Tahir Zaimoğlu/ 6 ay sonra Moskova’nın keskin, endüstriyel kokulu havası ciğerlerimi yakıyordu. Altı aydır bu lanet şehirdeydim, her taşın altına bakıyor, her pis sokağında Gökhan’ın ve Yasemin’in izini arıyordum. Ama her seferinde bir hayalet gibi kayboluyor, bir adım ötemdeyken bir anda buharlaşıyorlardı. Gökhan, beni oynatıyordu. Her hareketimi, her adımımı biliyor gibiydi. İçimdeki öfke, yavaş yavaş soğuk, kemirgen bir çılgınlığa dönüşüyordu. Odamın loş ışığında, masanın üzerine yayılmış haritalara, fotoğraflara boş boş bakakaldım. Ardahan kapıda nöbetteydi. Sessizlik, kulaklarımda çınlıyordu. Bugün yine bir ipucu, yine bir hayal kırıklığı. Bir restoranda görüldükleri söylenmişti, koşmuştuk, ama sadece boş bir masa ve iki kirli bardak bulduk. Beni bekliyorlardı. Beni izliyorlardı. O

