**(Sahır'ın iç sesi)** Kapıyı çarptım. Çarpmak yetmez, yerinden söküp Maral'ın üstüne fırlatmak istiyorum. İçimde kaynayan bir şey var; kan değil, saf öfke. Gözlerimin önünde hâlâ o manzara: Ayora, yerde, o... o *şeyin* elinde. Ve ben, bir saniye bile tereddüt etmeden, elimde hissettiğim o ince boynu kırıp atmak istedim. "Bunun hesabını soracağım." Ağzımdan çıkan her kelime, içimdeki volkanın küçük bir püskürmesi. Ama öfkenin altında, daha soğuk, daha kemirici bir şey var: **UTANÇ.** Salonda volta atıyorum. Her adım, geçmişteki kendi sözlerimin yankısıyla geliyor kulaklarıma: *"Abartıyorsun, Ayora. Maral biraz serttir, o kadar."* *"Kızlar arası çekişme işte, kafana takma."* *"Sen de onunla uğraşma, görmezden gel."* **Görmezden gel.** Tanrım, nasıl da görmezden gelmişim? Kardeşimin

