64. BÖLÜM Kılıç’ın yokluğunda ikinci haftayı doldurmak üzereydik. Günler uzamış, sabahlar sıradanlaşmıştı. Önceden güne neşeyle başlardım, şimdi ise uyanmak sadece bir alışkanlıktı. Gözlerimi açtığımda eksikliğini daha derinden hissediyordum. O yanımda değilken, sanki zaman duruyordu. Ama yine de vazgeçmiyordum. Her sabah olduğu gibi bugün de mesaj attım: “Günaydın kocam… Uyandım, birazdan alt kata inip kahvaltımı yapacağım. Bebeğimizin iştahı yerinde, sanırım yine çok yiyoruz. Bu arada sen gelmeden hastaneye gitmeyi düşünmüyorum. Bu sefer birlikte gitmek istiyorum, o yüzden çabuk dön. Seni seviyorum…” Telefonu yastığın üzerine bırakıp duşa girdim. Suyun sıcaklığı bile içimdeki boşluğu dolduramıyordu. Ama o mesajlara verdiği kısa ve öz cevaplar bile bana yetiyordu. “Tamam” dese de, “Güz

