**(KAEL'İN PERSPEKTİFİNDEN)** Telefon çaldığında, masamın üzeri hala sınır devriye raporlarıyla doluydu. Gözlerim yorulmuştu, alnımda bir ağrı başlıyordu. Ama ekranda onun adını görünce, her şey silinip gitti. "Talia." Sesi, yorgunluğumu eriten sıcak bir banyo gibiydi. Gündelik dertlerimizi paylaştık; zarflar, balık menüsü, bitmek bilmeyen detaylar... Her kelime, onunla kurduğumuz o sıradan, güzel bağın bir yenisini ördü. Ama ben, zaten onun sadece konuşmasıyla bile gerginleşmeye başlamıştım. "Ne kadar özledim seni, Kael." O cümle, bir kıvılcım gibiydi. Tüm vücudumda bir elektrik dalgası yayıldı. Onu özlemek... Bu, soluduğum havayı özlemek gibi bir şeydi. Eksikti. "Biliyorum. Ben de," dedim, sesim istemeden bir oktav kalınlaşarak. Masum bir sohbetin sınırlarından çıkıp, daha karanlık,

