Ceylan Güneş, villanın havuzunda turkuaz ışıltılar oynatıyordu. Kahvaltıdan sonraki o ağır, duygusal hesaplaşmanın ardından bir sessizlik çökmüştü aramıza. Ama bu sessizlik artık gergin değil, kabullenmiş biraz yorgun ama daha temiz bir sessizlikti. Yan yana, şezlonglarda uzanıp denizi izliyorduk. Elim Tahir’in elinin içindeydi, parmakları usulca avcumu okşuyordu. O kadar uzun süredir böyle sakin, başka hiçbir şey düşünmeden, sadece doğanın sesini dinleyerek oturmamıştık. Aklım ister istemez, yine o konuya takılıyordu. Bu güzelliğin, bu huzurun ortasında bile içimde bir yerlerde, küçük ve karanlık bir köşede duruyordu. Göz ucuyla Tahir’e baktım. Yüzü sakin, ama düşünceliydi. Belli ki o da aynı şeyi düşünüyordu. Derin bir nefes aldı, başını bana çevirdi. “Ceylan’ım,” diye başladığında s

