Ceylan Mutfakta, Tahir için salep hazırlıyordum. Sütün kaynama sesi, tencerenin buharı... Bunlar, kafamdaki binlerce düşünceyi bir an olsun dağıtabilecek sıradan, huzur verici seslerdi. Tahir uyanmıştı, evet. Ama hâlâ kötüydü, güçsüzdü. Muhsin Sardıç’ın şüpheli ölümü ise, her şeyi daha da korkutucu bir hale getirmişti. Tam süte tarçın ve biraz toz şekeri eklerken, bir sesle irkildim. “Kuzum, iyi misin? Nasılsın?” Arkamda, Müzeyyen Teyze duruyordu. Konağın en eski, en sevilen yardımcılarındandı. Yüzünde her zamanki gibi sıcak, anaç bir tebessüm vard ama gözlerinde büyük bir endişe okunuyordu. “Uzun zamandır da göremiyoruz pek seni. İnşallah sağlığın yerindedir,” diye ekledi sesi yumuşacıktı. Ona döndüm ve elimden geldiğince sıcak bir gülümseme kondurmaya çalıştım. “İdare ediyoruz işt

