10. BÖLÜM İçimin acısı dinmiyordu ama sürekli ağlayarak da yaşayamazdım. Sessizlik, şimdilik bulduğum tek çözümdü. Avluda bir süre daha oturduktan sonra, sanırım Cihan’ın annesi; “Hadi kahvaltıya, bir şeyler yiyelim artık. Hem Kılıç oğlumun arkadaşları da gelmiş. Bu konuyu sonra konuşuruz. Güzel kızım, üzülme, vardır bunda da bir hayır,” dedi gülümseyerek, ardından konağa doğru yürüdü. Herkes bana bakıyordu ama başımı kaldırmadım. Kimseyle göz göze gelmek istemiyordum. Acımın karşısında suskun kalan insanların bakışlarına daha fazla dayanamazdım. Birileri bir şeyler söylemek istiyor gibiydi ama dinleyecek hâlim yoktu. İçeri girip masadaki boş bir sandalyeye geçtim. Herkes kendi arasında sohbet edip gülüyordu. Ben ise hiçbir şey duymuyordum, söylediklerini anlayamıyordum. Tabağımdakiler

