“Efendim.” dediğimde sesimin içime kaçmasına engel olamadım. Bu heyecan, ne rezil bir duyguydu böyle. İnsanı bazen yerin dibine sokuyordu. Boğazımı temizledim. Telefonun ahizesini elimle kapatıp sesimi denedikten sonra ona bir kez daha “Merhaba” dedim. “Merhaba. Sesini duymak güzel.” Sen onu bir de bana sor, demek geçti içimden ama tuttum kendimi. Günlerdir kulağımda yankılanan o sesi bir kez daha canlı olarak duymak… Bu anlatılacak gibi değildi. “Senin de öyle…” diyebildim ancak. Sonra bana ömür gibi gelen ama aslında sadece birkaç saniye süren bir sessizlik oldu. Ne diyeceğimi bilmiyordum ama şu durumda kendini anlatması gereken kişi kesinlikle bendim. Nereden başlayacaktım. Ah! Bir şeyler söylese de beni bu azaptan kurtarsa diye ne dualar ettim. Kendimi her an kontrolümü kaybedecekm

