-AKŞAM YEMEĞİ-

1053 Words
-AHU SANCAR Nihayetinde cesaretimi toplamış, elimi yüzümü yıkamış, saçlarımı ve kıyafetimi düzeltmiş bir şekilde yemek masasına doğru ilerledim. Saat akşam sekizdi. Buraya gelip gelmeme konusunda o kadar çok düşünmeme rağmen amcamı kıramamıştım. Kaç gündür de beni görmedikleri için endişelilerdi. Masadan kahkaha sesleri yükselirken içimin ürpertisiyle girdim içeri. Mert başköşe de oturmuştu fakat sadece göz ucuyla bakabilmiştim. " Herkese iyi akşamlar " deyip masanın bana ayrılan kısmına geçtim. Amcam, yengem, Seda, ablası Handan ve kız kardeşi Sevde masadalardı. Her zamanki akşam yemeğiydi. Yalnız yengem Mert geleceği için daha çok özenmiş gibiydi. " Nerelerdesin kızım sen? Kaç gündür görünmüyorsun? Bizde nişan telaşı, ev temizliği derken gelip bakamadık. " dedi yengem. " Bir iş görüşmem vardı da, ona hazırlanıyordum. Kusura bakmayın. " dedim ve iştahım olmamasına rağmen o çatalı elime aldım. " Hadi bakalım hayırlısı inşallah. Hangi hastane? Ah Mertcim bu arada Ahu'yu biliyorsundur. Seda'nın kuzeni. Hemen yan binamızda oturuyor. Kendisi hemşire. Aslında bu yıl atanacaktı ama... Bazı kötü hadiselerden dolayı sınava giremedi ama seneye girecek. Çok zekidir. Hemen atanır valla. " deyip gülümsedi. Bende zorla kıvırdım dudak kenarlarımı. " Bu kez hastane değil yengecim. Çok büyük bir fabrika sahibinin evde tedavisi görülecek bir hastasına bakacağım. Haftada üç gün. İğneleri, takibi falan yapılacak. Aslında zor bir iş değil ama çok yüksek maaşlı. Birde dolar üzerinden veriyorlar maaşı. Sadece o 3 gün evde olmam gerekiyor. Yani yatılı kalacağım çünkü beyefendi haftada 3 gün yokmuş ve kadın evde tek kalıyor. 2. evre kanser hastası. " dedim. " Olmaz öyle kızım. Başkasının evinde kalınır mı hiç? Kim olduklarını ne bilelim? Allah muhafaza bu devirde... " dedi amcam. Hemen kaşlarını çattı. " Korkulacak bir şey yok ki amca. Çok güvenilir ve ünlü bir şirket sahibi. Bir sürü fabrikaları var. Her şey çok resmi ilerleyecek. Tamamen kurumsal. Sigortada hemen başlatılacak. Üstelik bu iş için tam 300 bin kişi başvuru yapmış. Sadece 5 gün içinde. " dedim. Amcam bir düşünür gibi oldu. " Aman baba ya! Sanki Ahu'yu mu alacaklar o kadar insan içinden? Ahu'nun mezun olması ve bir iş deneyimi dışında o 300 bin insandan ne farkı ne özelliği var ki? " dedi Seda. O zaten her zaman böyleydi. Beni bozmaya çalışmayı severdi. Bazen çok yakın olur, bazen kıskanıyormuş gibi davranırdı. Zaten nişan tepsisini tutmamı da yengem ve amcam istemişti. Onun bu konuda ne kadar gönülsüz olduğunu da biliyordum. Beni sevdiğinden pek emin değildim. " Ben işe alındım Seda. Kabul edildim ve çarşamba günü başlayacağım. " dediğim an Seda'nın gözleri irileşti. Yengem sevinç çığlıkları attı. Amcam ise biraz sessiz kalıp tebrik etti. Daha sonra Mert'te... " Seda ve Mert'te bu ayın sonunda nikah masasına oturuyorlar. Ne kadar güzel bir ay değil mi? Bütün güzel haberler geliyor. Kuzularım benim. Umarım hepiniz seçtiğiniz yollarda çok mutlu olursunuz. " dedi yengem. Gözümün ucuyla Mert'e baktım. Gülümseyerek tuttu Seda'nın elini... Ne yani? Bu kadar çabuk muydu her şey? Bu kadar acele miydi? Görücü usulü diye yangından mal kaçırır gibi mi olması gerekiyordu? Boğazım düğüm düğüm oldu. Yüzümdeki ifadeyi nasıl yok edebilirdim bilmiyordum. " Ahu'nun da sözlüsü var Mertcim ama biz henüz tanışmadık. Birkaç ay önce evlenme teklifi etti güzelime. Bu yaza onlarında düğünü olur diye bekliyoruz ama şimdilik ses yok. Çocuğu da sır gibi sakladı zaten. Bizde çok ısrar etmiyoruz. Ahu utangaç biraz. " diyen yengem gülerek baktı bana. Ben ise bir anda çatalı bıraktım ve hemen karşılık verdim. " Yenge o iş olmayacak. Biz vazgeçtik. O artık eskisi gibi değil. Başka bir yolu seçti. Ben yüzüğü kendisine geri verdim... " dedim ve masada büyük bir sessizlik oluştu. " Ben doydum, size afiyet olsun. " dedim ve masadan kalktım. Kimse ısrar etmedi. Zaten amcama karşıda mahcup hissetmiştim. Onun yanında böyle şeyleri konuşmaktan hiç hoşlanmazdım. Yeteri kadar utanmıştım. Odadan çıktım ve hava almak için balkona gittim. Yaklaşık bir 15 dakika durduktan sonra Seda ve Mert'te yanıma geldiler. Seda Mert için sıcak çikolata yapmayı teklif etti ve bizi bırakıp mutfağa gitti. Bir anda kendimi onunla yan yana gökyüzüne bakarken buldum. Her şey o kadar ani gelişmişti ki, sanki ondan bir kaçış yokmuş gibiydi. Bir an arkasını dönüp kontrol edercesine baktı ve hemen bana döndü. Bir şeyler diyeceğini anlamıştım. " O gün neden öyle dedin? Hem kapıma geldiğinde, hemde arabadan inerken? " dedi ve ellerini cebine koydu. " Bilmem, hatırlamıyorum. İyi değildim. Belki sarhoştum ne bileyim? " diye geçiştirdim kısık bir sesle. " Yüzüğünü de bende unutmuşsun. Bende evde unuttum. Eğer gerçekten sarhoşsan sözlüne falan vermedin. Yüzük bende. " dedi. Acı bir tebessüm kondu suratıma. " Niye beni tanıyormuşsun gibi bir his alıyorum senden? Yoksa sözlün benim yakın arkadaşım falan mıydı? Üzgünüm ama ben onları da hatırlamıyorum. Hayatımda sadece belli başlı şeyleri ve birkaç seneyi hatırlıyorum. Sosyal medya hesaplarımı annem kapatmış, evimi baştan aşağı boşaltmış ve yeni bir başlangıç için her şeyimi yok etmiş. Geçmişteki her şeyin bana zarar verdiğini söyledi. Artık daha mutlu olmam için sıfırdan bir hayat kurdu bana. Yurt dışından geleli çok olmadı zaten. Hala hiçbir şey hatırlayamadım. Zorluyorum ama kolay değil. Bazen kopuk kopuk rüyalar görüyorum ama hep bulanık. Babamdan devraldığım avukatlık ofisine bile hala alışamadım. Halbuki annem 2 senedir orada çalıştığımı söyledi. " dedi. Bu kezde ben kapıyı kontrol ederek konuştum. " Peki bu normal mi? Hafıza kaybı yaşayıp bir anda birileriyle evlenme kararı almak normal mi? Hiç korkmuyor musun? Ya sevdiğin varsa, ya seni bekleyen varsa? Olamaz mı? Bu kadar basit mi bu evlilik? Üstelik daha hayatının geri kalanını hatırlamıyorken... " dedim. " Yok canım... Olsa annem söylerdi bana herhalde. Bir kız arkadaşım varsa annem bunu kesin bilirdi. Birileri olmuş ama eskidenmiş öyle söyledi. " Ya annen bilmiyorsa. Ya ona söylemediysen? Ya sadece senin bildiğin kocaman bir aşksa... Ve bunu hatırlarsan? Şimdi ya da evlendikten sonra..." dedim titreyen sesimle ve yutkundum. O kadar çaresizce bakıyordum ki gözlerine. Bir an duraksadı. Derin bir nefes aldı. Sessizleşti. Bunun olabilme olasılığını düşündüğüne emindim. " Sanmıyorum. Hem öyle olsa bile hiçbir şey değişmezdi. Ben Seda'ya aşığım. Aynı anda iki kişiyi birden sevemezsin. Eğer öyle bir şey olsaydı ve hatırlasaydım, sadece bir anı olarak kalırdı. Tekrar aynı kişiye aşık olabileceğimi ve bunun için Seda'dan vazgeçeceğimi sanmıyorum. Şayet o kadar büyük bir aşk olsaydı unutmazdım öyle değil mi? Onu hatırlardım belki ama onu sevmeyi artık bilmezdim... Ben Seda'ya gerçekten ilk görüşte aşık oldum. Annem tanışmamızı istedi, umutsuzdum. Sadece kafa dağıtmak istiyordum ama ona aşık oldum... " dedi. " Yani böyle birisi varsa hatırlamak istemez misin? " dediğimde gözlerim dolmuştu. " Seda'ya baktıkça iyi ki unutmuşum bile derim... "
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD