5.BÖLÜM

2497 Words
Merhaba. Oldukça uzun bir bölüm sizi bekliyor. İyi okumalar. ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• "Burak." "Efendim abi." "Restaurantta ki kızı,Işıl Kozan'ı araştır hakkında ki her şeyi eksiksiz bir şekilde istiyorum. Ailesi,kaldığı yer,geçmişi aklına gelebilecek her şeyi hemde. " diye isteğimi belirttim. "Tamam abi iki saate elinde olur." deyip geri yola döndü. Yemekten ayrılalı çok olmuştu. Şuan saat bayağı geçti ve ben anca eve gidiyordum. Kendimi ne kadar işe vermek istesem de bir türlü aklımdan çıkmayan kız yüzünden sinirlenip işi bırakıp şirketten çıkmıştım. Araba bahçe kapısından içeriye girdiğinde toparlanıp arabadan indim. Hızla eve geçip odama çıktım. Zaman kaybetmeden hızlı bir şekilde duşa girip üzerimi değiştirdim. Saçlarımın ıslaklığını havluyla alıp odadan çıktım. Aşağıya indiğimde kendime sert bir kahve yapıp salonda ki büyük pencerenin önüne geçtim. Evde fazla vakit geçirmezdim. Çoğu zamanımı şirkette geçirirdim. Eve sadece uyumak için uğruyorum desem yalan olmazdı. İçki ve sigarayla hiç işim olmamıştı şimdiye kadar. Kendi canıma ve bedenime zarar vermem hiç akıl kârı değildi. Bu söylediklerim sadece kendi canım için geçerliydi. Kesinlikle ölmeyi hak eden piç kuruları için geçerli değil. Düşüncelerimi bölen Burak'ın içeri girmesiydi. "Hallettim mi Burak? " "Evet. Buyur bu da dosyası. Başka bir isteğin var mı?" diye sorup dosyayı bana uzattı. Mat,siyah dosyayı elime alıp Burak'a döndüm. "Yok sağol." "Bir şey değil abi iyi akşamlar." Kafa sallayıp elimde duran dosyanın kapağını açtım. Her okuduğum satırda kalbime bir ağırlık oturduğunu hissettim. Ne yaşamıştı bu kız böyle. O kadar güçlüydü ki hayran olmamak elde değildi. Ona bu kadar şeyleri yaşatan kişileri bulup en can alıcı işkenceleri yapmamak için zor tutuyordum kendimi. Şimdiye kadar sevgilisi olmamıştı. Bu durumu asla garipsemiyordum. İnsan önce sevgiyi tadacaktı ki sevecekti. Ne çocukluğunu yaşamış ne de sevgisi görmüş. Ama yemin ederim ki o içinde ki çocuğun kendi ellerimle büyütecektim. İçinde ne kalmışsa benle yaşayacaktı. Hiç tatmadığı sevgiyi tattıracaktım. Ona aile olacaktım ve ona bu sevgiyi iliklerine kadar yaşatacaktım. Biraz zor olacaktı ama yapacaktım. En kısa zamanda ben ona o da bana ait olacaktı. Elimde ki dosyayı sinirle kapatıp yukarıya çalışma odasına çıktım. Dosyayı odama bırakıp geri çıktım. Yatak odama girip yatağıma girdim. O kız benim yanımda olana kadar ya da onun yarasını sarana kadar rahat bir uyku yoktu bana. ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• Eve gelir gelmez duş almış ve yorgun bedenimi yatağa atmıştım. Şuan aklımda tek Arın Kandemir vardı. Neden aklımı bu kadar kurcaladığını bilmiyordum. Yemek servislerini yaparken ve sonrasında ailesi bana güler yüzle bakıyordu. Bu durumu garipsesem de bir şey demedim. Aklımı boşaltmak adına televizyonu açıp izleyecek bir film bulmaya çalıştım. Her hangi bir filme denk gelince kumandayı bırakıp filmi izlemeye başladım. Bir süre sonra sıcaktan bunaldığım için hızla ayağa kalkıp pencereye doğru ilerleyip camı açtım. Derin bir nefes çekip sıcaklığı hissetmemeye çalıştım. Aşağıya kafamı çevirdiğim an iki tane siyah takım elbiseli adam kapının önünde görmem ile korku ile pencereden uzaklaşmam bir oldu. Ne işleri vardı bu adamların burada hemde benim kapımın önünde. Tehlike sezen bedenim titrerken kendimi sakin olmaya zorladım. Derin nefes almalarım bile bir işe yaramazken tedirgin bir şekilde dış kapıya doğru yürüdüm. Son anda aklıma gelen şeyle mutfağa girip ekmek bıçaklarından birini elime alıp avucumda ters bir şekilde tutup bileğimin arkasına sakladım. Temkinli adımlarla kapıya doğru yürüyüp kapıyı yarım bir şekilde açtım. Kapıda ki adamların yüzü bana dönerken daha çok korku sardı bedenimi. Beni görür görmez kafalarını aşağıya indirdiler. Cesaretimi toplayıp titrek sesimle konuşmaya başladım. "Kimsiniz siz, ne işiniz var evimin önünde. " Sarı saçlı adam sorduğum soruyla tedirgin olsa da sorumu cevapladı. "Sizi korumak için buradayız Işıl hanım , şimdi lütfen içeriye girin abi kıza bilir." Dedikleriyle şaşırsam da hiç belli etmedim. "Ne diyorsunuz siz ya, ne koruması benim korunmaya ihtiyacım yok gidin hemen evimden. "diye sinirle söyledim. sakin çıkan sesim sonlara doğru yükselse de karşımda ki adamlardan oldukça korkuyordum. "Kusura bakmayın Işıl hanım abi'nin emri lütfen içeriye girin. "Diye söyleyip diğer adamla birlikte geri önlerine döndüler. Sinir ve korkuyla kapıyı sertçe kapatıp kapının üstünde duran anahtar ile kapıyı üç kez kitliyip üsteki kilidi de kapattıktan sonra titreyen bedenimle salona girip elimde ki bıçağı küçük sehpanın üstüne fırlattım. Aradan geçen zamanda tekrar pencerenin önüne gittiğimde adamların orada durduklarını gördümle sinirle camı kapatıp odama gitmem bir oldu. Yarın izinliydim o yüzden erken uyuma gereği duymamıştım. Kapıdaki adamları unutmaya çalışarak yatağıma girip ince çarşafımı kafama kadar örtüp uyumaya çalıştım. Ama kapıdaki korumalar aklımı kurcalarken uyumak pekte mümkün olmadı. Umarım ki o adamlar ile bir alakam yoktur. Hepsi yanlış bir anlaşılmadan ibarettir. Sıcaktan çarşafın içinde bunalırken örtüyü üstümden yanımda duran telefonumdan kısık seste bir müzik açıp kafamın altında ki yastığa sarılarak rahatlamaya çalıştım. Tedirgin bir şekilde gözlerimi kapatıp bir an önce uyumayı diledim. ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• Güneş ışığının yakıcı sıcaklığı yüzümü talan ederken gözlerimi zorla açtım. Yatağımdan debelenerek kalkıp banyoya girdim. İşlerimi halledip elimi, yüzümü yıkadıktan sonra banyodan çıkıp dolabımın kapaklarını açtım. Bugün yetimhaneye gideceğim için hazırlanmam gerekiyordu. Pek fazla oyalanmadan dolaptan pantolon ve tişört alıp hızlıca giyindim. Kabarmış saçlarımı elimle düzeltip doğal haline bıraktıktan sonra tişörtümün içinde kalan kolye mi de çıkarttıktan sonra telefonumu da cebime koyup zaman kaybetmeden Odamdan çıkıp direk mutfağa geçtim. Açlığımı bastırmak için poşetten ekmek alıp içine beyaz peynir,salatalık ve domates koyup tabağa yerleştirip masaya koydum. Yanına da pratik bir şekilde poşet çay yapıp kahvaltımı yapamaya başladım. Kısa kahvaltı faslından sonra etrafı toparlayıp içeriden çantamı da alıp dış kapıya doğru yöneldim. Aklıma bir anda dün ki adamlar gelirken kuytu bir köşeye çekilmiş korkum tekrar gün yüzüne çıktı. Kilitli kapıyı açıp dışarı çıktığımda dünkü adamların orada olduğunu gördüm. Sinirle gerilen vücudumu kontrol etmeye çalışırken bir yandan da adamlara dik dik bakıyordum. "Niye gitmediniz daha?" "Sizi korumak için buradayız Işıl hanım, abi ne derse o. " "Bakın siz kimsiniz ya da abiniz kim bilmiyorum ama benim korunmaya ihtiyacım yok şimdi ben gidiyorum ve eve geri geldiğimde ikinizi de burada görmek istemiyorum. "deyip hızla oradan uzaklaşmaya çalıştığımda bu sefer esmer koruma önüme geçip konuştu. "Işıl hanım gideceğiniz yere kadar götürelim buyrun." deyip eliyle park halinde ki Lüks arabayı gösterdi. Sinirle gözlerimi kapattım açtım. "İstemez defolun gidin. Bir daha da gelmeyin." deyip hızla durağa doğru yürüdüm. O adamların kim olduğunu ya da abi dedikleri kişinin kim olduğunu deli gibi merak etsem de takmamayı düşündüm. Zaten geri döndüğümde onları orada görmeyeceği mi umuyordum. Dolmuş geldiğinde binip kartımı okuttum ve boş bulduğum bir yere geçtim. Yetimhaneye gitmemin sebebi oradaki çocuklardı. Ama kaldığım yetimhaneye gitmiyordum istesem de gidemezdim ya orası ayrı mesele. Fırsat buldukça yetimhaneye gidip orada ki çocuklara hem çikolata götürüyordum hem de onlarla vakit geçiriyordum. Bir nevi yaşayamadığım çocukluk hasretini onlarla gideriyordum. Gideceğim yere geldiğimde dolmuştan indim. Yetimhaneye gitmeden önce her zaman ki gibi markete girip çeşit çeşit çikolata ve kek aldım. Oradan çıktıktan sonra yürüme mesafesinde olan yetimhaneye doğru ilerledim. Bahçeden girer girmez beni gören çocuklar yanıma koşturdular. Hepsini kucaklayıp kek ve çikolata verdim. Tüm gününü onlarla oyunlar oynayarak geçirdim. Gitme vaktim geldiğinde onlar kadar içimde ki kız çocuğu da üzülse de tek tesellim tekrar gelecek olmamdı. Eve geldiğimde kapıda ki korumaları görememiştim. Bu durum beni rahatlatsa da yine de içimde ki korku beni yiyip bitiriyordu. Çantamdan evin anahtarını çıkartıp kapıyı açtım. Evden içeriye girdiğimde kasvetli bir hava beni bekliyordu. Yorgunca salona girip çantamı yere koydum. Kafamı kaldırdığımda karşılaştığım gözlerle dumura uğramam bir oldu. Karşımda oturan adam Arın Kandemir'in ta kendisiydi. Korkuyla bir adım geri gidip şaşkın yüzümle ona bakmaya başladım. Salonda ki tekli koltuğa oturmuş bir ayağını bacağının üzerine atmış gömleğinin ilk iki düğmesi açık bir şekilde bana bakıyordu. Kendimi toparlayıp konuşmaya başladım. "Sizin ne işiniz var burada,nasıl evime izinsiz girersiniz, çıkın evimden. Hemde hemen!"diye bağırırken bir yandan da dış kapıyı gösteriyordum. Bağırdığım için sanırım kasılan yüzüyle bana bakıp hızla ayağa kalktı. "Bir daha sesini bu kadar yükseltme güzelim.Boğazın ağrıyacak."diye ciddiyetle konuştu. "Ne diyorsun sen ya hemen evimden çık." "Bağırma,sesinin kısılmasını istemiyorum,kapıdaki korumalarla bir daha asla konuşmayacaksın ha şayet konuşursan cezasını onlar çeker. " "Ne diyorsun sen ya o korumalar senin adamındı değil mi?" "Evet." "Ne olduğunu ya da neden benimle uğraştığını bilmiyorum ama hemen o korumalarını da alıp evimden git. " diye bağırdım. Sanırım bir daha bu adama bağırmamam gerekiyordu,sinirden elleri yumruk olmuş boynun da ki damar oldukça belirginleşmişti. Hızla üzerime doğru gelirken bana bir şey yapma olasılığını düşündükçe aklımı yetirecek duruma gelmiştim. O bana yaklaşmadan hemen evden koşarak çıktım. Çoktan hava kararmıştı ve tenha olan evimin çevresi korkunç bir hal almıştı. "Işıl hemen buraya gel. " diye bağırma sesini duymamla önüme baktım. Arkamda ki adam mı yoksa bu karanlık ve izbe sokak mı daha korkunç görünüyordu. Ah kesinlikle arkamda ki kızgın adam daha korkunç görünüyordu. Hızla ara sokağa girip koşmaya başladım. Uzun bir süre koştuktan sonra yorulan bedenim dinlenmesi için duvara doğru yasladım ve yere çöktüm. Nefesimi düzenli hale getirmeye çalışırken Arın Kandemir'in evimde ne işi olduğunu düşünüyordum. Sokağın başından sesler gelmesiyle düşüncelerimden sıyrıldım. Kafamı uzatıp baktığımda iki tane genç adam gülerek buraya doğru geliyordu. Korkuyla yanında durduğum demir korkuluğa daha fazla sığınıp kendimi olabildiğince küçülttüm. Sanki yok olmak istermiş gibi dizlerimi kendime çekip kafamı dizlerime gömdüm. Heyecandan ve fazla korkudan dolayı akan göz yaşlarım dur durak bilmiyordu. Adamların buraya yaklaştığını adım seslerinden ve konuşmalarından anlaya biliyordum. Kendimi tutamayıp hıçkıra hıçkıra ağlarken elimle ağzımı kapattım. Bir yandan da dua ediyordum sesimin duyulmaması için. Bir anda kolumdan tutulup kaldırılmam ile kaldıran kişiye baktım. O iki adam bana sırıtarak bakıyordu. Adamın elini çekmesi için debelenirken adamın bağırmasıyla ağlamam daha şiddetlendi. "Rahat dur çocuk merak etme fazla hırpalamayacağız. "deyip birbirlerine bakıp bir anda gülmeye başladılar. "Bırakın beni pislik herifler. " Diye debelenirken adam diğer kolumu da tutup hırpalamaya başladı beni. Diğer adam eliyle yüzümü okşarken öğürmemek için zor tuttum kendimi. Gelen cesaretle adamın yüzüne tükürürken adam sinirlenmiş olacak ki sert bir tokat atmasıyla kendimi yerde buldum. Tokat'ın etkisiyle ağzımdan sokağı inletecek kadar çığlık kaçarken,ağlamam daha da şiddetlenmişti. Adam üzerime yürüyüp tekrar tokat atacakken sokakta silah sesi yankılanmasıyla adamın havaya kaldırdığı ellinden oluk oluk kan akmaya başlaması bir olmuştu. Korkuyla ateş eden kişiye baktığımda Arın Kandemir tam karşımda seğiren gözüyle adama bakıyordu. Adam çığlık atarak elini tutarken diğer adam tam kaçacakken silahla onu da vurması bir oldu. Arkasında ki korumalara baş işareti verip hızla yanıma geldi. Seri bir hareketle beni kucağına alıp yürümeye başladı. Transa girmiş gibi hiç bir tepki veremiyordum. Bu manyak gözlerimin önünde iki tane adamı vurmuştu. "Eve bir gidelim senin canını okumayan nâgmerttir" sarf ettiği cümleler beni daha da korkuturken tek dileğim bu psikopat adamın beni de öldürmemesiydi. ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• Arından: Sinir tüm vücudumu ele geçirmişti resmen kucağımda ağlayan kıza baktıkça o adamları da kendimi de onu korkuttuğum için öldürmek istiyordum. Arabada gitmek istediğini fazla belirttiği için ufak(!)bir tehditten sonra konuşmayı kesmişti. Hızla evin bahçesinden girip arabadan indim . Işıl fazla debelense de umursamayıp hızla eve giriş yaptım. Salona girip yavaş bir şekilde onu koltuğa oturttum. Arabadaki tehditimden sonra hiç sesini çıkartmayıp benim sinirimin geçmesini bekliyor gibi bir hali vardı. Ellerimle yüzümü sıvazlayıp koltuğa oturdum. Geçen uzun aradan sonra Karşımda usul usul ağlayan kıza baktım. Ne kadar sinir olsam da daha fazla üstüne gitmedim. Ne kadar benden kaçtığı için bu olanlar başına gelse de ona bağırmamak için zor tuttum kendimi. Düşündükçe delirecek gibi hissediyordum ve karşımda ağlaması da beni sinirlendiriyordu. Ellerimi yumruk haline getirip hışımla ayağa kalktım. Hızla kalktığım için irkilse de kafasını hiç kaldırmadı. Sinirle odada volta atarken daha fazla dayanamayıp patladım. "Ben sana ne dedim, niye beni dinlemiyorsun, ya daha kötü olsaydı "diye sertçe çıkıştım. Karşımda içli içli ağlaması beni daha da çıldırtıyordu. "Ağlama." Dediğinde daha fazla ağlarken bir şeyleri dağıtma isteğim daha ağır basıyordu. Dediklerime cevap vermediği için daha fazla dayanamayıp hışımla konuşmaya başladım. "Bundan sonra burada kalacaksın,ben demeden ya da benden izinsiz şu kapıdan dahi çıkmayacaksın, duydun mu beni? "dediklerimle hızla kafasını kaldırıp kızarmış gözlerle bana baktı. ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• Evet bölüm hakkında ki yorumları alayım. Bol bol yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayın lütfen. kendinize çok iyi bakın görüşmek üzere.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD