Bölüm 4: Gizli Düşmanlık

634 Words
Bölüm 4: Gizli Düşmanlık Şahin, köşkten çıktıktan sonra, Hazal etrafındaki sessizliği fark etti. Herkes, Şahin'in sert çıkışının şokunu yaşıyordu. Hazal, derin bir nefes aldı ve babasına doğru döndü. İçinde birikmiş olan tüm sorular artık cevaplarını bekliyordu. "Baba, bu düşmanlık neden? Neden bu kadar zorlayıcı bir evlilik yapmamı istiyorsunuz?" diye sordu, gözlerinde çaresizlikle. Babası, yüzünde yorgun bir ifadeyle, "Hazal, bazı şeyler çok eskilere dayanıyor. Senin bilmediğin, anlamadığın şeyler var." Hazal, kararlılıkla, "Artık bilmek istiyorum baba. Neden Şahin'le evlenmem bu kadar önemli? Bu düşmanlık ne zaman başladı?" Babası derin bir iç çekti ve gözlerini kaçırarak anlatmaya başladı. "Yıllar önce, bizim ailemiz ve Şahinlerin ailesi arasında büyük bir anlaşmazlık oldu. Bu anlaşmazlık, topraklar yüzünden başladı. Sen daha doğmadan önce, Şahinlerin ailesiyle topraklarımızın sınırı konusunda büyük bir kavga yaşandı. O kavga sırasında Şahin'in babası ciddi şekilde yaralandı ve bu yüzden bizim ailemizden nefret etmeye başladılar." Hazal, duyduklarına inanamaz bir halde, "Ama bu çok eski bir mesele. Neden hala bu kadar büyük bir düşmanlık var? Evlenme izle ne alakası var ?" Babası, gözlerinde hüzünle, "Çünkü o yaralar hiç iyileşmedi, Hazal. Şahin'in babası, o olaydan sonra hiç iyileşmedi ve bu da onların ailelerini derin bir öfkeye sürükledi. Bu düşmanlık, yıllar boyunca büyüdü ve bugüne kadar geldi. Şimdi, seninle Şahin'in evlenmesi, bu iki aile arasındaki düşmanlığı bitirecek tek yol olarak görülüyor." Hazal, babasının anlattıklarını dinlerken, içindeki karmaşık duygular daha da büyüyordu. Bir yanda ailesinin güvenliği, diğer yanda kendi özgürlüğü ve mutluluğu. Bu zor durumu nasıl aşacağını bilemez halde, "Peki, ben ne yapacağım baba? Bu evliliği kabul edersem, hayatım boyunca mutsuz olacağım. Kabul etmezsem, ailem tehlikede olacak." Babası, kızının gözlerine bakarak, "Hazal, bu senin yada bizim elimizde değil. Bu tür düşmanlıklar ya evlenerek ya kana kanla son bulur bizde kan veremeyeceğini göre tek çare senin bu evliliğe boyun eğmendir." Hazal, babasının söylediklerini duyduğunda kalbinde büyük bir ağırlık hissetti. Halil Ağa’nın sözleri, çaresizliğinin bir kez daha altını çiziyordu. Babasının kararlılığı ve sertliği karşısında kendini tamamen köşeye sıkışmış hissetti. Hazal, gözyaşları içinde babasına bakarken, onun ne kadar kararlı olduğunu anladı. Babasının sözleri kulaklarında yankılanırken, odasına çekildi. İçindeki umutsuzluk ve çaresizlik, ona ağır bir yük gibi geliyordu. Yalnız kaldığında, düşündükleri ve hissettikleri onu bir uçuruma sürüklüyordu. Kendi kendine fısıldadı, “Bu hayatı böyle yaşayacağıma, ölmek daha iyi.” Gözlerinde kararlılıkla, odasındaki dolabın üst rafında sakladığı eski bir bilekliği çıkardı. Bilekliğin metal tokasını çıkararak, bileklerine doğru bastırmaya başladı. Acı, bir an için ona gerçeklikten kaçış gibi geldi. Tam o sırada, hizmetçilerden biri kapıyı çaldı ve cevap alamayınca içeri girdi. Hazal’ın bileklerindeki kanı ve acı dolu yüzünü görünce, hemen diğer hizmetçilere seslendi. Kısa sürede odadaki diğer hizmetçiler de koşarak geldiler ve Hazal’ı durdurmak için çabaladılar. Kan kaybını önlemek için ellerinden geleni yaptılar. Durumun ciddiyetini fark eden hizmetçiler, Halil Ağa’ya hemen haber verdiler. Halil Ağa, kızının bu hale gelmesinden dolayı hem şaşkın hem de perişandı. Hazal, hizmetçilerin müdahalesiyle hayatta kalmıştı, ama ruhundaki yaralar daha da derinleşmişti. Hazal, yavaşça gözlerini açtığında, başucunda ağlayan annesini ve ciddi bir yüzle onu izleyen babasını gördü. Annesi, gözyaşları içinde, “Hazal, ne yapmaya çalışıyorsun? Biz seni kaybetmek istemiyoruz,” diye fısıldadı. Babası ise derin bir iç çekerek, “Bu yolla hiçbir şeyi çözemezsin, Hazal. Kendine zarar vererek bizi de perişan ediyorsun,” dedi, gözlerinde kızına karşı duyduğu çaresizlikle. Hazal, derin bir nefes alarak, “Beni anlamıyorsunuz,” dedi, gözyaşları içinde. “Beni kaybetmek istemiyorsanız bu evlilik olmaz beni harcayamazsınız. Bu evlilik benim hayatımı mahvedecek. Siz de bunu bilmiyor musunuz?” Halil Ağa, kızının sözleri karşısında sessiz kaldı. Hazal’ın yaşadığı acıyı ve çaresizliği anlamıştı, ama yine de durumu değiştirecek bir yol bulamıyordu. Bu düşmanlık, sadece iki aile arasında değil, aynı zamanda onların hayatlarının bir parçasıydı. Hazal, içinde bulunduğu çıkmazdan nasıl kurtulacağını bilemez halde, gözlerinde tükenmişlik ve umutsuzlukla babasına baktı. Bu zor durumda, Hazal’ın geleceği ve ailesinin kaderi belirsizliğini koruyordu. Ancak bir şey kesindi: Hazal, kendi hayatını ve özgürlüğünü geri kazanmak için mücadele etmek zorundaydı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD