Yemeğin ilerleyen saatlerinde Zafir, Rüzgar'ın gerginliğini daha da artırmak istercesine Güneş'e dönerek, "Türkiye'nin sıcaklığı, sizin gülüşünüzde toplanmış adeta, Güneş Hanım. Bakmaya doyamıyor insan," dedi. Sesindeki hayranlık gizlenemezdi. Rüzgar'ın çenesi kasıldı. Güneş, Zafirin bu bariz iltifatlarına karşılık hafifçe gülümsedi. "Çok naziksiniz Prens Zafir." diye karşılık verdi, ama bakışlarını bir an bile Rüzgar'dan kaçırmadı. Rüzgar'ın her kasılan kasını, her sıkılan dişini görüyordu. Bu durumdan, intikam ateşiyle beslenen küçük bir keyif alıyordu sanki. İçinden 'Bu kadar sinirleneceğine Zafir'in gelişine şükret. O gelmese Massimo şu ana kadar her şeyi öğrenmiş olacaktı.' diye geçirdi. Zafir, sanki Güneş'in kendisiyle kurduğu bu nazik teması Rüzgar'a karşı bir silah olarak kulla

