Bölüm 6: Karmaşık Duyguların Girdabı
Roza eve döndüğünde, sinirli ve üzgün bir şekilde odasına gidip duşa girdi. Gergin teninden sular akarken, gözyaşlarıyla birlikte ağlamaya devam etti. Su, vücudunu sanki içindeki acıyı ve öfkeyi yıkayıp götürecekmiş gibi akıyordu, ama duygusal yaralar bu kadar kolay iyileşmezdi. Duştan çıkıp aynaya baktığında, göz makyajı akmış halde bile kendini beğeniyordu. Aynada kendine bakarak, “Neyim eksikti? Beni neden kandırdı? Bunca yıl birbirimizi hiç mi sevmedik? Ama sen benim olacaksın, Şahin Karadağ. Beni almaya mecbur kalacaksın,” dedi, içindeki öfkeyi daha da büyüterek ve hıçkıra hıçkıra ağlayarak.
Tam bornozunu alıp çıkarken, hizmetçi kapıyı çaldı. “Hanımım, hanımım, kıyafetinizde bir not bulduk. Tam yıkamak için silkeledik o an, yere düştü,” dedi.
Roza umursamaz bir şekilde notu aldı ve okumaya başladı:
“Merhaba Rozam, güzel kokulu gülüm. Eğer bu mektubu sana verdiysem, bil ki seni çok kırdım ve üzdüm demektir. Ama hepsi bir oyundu...”
Mektubun bu başlangıcı bile Roza’nın içindeki duyguları karıştırmaya yetmişti. Şahin, Roza’ya olan aşkını tekrar ediyordu:
“Seni hep sevdim, ama ailelerimizin barışını sağlamak için başka çarem yoktu. Seninle olmak her zaman hayalimdi, ama şimdi bu hayal bir kabusa döndü.”
Mektup, Şahin’in duygularını ve yaşadığı içsel çatışmayı açıkça ortaya koyuyordu. Roza, mektubu okudukça içindeki öfke ve hayal kırıklığı yerini bir nebze de olsa anlama ve acıya bıraktı. Şahin’in hisleri konusunda samimi olduğunu hissediyordu, ama yine de yaşananlar kolayca unutulacak gibi değildi. Mektubun sonunda, “Beni affetmen için zaman tanı. Seni seviyorum ve bu sevgiyi kanıtlamak için elimden geleni yapacağım,” yazıyordu.
Roza, mektubu elinde tutarak bir süre düşündü. Şahin’in söyledikleri doğru olabilir miydi? Onu gerçekten seviyor muydu? Yoksa bu da bir oyunun parçası mıydı? İçindeki karmaşık duygularla başa çıkmaya çalışırken, hizmetçi tekrar kapıya yaklaştı.
“Hanımım, bir şey daha var,” dedi hizmetçi, Roza’nın dikkatini çekmeye çalışarak. “Şahin Bey burada, sizinle konuşmak istiyor.”
Roza, derin bir nefes alarak mektubu katladı ve hizmetçiye teşekkür ederek kapıya doğru ilerledi. Şahin ile yüzleşmek zorunda kalacaktı, ama bu sefer ne diyeceğini ve nasıl davranacağını bilemiyordu. İçindeki karışık duygularla Şahin’in karşısına çıktığında, bu yüzleşmenin ne getireceğini kestirmek zordu. Ancak bir şey kesindi: Roza, bu sefer kendini ve duygularını korumak için elinden geleni yapacaktı.
Şahin, Roza’nın karşısına çıktığında gözlerinde kararlılık ve bir parça da pişmanlık vardı. “Roza, seni üzmek istemezdim. Bu evlilik sadece bir formalite, ailelerimizin barışını sağlamak için. Ama sana olan sevgim gerçek,” dedi, sesi titreyerek.
Roza, Şahin’in gözlerine baktı ve derin bir nefes aldı. “Şahin, bu oyunların ve yalanların bir parçası olmak istemiyorum. Bunca yıl birbirimizi sevdik mi, yoksa hepsi bir yalandan mı ibaretti? Eğer gerçekten beni seviyorsan, neden başka biriyle evleniyorsun? Beni neden orada savunmasız bıraktın?” diye sordu, gözyaşları tekrar yanaklarından süzülmeye başlarken.
Şahin, Roza’nın elini tuttu ve gözlerinin içine baktı. “Roza, seni seviyorum. Ama bu evlilik, ailelerimizin barışını sağlamak için tek yol. Seninle olmak için elimden geleni yapacağım, ama önce bu savaşı bitirmeliyim. Beni anla, lütfen,” dedi, sesi yumuşak ama kararlı bir tonla.
Roza, Şahin’in samimiyetine inanmak istiyordu ama içindeki kırgınlık ve öfke buna engel oluyordu. “Şahin, ben de seni seviyorum. Ama bu kadar acı ve yalanla nasıl devam edebiliriz?” dedi, sesindeki kararsızlık belirgin hale gelerek.
Şahin, Roza’yı kollarının arasına aldı ve onu sıkıca sardı. “Birlikte başaracağız, Roza. Seni kaybetmek istemiyorum. Her şey düzeldiğinde, seninle olacağım,” dedi.
Roza, Şahin’in kollarında kalırken gözlerini kapattı ve derin bir nefes aldı. İçindeki karışık duygularla başa çıkmak zordu ama Şahin’e inanmak istiyordu. “Tamam, Şahin. Ama bu sefer gerçekten beni hayal kırıklığına uğratma,” dedi, sesi titreyerek.
O sırada, Rozanın aklından Halil Ağa nın Şahin’e dedikleri geçer; “Şahin, verdiğin sözleri tutmak zorundasın. Eğer kızımı bu evliliğe sürüklüyorsan, onu korumak da senin görevin. Yoksa sonuçlarına katlanırsın,”
Ve Şahin, Halil Ağa’nın gözlerinin içine bakmıştı. “Söz veriyorum, Halil Ağa. Hazal’ı koruyacağım ve bu evlilik ailelerimizi barışa kavuşturacak,” demişti. Roza bunları düşündükçe kafayı yerken Şahin’in kollarında herşeyi bir anda unutuyordu.
Roza, Şahin’in kollarından sıyrıldı ve gözlerine baktı. “Şahin, bu işin sonunda ne olacağını bilmiyorum ama umarım her şey söylediğin gibi olur,” dedi.
Şahin, Roza’nın ellerini tutarak onu sakinleştirmeye çalıştı. “Sana söz veriyorum, Roza. Her şey düzelecek ve biz birlikte olacağız,” dedi.
Roza, Şahin’in sözlerine inanmak istiyordu ama içindeki kuşkular hâlâ canlıydı. Şahin’e son bir bakış atarak odasından çıktı ve avluda xüşünceli bir şekilde yürüyordu. Bu süreçte ne olursa olsun, aşkını korumak, güçlü kalmak ve Şahin’le evlenmek zorundaydı.
Roza odasına döndüğünde, hizmetçinin verdiği mektubu tekrar okudu. Her satırında Şahin’in sözleri içindeki umut ışığını tekrar yakmıştı ama yine de temkinli olmak zorundaydı. Şahin’in gerçek niyetini ve hislerini zaman gösterecekti.
Hem Roza hem de Şahin’in içinde bulunduğu karmaşık duygular ve olaylar zinciri, ileride daha da büyük fırtınalara yol açacak gibi görünüyordu. Aileler arasındaki savaşın sona ermesi için atılan adımlar, kişisel hayatlarında derin izler bırakacaktı. Ancak aşk ve sadakat, bu karmaşık oyunun kazananı olacak mıydı? Şahin bir seçim yapmak zorunda kalıcak mıydı? herşeyi zaman gösterecekti.