bc

Hercai : Araf⛓️

book_age18+
210
FOLLOW
2.3K
READ
dark
opposites attract
police
mafia
bxg
mythology
cruel
musclebear
like
intro-logo
Blurb

"Bir yılanın zehriyle zafer kazanmak; o zehrin gün gelip kendi damarlarını da kurutacağını göze almak demekti."

Yirmi yıl boyunca kalbini intikamla besleyen Azer Bozdoğanbey için hesaplaşma vakti sonunda gelmişti. Annesiyle babasının katili bildiği adamdan öç almak için onun en kıymetlisine dokundu.

Bir masumun hayatını kararttı.

Bir çamur meydanında yükselen feryadı arkasında bırakıp gitti.

Ama törenin acımasız hükmü onun verdiği cezayla yetinmedi.

Namlular, kanatlarını kırdığı o kızın üzerine doğrultulduğunda Azer ilk kez korkuyu tattı. Çünkü yok etmek için mühürlediği Hazan, artık kendi cehenneminin tam ortasındaydı.

Ve Azer anladı...

Bazı kadınlar intikam için seçilir.

Bazıları ise felaketin ta kendisi olur.

Bir yılan avını sadece zehirlemek için mi sarar?

Yoksa bütün dünyadan korumak için mi?

"Bir yere çarptığını kolundaki morluğu görünce anlarsın bazen... Ne zaman vurdum, hiç hissetmedim dersin. Ama çürütmüştür bir kere. Hazan, Azer'in teninde hissettiği en derin ve en görünmez çürüktü."

HERCAİ: ARAF

Bazen insanı öldüren şey zehir değil...

O zehre âşık olmaktır.

chap-preview
Free preview
Soğuk Eşik🎗
Bir kadının canını almak için göğsüne kurşun sıkmanıza gerek yoktur... onu en mutlu gecesinin sabahında bekaretinin kanıyla lekelenmiş gelinliğiyle bir meydanın ortasına söküp atmanız en kusursuz cinayettir. Bir insan intikam için ne kadar ileri gidebilirdi? Yılanın zarafetle ördüğü altı ayın sonunda yılanın zehriyle cehenneme düşmek ne hissettirirdi? Bir insan intikam için masum bir genç kızın bekaretini alıp onu namusundan vurup çarşının ortasına atabilir miydi? Bir yılanın zarafetiyle mühürlendi ve zehriyle cehennemin en dibine atıldı. Melek Hazan Özbilge... O gün Ayvalık tarihi çarşısı hiç görülmemiş bir olaya şahitlik ediyordu. Kanlı gelinliğiyle bir adamın nefretinin içine düşmüş bir kadın çarşının ortasına bir mal gibi... bir eşya gibi fırlatılmıştı... Gök bile bu olaya şahilik edercesine bardaktan boşalır gibi yağıyor, gürlüyordu. Bir adamın en büyük günahını engellemek istercesine... Ama nafile... Azer Bozdoğanbey o kadar nefret doluydu o kadar karanlıktı ki... Bunu kendine bir zafer olarak görüyordu. İntikamımı aldım diye içindeki çocuk zafer naraları atıyordu ama bu intikam onunda cehennemi olacaktı. Nefret beslediği adamın kızı diye düğün yapmış sahte nikah kıymış ve bekaretini alıp sabahına canını alırcasına meydanın ortasına fırlatmıştı. Gözlerinde gram acıma, gram pişmanlık yoktu... O kadar kinle öfkeyle doluydu ki masum bir genç kızın cehennemini bile görmezden geliyordu. Melek Hazan ise bu cehennemde günlerce binbir emekle uğraştığı o gelinliğin kanlarla ve çamurla kirlenmesini umursamadan o arabanın arkasından koşuyordu. "Azeeer!" diye attığı ciğerlerinden kopan o feryat esnafın yüreğinin duvarlarına çarpıyordu. "Sana beddua etmek istemiyorum ama dilerimki bir kızın olsun masumluğuyla senin gibi bir cellatın yılanlığında cehennemi görsün o zaman anlarsın beni nasıl bir cehenneme attığını! Dilerim ki dermanı bende olan dertlere düşesin! Bırak tırnağının ucunu saç telin kopsa benden bil! Ahımı aldın Azer bozdoğanbey! Sana tüm kalbiyle inanan bir kızın tüm hayatını enkaza çevirdin. ölsem affetmeyeceğim seni! Ölsem dönüp bakmayacağım! Tenime dokunduğun her iz seninle birlikte yansın! Ahtım olsun ki beni attığın bu cehenneme seni de çekeceğim! Bu cehennemin ateşini kaldırabilecek misin o zaman görürüz!" giden arabanın siluetine bakarken beyaz jaytiyerinin içine sakladığı küçük siyah bir silahı hatırladı onu çıkardı ve tetiği çekti. Kendi kafasına sıkmak için hamle yaptı ona sıkmak için değil... Çünkü biliyordu onun cehennemi yeni başlamıştı ve onu o cehennemden kurtaran Hazan olmayacaktı. Tam tetiğe elini yerleştirdi sıkacaktıki... İki güçlü el ellerinden tuttu ve silahı havaya doğrulttu silah patladı ama yaralanan olmadı çünkü hazanın ruhundaydı yara... Babası Fatih Özbilge... "Kızım!" diye feryadı inletti tüm meydanı. "Bırak" dedi elindeki silahı çekti aldı ve yere attı. "Bu cehennem ne kadar güçlü olursa olsun senin baban senin yanında! Ben evladımdan vazgeçmiyorum! Sende kendinden vazgeçmeyeceksin yine kumaşlara sığınırsın babana sığınırsın dizlerime yatarsın saçlarını okşarım. Biliyorum geçmez güzel kızım ama nasıl ki on yıl önce seni o törenin kucağından aldım ve buraya geldik yeni bir hayat kurduk yine başarırız bu sefer çok daha güçlü!" "Baba" dedi Hazan sesi güçlükle çıkıyordu. "Babamm. İntikammış o rüya herşey bir oyunmuş babam kimin neyin günahını ödedim ben? Hangi kadın bunu hak eder? Hangi kadının yüreğine düşer bu alev? Söyle babam senin günahın diyorlar benim babam yapmaz dedim dinlemediler inanmışlar ama ben bilirim babamı... Dimi babam hem yapmış olsan bile bu ateşi yinede hak etmezdim hangi törede hangi kalpte yazar böyle bir intikam?" Babası eğildi kızını kucağına aldı eve doğru yürüdü şaşkın bakan esnafların acıyan gözlerin arasından... Hazanın nefesi de kendisi de tükenmişti tek kelime etmeden içindeki yangınla yatırıldı yatağına kimse o hale konuşacak söz bulamıyordu. Ama hazan biliyordu ki annesi birazdan feryat etmeye başlardı. Ve çok geçmeden salondan sesler yükselmeye başlar. "Ne diyon bey sen? Ne demek kanlı gelinliğiyle meydanın önüne atılması? Neyin günahı neyin intikamıdır bu? Olmaz bey olmaz benim kızımı can paremi öldürürler töre duyarsa onu yaşatmazlar ne yapacağız nereye gideceğiz? Ne kadar kaçabileceğiz? Bir şey söyle bey susma söyle napacağız!" Ama Fatih bey kafasını önüne eğmiş kalbinde bu tokadın izlerini taşıyordu. Kızını bir mal gibi düğün sabahı meydanın önüne atmışlardı hangi babanın yüreği dayanırdı buna? Kime neyi nasıl anlatsın bu adam... Ve kendi günahının kızının boynuna ip atılmasının vicdan azabıyla sustu başını eğdi. O sırada odadan gelen beş yaşındaki yağmur ve işten yeni gelen gökhan ne olduğunu anlamaya çalışır gözlerle bakıyorlardı. Yağmurun cümlesi hem babasının hemde annesinin yüreğini daha da yaktı "Babacığım, anneciğim ablamı benim bal yanaklımı üzmüşler duydum. Yağmurlarını akıtıyordu odasında Ben ablamın iyi olması için ne yapabilirim? Gökhan ise anlamaya çalışıyordu ama odayı açtığı anda ablasını kanlı gelinlik içinde sırılsıklam gözü yaşlı gördü içindeki kurtu zapdedemeyerek dışarı doğru yürürken babasının "Şimdi değil ablanın bize ihtiyacı var! Şimdi ona sorun yaratmak yerine yarasını sarmalıyız ailesi olarak! " Sözleriyle duraksadı. Ve ablasının yanına geçti çocukluğundaki gibi başını aldı dizlerine okşamaya başladı Gökhan Hazandan iki yaş küçüktü ama ablası onun canıydı. Ablasının gözlerinden akan damlaları sildi. "Dünyadır bu ablam yılan sokmak için vardır aile iyileştirmek için neydi bizim en büyük mottomuz sevgimiz. Bizim sevgimiz senin yaralarını saracak hepimiz buradayız." Önceliği ablasıydı iyileştikten sonrada ablasına yapılanların hesabını soracaktı. Benim gülümü kim incittiyse bedelini ödeyecek elbet diye mırıldandı. Özbilge ailesi o gün cehennemi yaşarken Hazanın yaralarını sarmak için çabalıyorlardı. Bu ilk savaşları, ilk kırılmaları değildi ama en zor ateşleriydi... Bir yılanın zarafetle ördüğü zehrini bırakması cehennemin katmanlarından kül olup daha iyi doğacaklardı. Ve Hazan kendi cehennemini harmanlarken yılanın cehennemi de çok yakında başlayacaktı. Kaç katmandı bir kadının cehennemi? Kaç hıçkırık sığardı bir babanın çaresiz susuşuna bir annenin feryat eden korkusuna? Bir insan kaç acı sığdırabilirdi ömrüne..? Bir yılanın zarafetiyle ilmek ilmek örülen o altı aylık masal meğer bembeyaz bir kefenin ilmekleriymiş. Azer Bozdoğanbey intikamı aldığını, bir meleğin kanatlarını kırıp onu hazana mahkum ettiğini sanıyordu. Ama unuttuğu bilmediği devasa bir lanet vardı. Kendi elleriyle yaktığı lekediği o kadın... Seni de o ateşin içinde yakmayacakmıydı? Şimdi soruyorum sana ey gece yanlış bir kadını yakmanın bedeli hangi cehennem ateşinde ödenirdi? Kulaklarında o küçük yağmurun masum sorusu saçlarında kardeşinin şefkatli elleri varken Hazan gözlerini o karanlığa dikti ve kalbine sızan o son zehirli fısıltıyı mühürledi. "Yılanın fısıldadığı zarafete inanma Hazan... Çünkü zehir her zaman en asil kadehte sunulur. Ve o kadehi Azere kendi ellerimle içereceğim o günü bekliyorum." ... "Bir kesiş der ki : Yılan seni ısırmış. Oysa sen iyileşmeye çalışmak yerine yılanın peşine düşüp 'Neden ısırdı?' sorusuna cevap arıyor bunu hak etmediğini kanıtlamaya çalışıyorsun..."

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Unscentable

read
2.0M
bc

He's an Alpha: She doesn't Care

read
767.0K
bc

Claimed by the Biker Giant

read
1.9M
bc

Holiday Hockey Tale: The Icebreaker's Impasse

read
994.0K
bc

A Warrior's Second Chance

read
368.1K
bc

Not just, the Beta

read
353.0K
bc

The Broken Wolf

read
1.2M

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook