Esmer Zaimoğlu Mutfak günün o bildik telaşı içindeydi. Tencere tava sesleri, kahve makinesinin cızırtısı birbirine karışıyordu. Ben de Firdevs babaannemin özel olarak istediği o keki yapıyordum. ‘Biraz seninle konuşalım o güzel kekinden yap da gel’ demişti bana. Tam fırına verecektim ki, kapıdan içeri süzülen o “mükemmel” misafiri gördüm. Asude. Üzerinde, sanki bu evin hanımıymış gibi duran ipek bir elbise giymişti. Elinde bir kitap vardı ve mutfağa, sanki kendi mülküne bakar gibi bir göz atıyordu. İçimde bir şeyler kıpırdadı. Bu kız daha dün geldi, bugün sanki yıllardır buradaymış gibi davranıyordu. Hem de Tahir abime o yapışık halleri... Tüylerimi diken diken ediyordu. Keki fırına ittirdim ve ellerimi önlüğüme silerek ona doğru yürüdüm. Yüzümde en masum gülümsememi takındım. “Sabah ş

