
"Bir yılanın zehriyle zafer kazanmak; o zehrin gün gelip kendi damarlarını da kurutacağını göze almak demekti."
Yirmi yıl boyunca kalbini intikamla besleyen Azer Bozdoğanbey için hesaplaşma vakti sonunda gelmişti. Annesiyle babasının katili bildiği adamdan öç almak için onun en kıymetlisine dokundu.
Bir masumun hayatını kararttı.
Bir çamur meydanında yükselen feryadı arkasında bırakıp gitti.
Ama törenin acımasız hükmü onun verdiği cezayla yetinmedi.
Namlular, kanatlarını kırdığı o kızın üzerine doğrultulduğunda Azer ilk kez korkuyu tattı. Çünkü yok etmek için mühürlediği Hazan, artık kendi cehenneminin tam ortasındaydı.
Ve Azer anladı...
Bazı kadınlar intikam için seçilir.
Bazıları ise felaketin ta kendisi olur.
Bir yılan avını sadece zehirlemek için mi sarar?
Yoksa bütün dünyadan korumak için mi?
"Bir yere çarptığını kolundaki morluğu görünce anlarsın bazen... Ne zaman vurdum, hiç hissetmedim dersin. Ama çürütmüştür bir kere. Hazan, Azer'in teninde hissettiği en derin ve en görünmez çürüktü."
HERCAİ: ARAF
Bazen insanı öldüren şey zehir değil...
O zehre âşık olmaktır.

