kendimden geçtiğimi bile hatırlamıyorum fakat gözlerimi açtığımda olduğum yer karanlık odada cılız bir ışıkta olsa etrafı aydınlatan bir meşale ışığı vardı.
Bulunduğumuz yer ise bodrum katlarda bir yer olmalıydı çünkü herhangi bir yerden içeriye sızabilecek bir güneş ışığı dahi yoktu etraf sessiz ve ürperticiydi duvarlar ise baya eski neredeyse her köşesi dökülen Pirketler ile çevriliydi burası neresi olabilirdi ve benim burada ne işim vardı ayağa kalkmak istediğimde ise sendelemiş tekrar yere düşmüştüm hala başım dönüyordu birden aklıma o cin gelmişti şu an adeta başımdan aşağıya kaynar sular dökülüyor gibi hissetmeye başlamıştım
ben burada isem o neredeydi. Biliyordum ki beni ondan başka buraya kimse getiremezdi doğrusu tekrar başımı kaldırıp etrafa bakacak cesareti de kendimde bulamamıştım fakat arkamdan gelen ufak bir çıtırtı bana adım adım yaklaşmakta olduğunu hissettiriyordu biliyordum ki o buradaydı ve yine benim zayıf bir anımı kolluyor olmalıydı.
__ Görüyorum ki uyanmışsın!
__ Onun sesiyle yerimde hepten bocalamış paniğe kapılmıştım o yine neler planlıyordu; burası neresi beni nereye götürdün böyle neyin peşindesin sen?
__ Ne o benden korkuyor musun ? Sorunun cevabı çok basit dileklerini bir an önce dile kurtul.
__ Evet aslında içten içe ondan çok korkuyordum fakat ondan ne kadar korksam da cinden kaçamayacağım da büyük bir gerçekti birden panikle arkamı döndüğümde o tam karşımda duruyordu.
Gözleri karanlık gölgeden sıyrılmış gibiydi
o an bunu anlamamı sağlayan şey ise zifiri karanlıktaki gözlerinin yerini derin mavilikteki etrafına anlayamadığım o belirsiz bakışlarla beni bütün dikkatiyle incelemesiydi bayılmadan önceki onun son sözlerini hatırlayınca dilek dilemez isem ebediyen bu dünyada sıkışıp kalacağını söylemişti
bu demek oluyordu ki dilek dilemedikçe bana dokunamazdı ve bu dilekleri dilemem için beni hayatta tutuyor demekti bu fırsatı iyi değerlendirmeli idim ve hayatta kalmalıydım karşımda ki bu varlık çok tehlikeliydi ama bir o kadar da akıllıydı bir şekilde onun bu zayıf noktasını da yakalamıştım
ve bu hayatta kalmam için tek yoldu onun emeline ulaşmasına asla izin vermemeliydim; neden dilek dilemeliyim dilersem bana ne yapacağını gayet iyi biliyorum senden asla dilek dilemeye niyetim yok.
__ Bu cesaret mi yoksa aptallık mı insan bana meydan okur gibisin istersem seni burada öldürürüm ve buna da kimse engel olamaz dedi tehditkar bir sesle..
__ Şu an ondan oldukça korksam da bunu ona belli edemezdim; Beni öldürecek olsaydın yardım etmez orada bırakır giderdin ama beni kurtardın çünkü beni kurtarmanın sebebi dilek dilemeden ölürsem ebediyen bu ucube dediğin dünyamızda sıkışıp kalırsın öyle değil mi su cini dedim.
Son sözlerim ile cinin yüzünde bir sinir kası oynamıştı oldukça sinirlenmiş olsa da şu an öfkesini dizginlemeye çalıştığı da büyük bir gerçekti o an gözlerinde anlam veremediğim bir tehlike sezmiştim.
__ Göründüğünden daha zekisin insan ama cin olmadan adam çarpmaya çalışıyorsun farkında değilsin ve şu an kendi hayatınla kumar oynuyorsun derken gözleri kısılmıştı bana bakarken.
__ Beni korkutmaya mı çalışıyorsun su cini hayatım bu zamana kadar zaten korku içinde geçti bu taktiğin işe yaramaz boşuna beni korkutmaya çalışma dilek dilemediğim sürece bana hiç bir şey yapamazsın
bu dünyadan ayrılman için benim dilek dilemem gerekiyor değil mi ancak kendi dünyana bu şekilde geri dönebilirsin ama ben ölürsem ebediyen bu dünyada hapis kalırsın bu bir gerçek dedim üzerine basa basa sözlerimin.
__ Bu sözlerimi hatırlayacağını doğrusu düşünmemiştim evet bu doğru bu dünyada sıkışıp kalırım ama eyer bu dünyada sıkışıp kalırsam ve geri dönemezsem senin hayatınıda zindana çeviririm elbet dilek dileyeceksin ama bugün ama yarın çünkü neden biliyor musun siz insanlar çok zayıf varlıklarsınız ve zamanı geldiğinde dileklerini tek tek benden dileyeceksin
ve son dileğini dilediğinde tekrar görüşeceğiz dedi ve birden binlerce su tanelerine dönüşerek ortadan kaybolmuştu bense korkudan tuttuğum nefesimi salmış yerimde iki büklüm olmuştum oysa onun bir an beni öldüreceğini düşünmüştüm ama bana dokunmamıştı tıpkı tahmin ettiğim gibi olmuştu.
Dilek dilemediğim sürece bana dokunamazdı kendimi toparladıktan sonra olduğum yerden çıkmış tek başıma saklandığım eski yerime geri dönmüştüm bir duş alıp üzerimdeki kıyafetten kurtulup kendi kıyafetlerimden birini giymiştim böylesi daha iyiydi banyonun verdiği rahatlıkla beni bir uyku bastırmıştı kanepenin üzerine uzanıp biraz kestirmiştim
iki saat sonra uyandığımda ter içindeydim aynı şeyleri sanki tekrar tekrar yaşamıştım görmüş olduğum kabusla kanepeden apar topar kalkıp elimi yüzümü yıkadım ve şu an tek bildiğim yine açlıktan midem kazınmıştı evde yiyebileceğim hiç bir şey yoktu anlaşılan o ki yine karnımı doyurmak için dışarıya çıkmalıydım yanıma sırt çantamı da alarak dışarıya çıktığımda etraf çok sessizdi ve bu sessizlik çok ürkütücüydü tek bildiğim onların gece uyuyup gündüz avlandıkları idi ama bu son günlerde gece avına çıkanlarda vardı ve çok dikkatli olmalıydım yol boyunca ilerlerken olabildiğince sessiz olmaya çalışıyordum sonunda adımlarım beni bir inşaat alanına doğru götürmüştü aniden duyduğum bir ses üzerine hemen duvarın dibindeki çöp konteynırının olduğu yere yaklaşmıştım
sesin geldiği o yöne baktığımda ise evrim geçirmiş bir kaç köpek bir insan cesedini parçalara bölerken birbirlerine hırlamaları beni dehşete düşürmüştü hemen olduğum yerdeki duvarın arkasına saklandım şu an beni görmemeleri için dua ediyordum o sırada birden elimin üzerine yukarıdan bir şey damlamıştı ne olduğunu anlamak için baktığımda elime damlayan şeyin bir kan damlası olduğunu fark etmem uzun sürmemişti
korkuyla başımı kaldırıp yukarıya baktığımda ise bir kaç damlada anlıma dökülmüştü gördüğüm bu dehşet verici görüntü inşaatın birinci katından aşağıya sarkan başı parçalanmış bir insan cesedi idi ve o kan ondan sızıyordu o panikle anlıma dökülen kanı silmeye çalışırken ardımdan gelen bir hırıltıyla irkilmiş dönüp baktığımda ise çöp konteynırının olduğu yerdeki evrim geçirmiş köpekler beni görmüştü hızla yerimden doğrulup koşmaya başladım o an onlardan kaçmayı bir şekilde başarmıştım ama bilmediğim sokaklara girmiş kaybolmuştum
etrafıma bakıp bir çıkış yolu ararken kırık dökük bir markete rastlamıştım içeriye girip baktığımda ancak bir kaç konserve abur cubur çerezlik bir şeyler bulmuştum ve bir kaç tanede içecek aceleyle bulduklarımı sırt çantama koyup marketten dışarıya çıktım saklandığım yere geri döndüğümde neredeyse sabah olmak üzereydi aceleyle kapıyı açıp ardından kilitlemiştim sırt çantamı çıkarıp kanepenin üzerine attım üzerime bulaşmış kan ve kan kokusu beni oldukça tedirgin etmişti bir an önce banyo etmeli üzerimdekilerden kurtulmalıydım
aceleyle banyoya girip üzerimdeki kıyafetleri çıkarmış suyun altına girmiştim ve ne kadar sabunla üzerimi yıkasam da üstüme bulaşan kan öyle çok tiksinmeme neden olmuştu ki vücudumdan kazıyıp atmak istiyordum bir an önce. Duştan sonra havlumu vücuduma sarıp tam dışarıya çıktığımda evrim geçirmiş bir kaç insanın aldığım tüm önlemlere rağmen evime girdiğini ve etrafta buldukları her şeyi yerle bir ettiklerini görmüş çığlık çığlığa banyoya geri doğru kaçarken yolumu kesmişlerdi
ve aralarında kapana kısılmıştım; Lanet olası ucubeler buradan nasıl kaçacağım hayır! Bana yaklaşmayın çığlık çığlığa onlardan kaçmaya çalışırken su cini tam önümde belirmişti benimse o an üzerimdeki havlunun bir parçası merdivenlerin korkuluğuna sıkışmıştı içlerinden tam biri bana doğru saldıracağı sırada geri doğru kaçarken su cini onu yakalamış duvara fırlatmıştı o kadar hızlıydı ki saniyeler içinde hepsini öldürmüş bedenlerini toza çevirmişti
benim ise korkudan soluğum kesilmiş beynim durmuş gibiydi ve öylece ona baka kalmıştım o ise bu olanlardan sonra tam karşıma geçip bana doğru döndüğünde yüzünün birden sert bakan çehresi değişmişti bunun sebebini anlayamasam da başını yana çevirip işaret parmağıyla gösterdiği şeye baktığımda gösterdiği şeyin ben olduğumu fark etmem pek uzun sürmemişti
üzerime baktığımda ise havlunun düşmüş olduğunun yeni farkına varmış baştan aşağıya kızarmış çığlık çığlığa bağırarak yerdeki havlu mu da alarak banyoya geri kaçmıştım.
__ Sen sen! Durmuş neye bakıyordun öyle burada ne işin vardı cin derken havlumu tekrar üzerime sarmış fakat tekrar dışarıya çıkma cesaretini kendimde bir türlü bulamamıştım şu an o kadar çok utanıyordum ki onun yüzüne bakabilecek cesaretim bile yoktu
sonunda merakıma yenik düşüp hafifçe banyonun kapısını aralayıp ona doğru baktığımda onun çoktan bana doğru sırtını dönmüş olduğunu görmüştüm bu beni biraz rahatlatmış olsa da olanları hatırladıkça sanki başımdan aşağıya kaynar sular dökülüyordu olanları unutmak istiyordum fakat biliyordum ki bu görüntüyü ne benim zihnimden nede onunkinden silmem artık imkansız dı ve bu talihsiz kazayla su cinin beni bu halde gördüğüne hala inanamıyordum bu utanç verici olay yüzünden şu an neredeyse yerimde tepinmek üzereydim
fakat gittikçe artan bu sessizlik beni içten içe tedirgin etmeye başlamıştı ne var ki hiç beklemediğim bu sessizliği bozan ilk kişi de su cini olmuştu.
__ Orada daha ne kadar saklanmayı düşünüyorsun İnsan üzerine git hemen bir şeyler giyin.
__ Onun sözleri üzerine şu an ben hiç olmadığım kadar şaşkın ve tedirgindim ama o ise olanları görmezden mi geliyordu yoksa aklında başka fikirler mi vardı sonuçta o bir cin de olsa erkek olduğu gerçeğini değiştirmiyordu
kafamda gezinen bu sorular bir toz dumanı gibi aklımdan bir anlıkta olsa kalkınca birden gözüm üzerimde ki havluya tekrar gitmişti üzerime hemen bir şeyler giyinmeliydim ama su cini buradayken bunu nasıl yapacaktım çaresizce tekrar ona seslenmek zorunda kaldığıma hala inanamıyordum; Hey! Sen oradayken odama girip nasıl kıyafetlerimi alacağım diye kendi kendime söylenirken kekelediği mi şimdi fark etmiştim
o ise durduğu konumu hiç bozmayarak yerinden kıpırdamamıştı ve hala bana arkası dönüktü.
__ Arat; Dinle insan sana bakmaya meraklı değilim kıyafetlerini nasıl alacağına da gelince bunun için önce o saklandığın delikten çıkman gerekli değil mi kıyafetlerin bu odada olduğuna göre bu durumda kıyafetleri benim sana getirmemi beklemiyorsun herhalde diye üstüne birde dalga geçince hepten yerimde bocalayıp kıpkırmızı kesilmiştim
ama benimle böyle iğneleyici konuşup dalga geçmeye hakkı yoktu onu buraya nede olsa ben davet etmemiştim o an nasıl böyle bir şeye cesaret ettim