Ertesi sabah Varion, derin uykusundan duyduğu seslerle uyandı. Vera’nın sesiydi bu. Panikle yerinden doğruldu. Hemen karşısındaydılar. Terasta karşılıklı kahve içiyorlardı.
Vera ve Arin...
Varion onlara doğru yaklaştı. Vera onu görünce yaklaşıp öptü.
"Günaydın!"
Varion kafa sallamakla yetindi.
"Bugün Arin’e kıyafet almak için mağazaya gideceğiz!"
Varion kaşlarını çatarak Arin’e baktı. Bu fikrin kimden çıktığını merak ediyordu.
Arin’in yüzünde alaycı bir ifade vardı.
Varion;
"Neden onunla? İkimiz hallederiz!"
Arin, öfkeyle Varion’a baktı.
Vera;
"Bugün sponsorlarla toplantı var, Varion!"
"Evet, hatırladım ama şimdilik onun gelmesine gerek yok!"
"Gelmeli! Akay özellikle tanışmak istiyor!"
Varion, o adı duyunca sinirlendi.
"O herifin amacını iyi biliyorum, işimi baltalamaya çalışıyor!" diye bağırdı.
Arin, onun bu öfkeli haline alışkın değildi. Onu bu kadar kızdıran Akay'ı, merak etmeye başlamıştı.
Ve hoşuna gitmişti bu durum. Dudağı hafifçe yukarı kaydı. Gülmemek için kendini zorladı. Varion bunu fark etmişti.
"Peki, gelsin!" dedi.
Hep birlikte araca bindiler. Varion şık bir takım elbise giymişti. Vera’nın elbisesi uzun, parlak ve bacağında harika bir yırtmacı vardı.
Şehir merkezine varana kadar Arin, susup ikisini dinledi. İş hakkında konuşuyorlardı.
Şehir merkezine vardıkları zaman her taraf ışıl ışıldı. Gökyüzünde dronlar, Binaların üzerinde hologramlar... Eğlenen insanlar...
Arin, imtiyazlıların ne kadar şanslı olduklarını o zaman daha iyi anladı.
Bir mağazanın önünde durdular.
Akşam saatleri olduğundan müşteri yoktu. Burada çalışanların hepsi robottu.
Arin, askıdaki muhteşem kıyafetlere baktı.
Hazır olduğunda, kendisini VIP salonunda bekleyen Vera ve Varion'un karşına çıktı.
Siyah dar elbisesi içinde çok zarif ve güzeldi. Saçları arkaya doğru taranmış, yüzünde hafif bir makyaj vardı.
Varion onu görünce dondu. Bakışlarını çekmek istemiyor, bu güzelliğe baktıkça bakası geliyordu.
Vera;
"Güzel oldun Arin! Hadi gidelim."
Ayağa kalkıp kapıya doğru yaklaştı.
Varion, Arin’i izliyor; elbisenin içinde kıvrılan bedeni, onun aklını başından alıyordu.
"Varion!" diye bağırdı Vera.
Kalktı, gözleri Arin’deydi.
Araca bindiler tekrar...
Ve kocaman bir binanın önünde durdular.
Arin, arabadan adımını dışarı atar atmaz altındaki zeminde bir ışık parladı.
Bir nota çaldı. Her adımda farklı renk ve farklı bir nota...
Arin, heyecanlanmıştı.
İçeriye adım atınca güzel kadınlar...
Şık giyinmiş ciddi adamlar...
Müzik...
Turuncu rengin ağırlıkta olduğu bir dekorasyon...
Vera ve Varion kol kola onun önünde yürüyorlardı.
Arkadaşlarının olduğu masaya geçip oturdular.
Gözler, birkaç saniye Arin'de kaldı. Hayran bakışlar...
Vera, Varion'un kulağına bir şeyler fısıldadı.
Birlikte ayağa kalkıp başka bir masaya geçtiler ve oradakilerle konuşmaya başladılar.
Demir, kız arkadaşını dansa kaldırdı. Daha önce, Varion'un evinde ona dokunmaya çalışan adam yavaş yavaş sokuldu yine. Arin, elini tutmaya çalışan adamı sertçe itti.
"Sadece dans etmek istiyorum!" dedi.
"Rahat bırak kızı, Erim..."
Bu kendisini geçen gün koruyan adamdı. Minnetle baktı Arin ona. Ama Erim denilen herifin duracağı yoktu.
"Kalk hadi!"
"Bırak!" diye itti onu Arin.
Ve Varion’u gözleri aradı. Kalabalıkta seçemedi. Seslenmek istedi ama müzik her şeyi bastırıyordu.
Kapıya gitti gözleri. Kaçıp gitmek istedi.
"Yapma, Erim!"
"Kes sesini!" diye bağırdı adama.
Arin’in kolunu sertçe kavrayıp kalabalığın içine doğru çekti.
Çok yakınına girdi, kolundan çekmeye çalıştı. Arin direniyordu.
O sırada Erim'in arkasına, cüsseli bir adam gelip durdu. Erim'i tutup kendine çevirdi.
"Ne olu..." diyecekken,
adamdan bir yumruk yedi. Çığlık ve bağırma sesleri alanı doldurdu.
Erim yerdeydi.
Adam, elini uzattı.
Arin, hiç düşünmeden adamın elini tuttu.
Adam, onu kapıya doğru götürmeye başladı.
Varion, olayı anlayamamıştı. O karmaşanın içinden çıkan Akay ve Arin’i görünce buz kesildi.
Bir de el eleydiler.
Yanından geçip gittiler.
Varion peşlerine takıldı.
"Akay" diye bağırdı.
Akay umursamadı, durdu, aracını bekliyordu.
Varion'un gözlerinden öfke akıyordu.
"Bırak kızı!" diye bağırdı.
Akay;
"Git o pislik arkadaşına cezasını ver! Ben onu evine bırakırım!"
Son model bir motor gelip önlerinde durdu.
Akay bir kask çıkarıp Arin’e uzattı.
Varion;
"Arin gitme onunla!"
Arin, kendisine uzatılan iki ele baktı.
Biri kendisini kurtarmış, diğeri yalnız bırakmıştı. Gitmek istiyordu buradan. Akay'ın elini tuttu.
Varion, eli havada Arin'in motora binişini izledi.
"Evime götür onu!" dedi çaresizce. Akay sırıttı.
Ve gidişlerini izledi Varion.
Demek Akay buydu,
Motorun arkasında gülüyordu. Geçip gittikleri binalar, ışıklar... İçini gıdıklıyordu.
Hayatı nasıl böyle değişivermişti?
Bunu düşünce gülmeden duramıyordu Arin.
Akay, kocaman bir villanın önünde durdu. Kaskını çıkarıp Arin'e yardımcı oldu.
"Tanışmadık, ben Akay!"
"Arin"
İçeriye girdiler birlikte...
Kocaman ev... Varion'un evinin aksine daha gösterişli, daha görkemli...
"Burası benim evim! Keyfine bak!"
Arin;
"Teşekkür ederim, beni o pislikten kurtardın!"
Akay, derin bir iç çekti.
"Bir şeyler içmek ister misin?"
Kafasını salladı Arin.
"Varion'u nerden tanıyorsun?"
"Ben deneğim..."
"Ha s**r!"
Arin, kendisine uzatılan içeceği tek yudumda içip bitirdi.
Akay, ona evini gezdirdi. Havuzun başına geldiklerinde gökyüzüne baktı Arin. Derin derin iç çekti...
"Ben denek olmak istemiyorum...
Saygı görmek istiyorum... Sevilmek istiyorum, Vera gibi..."
"Yaşamak istiyorum..."
"Bu şu anki düzende pek mümkün değil, Arin!"
"O zaman, o düzeni..."
"Evet o düzeni?" diye sorgulayan gözlerle baktı Akay.
Asistan;
"Misafirleriniz var!"
"Tamam al içeri!"
Arin’in canı sıkılmıştı.
Kimseyi görmek istemiyordu ama burası onun evi değildi.
Ayak sesleri geldi. Gelenlere baktı Arin.
Erim'i gördü. Panikledi. Kalbi deli gibi hızlanmıştı.
Yüzü, gözü kan revandı...
Ayakta zor duruyordu. Diz çöktü. Ağlamaklıydı...
Arin dehşetle bakıyordu ona. Yutkundu...
Ve arkasında gelene baktı.
Üstü başı darmadağınık, eli kanlı, gözleri öfkeli...
"Varion!" diye fısıldadı Arin.