Devran Salondaki o lavuğun arkasından kapıyı kapattığımda, içimde garip bir karışıklık vardı. Esmer’in verdiği cevap... Sert, net, kendinden emin. İçim bir tuhaf oldu. Gurur mu duydum? Evet, belki de. O, sadece korumam gereken küçük kardeş değildi artık. Ayağa kalkıp kendini savunabilen, iradesi olan bir kadındı. Ama o çocuğu, o Erhan’ı görür görmez, içimde kabaran o ilkel öfke... Gırtlağına yapışıp, bir daha asla ona bakamayacak hale getirme isteği... Bu neyin nesiydi? Sadece koruma içgüdüsü mü? Yoksa... yoksa daha fazlası mı? “Devran Ağa, gidelim artık istersen hastaneye,” dedi Esmer sesi benim zihnimdeki fırtınayı dağıtır gibi oldu. Başımı sallayıp ayağa kalktım. “Haklısın, gitmemiz lazım.” Tam hareket edecekken, gözüm onun eline takıldı. O kahverengi yara bandı, teninde bir leke g

