaştığında ben daha rahatlayamamıştım direkt içimden çıktı. Kaşlarım çatıldı. "Erzen?" "On dakika doldu güzelim?" "Sen ciddi misin? Koca bir siktir!" Güldü. "Ben daha rahatlayamadım!" "Farkındayım güzelim ama sana demiştim, uyarmıştım sen uzun süreli seviyorsun bense her türlü!" "Lanet olası bana bunu söylememiştin!" Sırıttı. Üzerime eğildi. Dudaklarımdan öptü. "Lütfen," dedim. "Ne olur gir içime." "Sen ne doyumsuz çıktın öyle? Seni doyurmk imkansız artık!" "Daha doyamadım ki siktiğim-" Ağzımı kapattı. "Şşt, küfretme senin gibi kibar bir kıza hiç yakışmıyor." Hırsla ağzımı ondan kurtardım. "Siktir git Erzen!" & O ayna karşısında giydiği jilet gibi takımdaki gömleğin yakalarını düzeltti. Siyah takım içine de beyaz gömlek giymişti. Benim dün giydiğim gömleği. Kokladı. "Sen kokuyor." Gülümsedim. Kollarını düzeltirken ben de pervaza yaslanmış onu izliyordum. Bakışları aynadan bana çevrildi. "Güzelim? Bana hâlen kızgın değilsindir umarım." Az önceki sevişmemizi kastediyordu ki ben akşam cezasını kesecektim zaten. Cezasız kalmayacaktı. Gülümsedim yine. Yanına gelip ellerimi göğsüne koydum. "Değilim." dedim yalan söyleyerek. "Ayrıca... Nefes kesicisin." Dudakları kıvrıldı. "Bu kim acaba?" Yüzüme eğilip dudaklarımı öptü geri çekilecekken ben bırakmayıp daha da öpünce beni duvara yasladı. Öpüşmemiz derinleşirken birden durdu, geri çekildi. Nefes nefese kalmıştı. "Biraz daha devam edersek işe gidemeyeceğim." Sızlandım. "Keşke işin gücün olmadığı bir yere gitsek sabah akşam beraber olsak..." "Hımm, tatil gibi?" dediğinde düşündüm. "Gibi değil, tatil." dediğimde güldü. Burnunu yanağıma dayarak öptü. "Akşama görüşürüz güzelim." "Ben de geleyim," dedim elini bırakmayarak. Sorguladı. "Aşağıya mı?" "Evet." "Annem-" "Allah aşkına, annen bana ne yapabilir? Hem ilk günden beri konuşmuyoruz." Bir şey demedi. Elimi çekerek kattan çıktık. Aşağıya indiğimizde yemek odasına girdik. Neriman, Zühre Hanım'a çay koyuyordu. Zühre Hanım ise yakın gözlükleriyle elindeki tableti inceliyordu. Neriman bizi farkedince elinde çaydanlığı tutarak bize gülümsedi. "Günaydın Erzen Bey, Günaydın Dilayda Hanım." "Günaydın Neriman." "Günaydın Neriman Hanım." Erzen masanın başına otururken ben de Zühre Hanım'ın karşısına oturmuştum. Neriman bize de servis yaparken Erzen sert ve otoriter kokan sesiyle, "Kahvaltıdan sonra seninle konuşacaklarımız var Neriman, herkesi topla." Neriman tedirgin olurken duraksadı. "Bir kusur mu işledim istemeden Erzen Bey?" Erzen sert bakışlarıyla Neriman'ı ezmişti sanki. "İsteyerek mi istemeyerek mi anlayacağız Neriman." "Peki efendim." Neriman yemek odasından çıkarken Zühre Hanım gözlüğünü çıkararak Erzen'e baktı. "Ne oluyor oğlum?" "Bir şey yok anne." "Neriman'a öyle kızgınlıkla baktın, herkesi topla dedin, nasıl bir şey yok oluyor bu oğlum?" Erzen sertçe çatalını bıraktı. "Gerekli otoriteyi sağlıyorum anne, merak edilecek bir şey yok." dediğinde sesi sert çıkmıştı. Bunun üzerine Zühre Hanım bir şey demedi. Çay fincanımı dudaklarıma götürdüm. Erzen bakışlarıyla beni takip ederken fincanı çektim, dudaklarımı yaladım. Dudaklarıma baktı. Gülümsedim. Göz göze geldiğimizde bağımızı koparan Zühre Hanım olmuştu. "Yarın gece bizim derneğin düzenlediği davet var, biliyorsun sana bahsetmiştim." "Evet anne?" "Diyorum ki acaba gelsen mi? Bana eşlik edersin, hatta," Bana döndü. "Dilayda da gelir. Gelirsin değil mi kızım?" Kızım? Gözlerine baktım. Ne imâ ne sahtecilik hiç bir şey yoktu. Bir gecede ne oldu da benim hakkındaki fikirleri değişmişti? Yutkundum. Erzen'e baktım ardından yine annesine. "Erzen isterse tabii neden olmasın." "Oğlum beni kırmaz," diyerek oğluna baktı. "Değil mi?" "Söz veremem anne, işlerim yoğun, zaten akşamları yorgun argın geliyorum." Sırıtmama engel olamadım. O yorgun argınlığı biliriz biz Erzen Bey. "Bir düşün yine de sen, kestirip atma." dedikten son sözler bunlar olmuştu. Kahvaltıdan sonra Zühre Hanım dernek toplantısı gideceğini söylerken bana da toplantıdan sonra davet için alışveriş yapabileceğimizi söylemişti. Beraber. Onunla beraber alışveriş yapacakmışız. Mağaza mağaza dolaşıp kıyafet bakmayı söylüyor tabii. "İhtiyaç yok desem Zühre Hanım, hem gelip gelmeyeceğimiz de kesin değil." "Beni kıracak mısın?" İstersem kırardım. Ama Erzen için... O an Erzen'in benim için farklı anlamlar ifade ettiğini fark ettim. O baştaki gibi peşinhükümlü, net, duygusuz Dilayda yoktu. O hep olmak istediği Dilayda'ya evriliyordu. "Kırmak istemem tabii ama dediğim gibi geleceğimiz belli değil, ayrıca kıyafetim de var." Yanıma yaklaşıp kulağıma eğildi. "Bence sen benim oğlumu ikna edersin, sana karşı koyamaz." Güldüm. Koyamadığı doğruydu zaten. "Erzen'le konuşurum o halde." dedim ve koluma dokunarak o güven duygusunu verip gitti. Bu da neydi diyordum kendime? Umursama Dilayda. Yıllardır ördüğün o duvarları yıkma. Unutma onları örebilmek için parmaklarını bile kırdın sen. Tırnaklarını kanla doldurdun. Unutma. Düşüncelerimin beni esir etmesine izin vermeden salondan çıktım. O sırada Erzen'in borazan sesi geniş mutfakta yankılanıyordu. Mutfağın girişinde durdum. Sırtı bana dönüktü. Bir eli pantolonun cebinde, diğer elini ise sallıyordu. Tüm çalışanlar toplanmıştı onun istediği gibi. İlhan Bey bile. "Bir daha ne dedikodu ne saçma sapan olaylar ne de Dilayda hakkında o ithamları duymayacağım!" dediğinde kaşlarım çatıldı. Benim hakkımda mı konuşuyorlardı? Omuz silktim. Bana neydi, konuşurlarsa konuşsunlardı. "Siz de o kovulan iki kişi olmak istemiyorsanız dediklerimi harfiyen yapacaksınız, anladınız mı?!" Hepsi toplu bir ağızdan, "Anladık Erzen Bey." demesiyle onlara baktım. Resmen kendilerinden küçük adamın karşısında korkudan titreyecek haldelerdi. Güç dedikleri bu olsa gerekti. Onları daha fazla dinlemek istemediğimi fark ettiğimde salona geri döndüm. Televizyonun olduğu odadaydım. Ve dizilmiş DVD'lere bakıyordum. "Güzelim?" diye onun sesini işittiğimde elimde kutu ile ona döndüm. Bana yaklaştı. Bir elime bir bana baktı. "Ben çıkıyorum, var mı isteğin?" Başımla yok dercesine salladığımda bana emin misin dercesine baktı. "Tek isteğim akşam tez gelmen ve," dudaklarımı dişledim. Ona sırnaştım. Ancak Beni durdurdu. "Yapma şöyle dedim sana, kışkırtma beni." "Tamam tamam." diyerek geri çekildim. Elimdeki kutuya baktı. "Film izlemeyi seviyorsun?" "Severim." Bana gülümseyerek yaklaştı, kolları belime sarıldı. "Bir akşam da beraber izleriz, hatta her akşam da izleyebiliriz." "Yalnız uyuyakalırım ben bak. Uyandıramazsın da sabaha kadar." Bir eli giydiğim taytın üstünde genital bölgeme giderken, "Böyle yaparak uyandırsam bile mi?" Birden sıcaklaştığımda bacaklarımı birbirine bastırdım. "Yapma Erzen." dediğimde bir anda elini çekti. Boğazımı temizleyerek onun gözlerine baktım. "Sen var ya," dedim kısık sesle. "Çok fenasın." Burnuma yaklaşıp öpücük kondurdu. "En az senin kadar." Yeniden saçımı da öpüp gidecekken İlhan Bey kapıda göründü. "Efendim araba hazır." "Geliyorum İlhan." der demez onu kolundan tutup durdurdum. "Erzen, benim sana söylemek istediğim bir şey var aslında." Durdu, kaşlarını çatarak bana baktı seni dinliyorum dercesine. "Aslında yarın geceki davete katılabiliriz? " INSTAGRAM: cordolorem TikTok: cordolorem
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD