Ertesi sabah evin kapısından çıktığımda, serin güz havası yüzüme çarptı. Siyah ceketimin önünü ilikleyip arabaya doğru bir adım atmıştım ki, yolun kenarındaki gölgeden bir karartı ayrıldı. Azer. Gözleri uykusuzluktan ve öfkeden kan çanağına dönmüştü. Üstü başı dünkü operasyonun tozuyla, gözleri ise mahvolmuşluğun cinnetiyle doluydu. Hızlı adımlarla aradaki mesafeyi kapatıp tam önümde durdu. Bir süre sadece baktı; bakışlarında hem derin bir nefret hem de canı çekilen bir adamın çaresizliği vardı. "Dün gece o limanda yaptığına oyun mu diyorsun sen?" dedi, sesi kısıktı ama gürültüyle patlamaya hazır bir bomba gibi titreşiyordu. "Beni polislerin önünde küçük düşürünce, gümrük evraklarının arkasına saklanınca kazandım mı sandın Hazan?" Soğuk bir tebessümle çenemi dikleştirdim. "Sadece hak e

