Dışarısı sessizliğe bürünmüştü. Adanın hafif esen rüzgârı, camlara vuruyor, odanın içinde dingin bir huzur bırakıyordu. Uyku o kadar derindi ki, vücudumu yatağa mıhlanmış gibi hissediyordum. Bedenim yorgun, zihnim ise dalgın bir haldeydi. Ama tam o anda ince bir ağlama sesi yükseldi. Kızımın sesi. Gözlerimi açmak istedim ama o kadar yorgundum ki, sanki göz kapaklarımın ağırlığı tüm bedenime yayılmıştı. Kıpırdamaya çalıştım, yapamadım. Kalkıp ona sarılmak istesem de, bu yorgun bedenim beni engelliyordu. Yanında bir hareketlilik hissettim. “Güzelim, acıktı sanırım.” Kızımızın ağlama sesini duyduğu anda uyanmıştı. Her zamanki gibi hızlı ve dikkatliydi. “Çok yorgun hissediyorum, gözlerimi açamıyorum.” Zorlukla gözlerimi açtım. "Acıkmış prenses, karnını doyuralım sonra tekrar uyursun," d

