Eve geldiğimde güneş doğmak üzereydi. Bir bidon turşu alıp çıktım odaya. Yaz başı, ev sıcak, tamam da dantelli gecelikle de yatılmaz ki gülüm... Dolgunlaşmış memeleri, hafif kızarık yanakları, bir de masum masum uyuyor. Ben gösteririm sana uykuyu. Yanına sokuldum, elim üzerinde geziyordu. “Eylül…” fısıldadım. Tık yok. Öpücük kondurmaya başladım omzuna, boynuna. Saçlarını kokladım. Ellerim artık bedeninde dolaşıyordu. Benim de sabrım bir yere kadar; üstüne bir de haplamış beni. Biraz daha sokuldum. “Güzelim?” “Imm...” Konuşmuyor bile, mırıldanıyor. Ellerim o şişmiş, dolgunlaşmış memelerine gitti. Boynuna biraz daha sokuldum. Kalçalarına dayadım, sertliğimi hissetmiş olacak ki: “Çok uykum var ama…” Bir de uykum var diyor. “Turşu yemeyecek misin güzelim?” “Ne turşusu, Alaz?” Elimi kadı

