Pardon, zaman algısında karışıklık olmuş. Düzeltmeyi metne entegre ederek devam ediyorum: Sinirle içeri girdiğimde, annemi koridorda, kollarını sıkıca kavuşturmuş, kaşları çatık ve beni azarlamaya hazır bir şekilde beklerken buldum. Sabahın erken ışığı pencereden süzülüp onun arkasını aydınlatıyor, yüzünü ise ciddi bir gölgeye büründürüyordu. Bakışları, duvardan sızan soğuk bir ışık gibi üzerimdeydi. "Bana hiç öyle bakma, anne," dedim, sesimdeki keskin tonu bastırmaya çalışarak. "Onu affetmem mümkün değil." "Mümkün değil mi?" diye üzerime yürüdü, sesi alçak ama yüklüydü. "Neden mümkün değil? Neden onu affedemiyorsun?" Her kelimesi, bir çekiç darbesi gibi havayı yarıyordu. "Açıkla bana." Bir an için afalladım. Bu kadar basit miydi? "Biliyorsun anne," diye başladım, ellerimi iki yana açar

