Merhaba.
Bol bol yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayın lütfen.
İyi okumalar.
•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Tek kelimeyle öldüm.
Akşam olacak yemek öğlene alındığı için daha hararetli bir çalışma yapılmıştı.
Gelen kişilerle Efe ve ben ilgilenecektim.
Patronun dediğine göre oldukça önemli kişilermiş.
Sırf bu yüzden yeni kıyafetler verdiler ve isimlik kartı taktırdılar.
Son kez Efe İle birlikte hazırladığımız altı kişilik masaya baktım.
Oldukça şık olmuştu.
Son kontrolleri de yaptıktan sonra dinlenmek üzere arka kapıdan dışarıya çıktık.
Kendimi duvardaki çıkıntı yere atarken Efe de ayakta durmayı tercih etti.
Efe oldukça iyi niyetli bir çocuktu.
Benim yaşlarımdaydı ama onun çalışma sebebi daha farklıydı.
Ailesinin her aldığı telefonu kırdığı için ailesi telefon almayı reddetmiş. O da çareyi çalışmakta bulmuş.
"Efe bir şey soracağım. "
"Sor."
"Bu gelen aile kim, neden bu kadar önemliler?"
"Gelen kişiler oldukça tehlikeli kişiler daha doğrusu Uruğan bey ve Arın bey.
Uruğan bey ailenin babası olur.
Arın bey de en büyük çocukları. Oldukça korkunç işler içinde oldukları söyleniyor."sanki korku filmi anlatırmış gibi konuşması beni güldürmüştü.
"Ah hadi ama Efe.
Ciddi olamazsın,kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz, tehlikeli aile. "Diye alayla söyleyip gülmüştüm.
Efe dediklerini dikkate almadığım için kollarını göğsünde bağlayıp yanıma oturdu.
Biz gelecek aile hakkında konuşmaya devam ederken kapıdan koşarak Ceren çıktı.
"Neredesiniz siz.
Patron sizi çağırıyor.
Kandemir ailesi geldi çabuk içeriye. "diye söyledi ve telaşla tekrar içeriye girdi.
Neden bu kadar panikliyorlardı ki herkes gibi onlarda insandı en nihayetinde.
İçimde olan iç savaşı bitirip Efe'nin peşinden içeriye girdim.
Patronun yanına geldiğimizde oldukça gergin görünüyordu.
Bu durum beni de gererken her an onlara servis yapmayı boş verip kaçıp gidesim geldi.
"Işıl,Efe oldukça dikkat edin."
"Şuan masalarında oturuyorlar Işıl sen git siparişlerini al."
"Tamam patron. "
deyip elime not alacağım, kapağı bile ben pahalıyım diye bağıran defteri aldım.
O kadar çok gerilmiştim ki adımlarımı geri geri atmamak için kendimi zor zapt ediyordum.
Masaya ilerleyip kafamı kaldırdım ve oturan kişilere baktım.
Masanın başında oturan kişi sanırım Uruğan beydi.
Saçları hafiften beyazlamış ama oldukça karizmatik duruyordu.
Sağ tarafına oturan kişiye baktım.
Oldukça şık giyinimli bir hanımefendiydi sevecen yüzüyle Uruğan beyle konuşuyordu, sanırım Uruğan beyin eşiydi.
Hanımefendinin yanında ise oldukça tatlı giyinimli bir kız vardı.
Karşısında oturan kişilere bir şeyler söylüyordu.
Masanın diğer ucuna sert yüz hatlarına sahip bir adam oturuyordu.
Efenin dediğine göre Arın beyde bu olması gerekiyordu.
Kafamı iki yana sallayıp içime kaçmış sesimi buldum.
Yüzüme yerleştirildiğim ufak bir tebessümle "Hoş geldiniz "dedim.
Elimde tuttuğum menüleri yavaşça vermeye başladım.
Hepsini verdikten sonra bir adım geriye gittim.
"Hoş bulduk kızım " diye sevecen sesiyle konuştu Uruğan beyin eşinin olduğunu düşündüğüm kişi.
Ona en samimi gülümsememden gönderdim.
Gözüm istemsiz bir şekilde arın beye gittiğinde bana bakıyordu.
Kaşlarımı çatmak istesem de kendimi olabildiğince tuttum ve dışarıdaki manzaraya döndüm.
"Menüye gerek yok kızım zencefilli levrek yiyeceğiz zaten "deyip menüyü masaya koydular.
"Yanında ne içmek isterdiniz?"
"Su yeterli olur. "diye bu sefer sorumu yanıtlayan Uruğan bey oldu.
"Peki efendim "deyip tüm menüleri topladım.
Hızla yanlarından ayrılıp içeriye girdim.
"Ne istiyorlar. "
"Zencefilli levrek istiyorlar altı tane bir de yanına su "diye patronun sorusunu yanıtladım.
Siparişleri söyledikten sonra masaya doğru döndüm.
Fazla güçlü bir aile gibi görünüyorlar bu güç korkutma anlamında değil bağ anlamında hepsinin yüzü gülüyor, bazen keşke benim de ailem olsaydı diye içimden geçirmiyor da değilim.
O tarafa fazla daldığımı düşünüp tam önüme dönecekken masadaki herkesin bana bir anda bakmasıyla utançla yüzümü yere eğdim.
Fazla utangaç bir yapım vardı ve tenim de açık olduğu için hemen kızardığımı gösteriyordum.
Tüm düşüncelerim yemeklerin hazır olmasıyla son buldu.
•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Arından :
Sıkıntıyla bir nefes verip masada oturan aileme baktım. Mutlulardı.
Bazen onlardan olmadığımı bildiğim için uzaklaşsam da hemen bu düşüncemden vazgeçiyordum.
Beni büyüten ve en önemlisi fazlasıyla aile sevgisi veren kişilerdi onlar, nasıl uzaklaşırdım ki onlardan.
Beni düşüncelerden çıkartan oldukça hoş ve büyüleyici ses oldu.
Kafamı kaldırdığım da kalbimin teklediğini hissettim.
Öyle güzel ve masum görünüyordu ki büyülenmemek elde değildi.
İlk defa kalbimin bu denli attığını hissettim.
Karşımda ki masum güzellik bana ne yaptığını biliyormuydu acaba.
Masadan uzaklaştığında anca kendime gelebildim.
Kafamı iki yana sallayıp kızı izlemeye başladım.
Yanına gittiği adamlara bir şeyler diyordu.
Baray'ın konuşmasıyla gözlerimi güzellikten çekip ona döndüm.
"Abi bakıyorum da gözlerini anlamıyorsun, ben de olsam anlamazdım, oldukça güzel değil mi" dedikleriyle sinir tepeme çıkmıştı resmen.
Bana dediklerine değil ona güzel demesine sinirlendim sanırım.
" Hangi kız bana da göster Baray hemen " diyen anneme baktım.
Baray bana pis pis sırıtıp kızın olduğu yeri gösterdi.
Masada ki herkes kıza dönünce kız utanmış olacak ki hemen kafasını eğdi.
"Ay çok güzel abi, doğru söyle etkilendin mi kızdan " bu sefer Arca'nın konuşmasıyla ona döndüm.
Ona hiç cevap vermeden geri kıza baktım.
İnkar edecek bir şey yoktu. Gözlerim gözlerine değdiği an etkilenmiştim ondan ilk defa böyle bir şey oluyordu bana sanırım uzun bir süre bu güzelliği görecektim.
"Baksana Uruğan inkar ettmediğine göre kızdan etkilendi. "diye sevinçle konuşan anneme baktım.
Annem hiç bir zaman şımarık ve ukala bir kız istememişti yanımda.
Ki bende asla istemem.
Sırf bu yüzden annem beni ve kardeşlerimi insanları asla hor görmememiz konusunda uyarmıştı.
Ki zaten kardeşlerim de dahil hiç öyle bir şey yapmamışlardı.
Mesela Arca hiç ukala bir kız olmamıştır.
Hiç bir zaman pahalı eşyalarda gözü yoktu, yardım sever ve saftı benim kardeşim.
"Desene yakın zamda düğünümüz var"diyen babama baktım.
Bizimkiler çoktan ileriye dönük planlar yaparken benim tek odak noktam karşımda duran kızdı.
Yanında başka bir garson çocukla yanımıza gelip yemekleri servis etmeye başladı.
Bana geldiğinde tedirgin adımlar atsa da tabağı yavaşça önüme koydu.
Tabağı koymak için eğildiğinde toplu bir biçimde duran saçları önüme geldi.
Saçlarından büyüleyici bir koku alırken gözlerimi kapatmamak için zor tuttum kendimi.
Geriye çekildikten sonra küçük bir tebessümle afiyet olsun deyip yavaşça yanın da ki garson çocukla birlikte gittiler.
O adamla nedensiz bir şekilde yan yana durmasını kıskanmıştım.
Annemin gülen sesini duyunca ona döndüm.
"Merak etme oğlum alacağım ben o kızı sana" deyip keyifli bir şekilde yemeğini yemeye başladı.
Geldiğimizden beri sesiz duran Ahves konuştu bu sefer.
"Ah desene yengemiz oldukça güzel ve mankenlere taş çıkartacak.
Abi ne yapsak manken mi yapsak yengemizi "diye gülmeye başladı.
"Ahves yemin ederim ölümün benim elimden olacak lan. Başlarım senin mankenine onu değil seni manken yaparım, kes sesini yemeğini ye."
Sinirden kızaran suratımı ellerimle sıvazladım.
Bizimkilere baktığımda keyifle benim düştüğüm durumu konuşuyorlardı.
Geri güzelliğe baktığımda yanında ki piçle konuşuyordu.
Yumruklarımı sıkıp sakinleşmeye çalıştım.
Kesinlikle bu kız benim olacaktı.
Sanırım bu ilk görüş değil,ilk gülüşteydi.
•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Evet bölüm hakkında ki yorumları alayım.
Sizce Işıl'ı nasıl günler bekliyor?
Bol bol yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayın lütfen.
Kendinize çok iyi bakın görüşmek üzere.