BÖLÜM İKİ-Uyanış

788 Words
Bedeninde gezinen sinsi rüzgârın ve ürpertinin geçmesini bekledi ama geçmiyordu. Doktorun bakışları değişmişti; şüpheyle bakıyor, Arin’in korkusunu görebiliyordu sanki. Hayır, ona belli etmemeliydi korktuğunu. Topluma hizmetti bu. Her şey olması gerektiği gibi olmalıydı. Sistemi nasıl sorgulardı? Hayır, inançlıydı o. Onun hayatı herkes gibi olacaktı. Sağlık merkezinden çıktıktan sonra başvuruları başlayacak ve evlenecekleri güne randevu alacaklardı. Haftaya Rüya ve Kenan’ın evlilik törenine katılacaktı. Giyeceği elbise bile hazırdı. Kayra tek mi gidecekti? Kendisinin yerine gelen başka bir kadınla mı olacaktı? Kendi masasına oturacaktı o kadın; belki kendi dosyası onların ekranına düşecek, dördü beraber öğle yemeği yerken bunun üzerine konuşacaklardı. Kolundaki çip ötmeye başladı. Doktor: “İyi misiniz?” Arin, şaşkın gözlerle doktora baktı. Pürüzsüz tenine, gözlerini kırpmayışına; yüzünün yapay detaylarında tek tek gezindi gözleri. “Teşekkür ederim. Ben gideyim artık!” diyerek ayaklandı Arin. Kayra arabasına atlayıp çoktan gitmişti. Arin, sağlık merkezinden çıkıp araba almak için merkezin köşesindeki istasyona yürüdü. İstasyondaki büyük ekrandan ödemeyi tamamlayıp kiraladığı arabaya bindi. Araba hareket edince bu ara çok popüler olan YZ idollerinin yeni şarkısı çalmaya başladı. Göz çipini açtı. Rüya öğle yemeğini paylaşmış ve altına güzel bir yazı yazmıştı. Bir sürü beğeni ve yorum almıştı. Kayra’nın paylaşımıysa onu dehşete düşürdü. Kendi fotoğrafını paylaşıp bugün yaşadığı olayı yazmıştı. Yorumları okudu: “Büyük şanssızlık! Böyle vakalar olabiliyor…” “Yeni başlangıçlara…” “Sistem senin için en uygununu belirler ama hayat sana iyisini vermek için yeni planlar yapar!” Kalbi hızlanmaya başlamıştı Arin’in. Bu yorumlar neydi böyle? Ne çabuk gözden düşmüştü? Sistem ve toplum kendisinden ne kadar kolay vazgeçmişti? Annesini aradı. “Merhaba, nasılsınız?” “İyiyiz, sen nasılsın Arin?” “Sağlık merkezinden çıktım şimdi. Hastaymışım… Tedavi edilemiyor… Eşleşme iptal oldu. Gönüllü ötenazi başvurusu için Refah İdaresine gidiyorum.” “Öyle mi?” Bir süre sessizlik oldu. Sonra annesi konuştu. “Yanına geliyoruz!” “Tamam,” dedi Arin. Arin binaya yaklaştığında dış cephe neredeyse steril bir laboratuvar yüzeyi gibi duruyordu. Ne bir tabela ne bir uyarı vardı; sadece kapısının üzerinde yanıp sönen küçük kare bir hologram: “Refah, huzurun bilimidir. Refah İdaresine hoş geldiniz!” Girişteki kioskun ekranı Arin’i fark edince bir form açıldı. “Kimlik doğrulaması için göz hizalayın.” Tek bir mavi ışık yanıp söndü. Sonuç saniyeden kısa sürede belirdi: KART: MAVİ – YETKİ: TAMAM İŞLEM: Gönüllü Sonlandırma Ön Başvurusu Arin’in ekranında “Oda 3” belirdi. Kapı, yaklaşınca kendiliğinden açıldı. Terminal robotik bir sesle konuştu: “Gerekli tıbbi taramalar yapılacaktır. Lütfen sabit kalınız.” “Gönüllü ötenazi başvurusu için gerekli şartlar sağlanmıştır.” “İşlem onay ekranı hazırlanıyor.” “Kararı onaylıyor musunuz?” “Onaylıyorum,” dedi Arin. Vücudu titremeye başlamıştı. Dayanmalıydı. “İşlem tamamlanmıştır. Randevu gününe kadar evde istirahat ediniz. İyi günler.” Arin ağır hareketlerle geldiği yoldan geri döndü. Randevu gününün hemen geleceğini biliyordu. Sistem mavilere öncelik verirdi. Bu hafta içinde randevu verilmezse kendi bölgesine düşerdi ve arkadaşlarından biri onun dosyasına bakardı. Korktuğu başına gelmişti. O gün geldiğinde babası: “Bu bir son değil, biliyorsun.” “Biliyorum. Daha güçlü bir bedende yanınızda olacağım,” dedi Arin. Beyni kopyalanıp insansı bir robotun içine yerleştirilecekti. Bu değişimden korkuyordu. Karşısında kendi arkadaşlarından birini görmeyi beklerken yabancı bir kızla karşılaştı. Kendisinin yerine gelen oydu. Güzel bir hayatı olacak olan. Kendisiyse başka bir cinse dönüştürülmek üzereydi. “Hoş geldiniz!” diyerek selamladı onları. “Benim ilk görevim siz oldunuz. Çok iyi ve mutlu hissediyorum!” Genç kadına karşı iğreti bir his duydu. İnancı mı azalıyordu? Bütün kıyafetlerini çıkarıp poşete koydu, ardından çiplerini çıkardılar. En son çıkarılacak olan beynindeki çipti. O aşamadan sonra bu beden artık yok olacaktı. Beyin çipi ameliyatına girmeden önce anne ve babasıyla vedalaşması için onları yalnız bıraktılar. Onlar da bu işlemlerden geçtikleri için her şeyi iyi biliyorlardı. Arin, ikisinin de ellerini tuttu ve dönüşmek üzere ameliyat odasına doğru yürüdü. Kapıda onu bekleyen yeni kız ona gülümsedi. “Seni bekliyoruz. Gelene kadar ailenle beraber seni bekliyor olacağım,” dedi. Ekranında bazı formları doldurup değerlendirme yazılarını yazmak için bekleme salonuna geçti. O formları iyi biliyordu Arin. Bir zamanlar kendisi de aynı analizleri yapar, değerlendirmeler yazardı. Sistem tarafından oluşturulmuş anket sorularını doldurmak… Şimdi her şey anlamsızlaşmıştı. Kendisine gösterilen yere uzandı. Saniyeler sonra gözleri kapandı. Ve hayatı boyunca rüyasında görmediği korkunç mekânlar ve insanlar gördü. Bu karanlık onu boğuyordu. Uyanmak istiyordu. Her yerin yıkıldığı bir enkazda cesetlerin çıkarıldığını görüyordu. Bir bomba daha patladı. O kadar korkmuştu ki nefes alamadı. Çığlık atıyordu ama sesi duyulmuyordu. Birdenbire kendini bir arabanın içinde buldu. Anne ve babası da oradaydı. Sonra araba kontrolden çıktı ve tepetaklak oldular. “Arin!” diye bağırıyordu annesi. Henüz sekiz yaşındaydı. Dönüşmemiş annesine rahatlıkla “anne” diyebildiği zamanlardı. Bütün sesiyle bağırdı: “Anne!” “Arin, sakin ol. Buradayım, seninleyim. Elimi tut.” “Sen kimsin?” diye sordu Arin. Araba ve içindekiler donmuştu. İçini ısıtan ses cevap verdi: “Varion.”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD