CEYLAN Kapıyı açtığımda, kalbim hızlı atıyordu. Önümde yorgun ama gözleri parlak Esmer ve hemen arkasında, her zamanki gibi ciddi, tetikte duran Devran vardı. Ama onun bakışlarında Esmer’e dönük derin bir koruyuculuk ve aynı zamanda bize, özellikle de kapının eşiğinde dikilen Tahir’e karşı bir savunma hali vardı. “Geldiniz!” diye sevinçle bağırdım Esmer’e sarılmak için kollarımı açtım. O da bana sarıldı, sıkıca. “Çok özledim seni! Yol nasıl geçti?” “Uzun ama iyi geçti,” dedi Esmer ayrılırken gözlerimdeki soruyu görüyordu. Bana, “Merak etme,” der gibi hafifçe gülümsedi. Ardından, adımlarını içeri atan Devran’a döndüm. “Hoş geldiniz, Devran Ağa.” “Hoş bulduk, Ceylan yenge. Teşekkür ederiz davetiniz için,” dedi resmiyetle ama sesinde içten bir sıcaklık vardı. Gözleri hemen arkamda duran

