Biraz daha sakinliğimde yengem “Çocukları yatıralım, bahçede devam edelim,” deyince bahçedeki oğlanları ve Ecrin’i içeriye çağırdık. İrem, Asel’i uyurken gitmişti zaten. Ecrin ve abisini misafir odasına yerleştirdim. Ebrar, Rana ve Belinay bir odada; Berkay’ı da Yusuf Eren’in odasına yerleştirdik. Bahçeye, çardağa geçtik. Gece uzun olacak belli ki, kahve yaptık. Oturunca Melek başladı: “Yaşadıkların gerçekten çok zor. Şu an Alaz’a neden güvenmediğini ya da korktuğunu daha iyi anlıyorum. Yalnız kaçırdığın bir durum var; hiç kimse Yusuf değil ve sen artık eski sen değilsin. O zaman cahildin, toydun, bir şey demedin. Ayrılarak gününü gösterdin, çok iyi oldu. Kendini sev ilk önce, sonra sevmeyen kim varsa bas tekmeyi, acıma. Alaz yapmaz da, öyle bir şey yaptı diyelim; sen onun da burnundan

