20

1397 Words
kapıyı tıklatıp içeri girdim. "buyurun Murat Bey beni çağırmış sınız-" SÜRPRİİZZZZ "İYİ Kİ DOĞDUN DENİZ İYİ Kİ DOĞDUN DENİZ İYİ Kİ DOĞDUN İYİ Kİ DOĞDUN İYİ Kİ DOĞDUN DENİZ !" korkudan hızlı atan kalbimi durdurabilecek mişim gibi elimi göğsüme bastırdım. Nihal i, Aras, ve Murat bey bile dahil olmak üzere herkes buradaydı Önlerinde üç koca pasta üzerinde yazılı ismimle burada böylece duruyorlardı. Bugün benim doğum günümdü ve ben bunu tamamen unutmuştum, tüm o gürültünün içinde yine kafamın içindeki sessizliğe boğuldum. Doğum günlerine O kadar önem veririm ki aylar öncesinden saymaya başlardım her doğum günümü. her seferinde bir sonrakini kutlamayacağıma dair kendi kendime söz versem de yine her seferinde gün sayarken bulurdum kendimi. onlar buraya hangi ara gelmişti bu pastalar ne zaman buraya girmişti ve Murat Bey bu olayın nasıl içini düşmüştü aklım almıyordu tek bildiğim tek yapmak istediğim şey ağlamak da şu an bunca kalabalığın arasında ki yalnızlığıma ağlamak istiyordum . zorla gülümsedim gözlerim dolmuştu ama tabii ki fark edildi. Emir ve Cemre başta olmak üzere sinemler de gelip bana sıkı sıkı sarıldılar. aldıkları irili ufaklı hediyeleri açarken gözüm en arkada duran arasa takıldı. yavaşça yanıma gelip "Doğum günün kutlu olsun." dedikten sonra kapıdan çıkıp gitti. onun bu hareketini anlam veremezsem de kafama çok takmamaya çalıştım dengesiz hareketleri artık beni yoruyordu ve benim yorulacak halim bile kalmamıştı. Pastalar kesilirken mutlu olmaya çalıştığım bir kaç fotoğraf çekildi. herkes pastasını yerken Emir yanıma gelmiş benimle birlikte hediyeleri açıyordu. kendisi bana çok uzun zamandır beğendiğim saati almıştı, Bu ince düşünmüş hali çok hoşuma gitmişti saatini hemen bir deyim ve taktım ve çıkarmayacağımaı dair ona söz verdim. hemen arkasından Cemre'nin hediyesini açtık bana çok güzel bir sweet almıştı. Sırayla hepsinin hediyesini açtım hepsi çok tatlı ve ince düşünülmüş hediyeler almıştı Ege kum saati almıştı mesela. üzerindeki notta gereksiz insanlar için her üzüldüğünde bu kum saatini çevir ve yalnızca bu kum taneleri bitene kadar üzül bittiğinde sen de üzülmeyi bırak. yazılıydı. Sinem kar küresi almıştı, kar kürelerine bayılırdım. Murat Bey biz hediyelere bakıp gülerken sessiz yanımıza yaklaşmış elini omuzuma koyarak önce Ülkü düzene ardından yumuşak bakışlarıyla bana bir garip hissediyorum işte 3 yıldır buradaydım ve ilk kez doğum gününü kutluyordu. bana gülümseyip yanımdaki koltuğa oturdu ve cebinden çıkarttığı küçük kutuyu bana uzatıp yeniden Doğum günün kutlu olsun kızım dedi ona karşı hep bir samimiyet hissetmiştim kalbimde, ne kadar gıcık da olsa her zaman beni koruduğunuı hissediyordum. şaşırarak elindeki kutuyu uzandığımda hiç gerek yok Murat Bey, neden zahmet ettiniz demekten kendime alamadım. oradaki herkesin dikkatine bu küçük kutu çekmişti şimdi herkes dikkat nem açmam bekliyordu kutuyu açtığımda içinde bir çift anahtar olduğunu gördüm. başımı kaldırıp şaşkınlıkla ona baktım dümdüz bir çift anahtar vardı. şaşkın bakışlarını gördüğünde gülümsemesi daha da derinleşti Emir bunların ne olduğunu anlamış gibi elini ağzına kapatıp ufak bir kahkaha attı. Ben ise hala ne olduğunu düşünüyordum bu düşünmen uzun sürmedi çünkü Murat Bey belki de doğum günümün en güzel dakikalarını bana yaşatacak o cümleleri söyledi. "Bunlar senin odanın anahtarları, Deniz Hanım. " bana hanım demesine mi şaşırırsam, Kendi odam olmasına mı bilemedim. Ben neye şaşırcağıma karar verememişken o beni imkanı varmış gibi daha da şaşırttı. "Artık sende buranın müdürüsün , terfin hayırlı olsun." ağzım şaşkınlıktan yaralandığında gözlerim de aynı oranda açılmıştı kalbim o kadar hızlı atıyordu ve o kadar mutluydum ki mutlu kelimelere sığdıramadım. gerçekten mi derken sesim uzun zamandır çıkmadı kadar neşeliydi. odadaki herkes birden bire benim gibi neşelen mişti Emir ve Sinem benden önce birbirlerine sarılıp bu beklediğimiz anı kutladığın da bende Murat Bey'in uzattığı eli sıkıp ona sarıldım. teşekkür ederim dediğimde sırtını sıvazlayıp asıl ben teşekkür ederim işini bu kadar güzel yaptığın ve beni hiçbir zaman yarı yolda bırakmadığın için dedi. gülerek elimdeki anahtarları Sinem ve Ege doğru salladım ikisi birden gelip bana sarıldığında gerçekten mutluydum ve gerçekten doğum günüm olduğunu o an hissetmiştim. Esra ile Emir ve cemre'ye de sarıldım Emir öyle sıkı sarılmıştı ki bir an kemiklerim çıkacak sandım. Murat abi dedi gülerek. O zaman ben de denizin yerine mi geçiyor oluyorum ? Murat abi başını iki yana sallayıp kahkahasında bir yenisini ekledi sen onun için biraz daha bekle bakalım Emir bey. hepimiz güldük Emir anahtarları elimden kapıp odadan çıktığında Ben de arkasından koşarak çıkmıştım odanın yerini biliyordum Murat Bey'in artık ona abi demeliydim odasının hemen yanındaki geniş odaydı anahtarı deliğe sokup çevirdiğinde bismillah demiştik ikimiz aynı anda odanın kapısını açıp içeri girdiğimizde hemen sağında duran düğmeye basıp ışıkların yanmasına izin verdim O da gerçekten çok ferah ve en üst katta olduğu için tüm manzarayı içeriye alan bir odaydı. kendi odasındaki gibi iki tane koltuğu masanın hemen önüne koymuş karşıdaki boşluğa da iki tane üçlü koltuk koymuştu koltuklar mordu ve yeniydi bu odayı düzenlemek için zaman ayırdığı ortadaydı hemen masanın başına geçtim. koltuğu yine mordu, ama benim en sevdiğim renklerden biriydi ve 3,5 yılda Murat Bey'in bunu öğrenmesi beni mutlu etmişti. gülerek Emir'le birbirimize baktık ikimiz de şok içindeydik. bunların hepsini düşünerek ve benim için mi yapmıştı yani yeniden güldüm ve o an masanın üzerinde duran fotoğraf gülümsememi mutlu bir gözyaşına çevirmeye yetmişti . bir çerçeve içerisinde, Murat Bey'in sağında ve solunda duran Emir ve ben. O o kendi koltuğunda oturuyor ben sağında Emir ise solunda ayakta duruyordu fotoğrafta fotoğraf öyle eskiydi ki bu fotoğrafını varlığını bile unutmuştum ama belli ki Murat Bey unutmamış bastırıp masama koyacak kadar da değer vermişti. mutluluktan akan gözyaşlarımı Bu kez durduramadım hep üzgün olduğum için mi ağlayacaktım sanki? biraz da mutluluktan ağlamanın zararı olmayacaktı eminim. Emir neye baktığımı görmek için gelip fotoğrafa baktın da onun da gözleri dolmuştu bizim için diğerlerinin verdiğin anlamdan çok daha fazla şey ifade ediyordu burası. biz burada olmayı gerçekten seviyorum ve burada olmak için gerçekten çaba sarf ediyorduk Emir beni kolunun altına alıp sıkıca sarıldığında Ben de fotoğrafa bakarak ona sıkıca sarıldım o benim en yakın arkadaşımdı ve her derdimi koşulsuz paylaşabileceğimi biliyordum. Emir hemen bu anı ölümsüzleştirmek için çerçevedeki fotoğrafı da içerisine alan küçük bir selfie çekti. artık mutluydum bugün olmasını beklediğimden çok daha güzel geçmişti. gün zor da olsa bitti efe'den mesaj bekleyerek ya da her an belki arar mı umuduyla telefonu kontrol ederek de olsa geçmişti. kendime eve ne kadar zor attım bilmiyorum, ne ara geldim haberim bile olmamıştı. kafamdaki düşünceler artık taşıyamayacağım kadar ağırlaşmıştı bunu nasıl aşacaktım bu zor zamanlar artık ne zaman bitecekti bilmiyorum ama bir an önce bitmeliydi. maalesef ki gün benim için bitmemişti ilk kez bir doğum günüm bu kadar acı ve ızdırap dolu geçiyordu demek 23'ün bana getireceği bana öğreteceği şeylerden en büyüğü de bu olacaktı. evin kapısı açılır açılmaz bu sefer annem ve babam başta olmak üzere tüm ailem oradaydı. iyi ki doğdun Deniz! iyi ki doğmuş muyum gerçekten elimde sıkıca tuttum odamın anahtarlarını cebime koyup Bu kez de onların aldığı pastayı üfledim Ben her ne olursa olsun yaşamanın güzel olduğunu bir kez daha hatırlattım kendime her ne olursa olsun hayat güzeldi arkadaşlarım yanımdaydı en önemlisi ise ailem. Ben buradaydım sağlık değilim ve ailem hep yanımdaydı. bir kişi gitti diye hayatından bir kişi eksildi diye diğer her şey çöpü atmam gerektiğini öğrenmek için bu doğum günü güzel olacaktı. annemle babama sarılıp hemen arkasından teyzeme sarıldım dayım bile buradaydı kendisi Antalya'da yaşıyordu ve sanırım doğum günüm için buraya gelmişti. onu görünce şaşırdım hiç beklemiyordum anneannem ve dedeme de aynı sıkılıkta sarılıp masanın hemen yanına dizlikleri hediyelerin yanında konuştum Bu Halime güldüler 23 yaşındaydım ama en sevdiğim şey hala pasta üflemek ten çok hediyeleri açmaktı. babam beni durdurup önce benim hediyemi açmalısın dediğinde tabii ki onu kırmayacaktın böyle söylediğine göre iddialı bir hediyesi olmalıydı o da bana elindeki küçük kutu uzattığında bugün ne kadar fazla küçük ama önemli kutucuklar aldığımı düşünerek güldüm. kutunun üzerindeki kurdeleyi hızlıca çözüp kapağı kaldırdığımda bir anahtar da buradaydı ugün yaşadığım ikinci büyük ve iki güzel şaşkınlık da bu kafamı kaldırıp babama baktım Bu bir anahtar da evet ama bu kez ne olduğunu anlayamayacağım tarzdan bir anahtar değildi. Bu bir araba anahtarı ydı. sen ciddi misin derken babamın boyunun atlamıştım bile. sonra tek kolumu annemin omzuna atarak onu bu sarılmanın içine çektim ve üçümüz birlikte sarılmış olduk. Bana araba almışlardı, modelini görmek için evin bahçesine çıkan balkon kapısına koştum, arabayı babam kendi arabasının yanına park etmişti. Bana o çok istediğim mini Cooper ı almışlardı, rengi de siyahtı üstelik! Ellerimi birbirine çarpıp kendi kendime alkış tuttum. İçeri girip ikisini birden tekrar öptüm, ardından diğer hediyeleri açtım. Sonra da onlara terfi haberini vermediğimi fark edip kabanımın cebindeki anahtarı çıkartıp onlara müdür olduğumun haberini verdim. Öyle çok sevindiler ki kendimi dünyanın en şanslı insanı gibi hissettim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD