“Sen gerçekten kafayı yemişsin!” diye haykırdım sesimde hem öfke hem de inanmazlık vardı. “Bazı psikolojik sıkıntıların olduğunu zaten yıllar önce beni terk edip gitmenden anlamıştım, ama 3 yılda bunu ikiye katlamışsın belli ki!” Sözlerimi bitirir bitirmez, ona doğru hızla yürüdüm. Amacım onu yatıştırmak değil, sadece o berbat görünen yarasını görmekti. Kanayan elini yakalayıp, avucunu yukarı çevirdim. Cam kırıkları etine batmış, derin bir kesikten süzülen kan, parmaklarından aşağı sızıyordu. İçim bir an için acıyla burkuldu. Yüzümü istemsizce buruşturdum. “Ay, çok kötü olmuş bu,” diye mırıldandım profesyonel bir soğukkanlılıkla değil, içimden gelen doğal bir tepkiyle. Göz ucuyla onu görebiliyordum. Hareket etmemişti. Sanki canı yanmıyor gibiydi. Sadece, sanki en değerli avını izleyen b

