15

738 Words
?? Sevgili kızım, sana bu mektubu senin şu an olduğun yaşındayken yazıyorum. Yani 18 yaşındayken. Biriciğim, benim daha dünyaya gelmeden, daha ben küçücükken ortaya çıkan küçüğüm. Benim kızım. Ne olursa olsun bütün zorluklara göğüs gerebilecek kadar güçlü olduğuna inandığım küçük kızım. Varlığın, var olma düşüncen bizi birleştirdi; bizi bir arada tuttu, düşüncelerimizi, fikirlerimizi ve en önemlisi hareketlerimizi sana yakışacak şekilde seçmeye özen göstermemizi sağladı. Benim küçük kızım, bu mektup eline ulaşır mı, biz o zamana sağ kalır mıyız ya da senin için bir anlam ifade eder mi bilmiyorum ama söylemek istediklerim var. Hayatının en önemli yaşı diyemeyeceğim çünkü o yaşı sen seçemezsin. Kendiliğinden gelir, seni bulur ve senin olur. Ama 18 kendi ayaklarının üstünde durabilmenin bilincine vardığın için güzel ve önemli bir yaş. Ben babanla 17. yaşıma günler kala tanıştım. Nereden bilebilirdim ki benim kanımı taşıyacak olan Yonca Sezen'imin babası olacağını, hatta Yonca ismini kızıma verebileceğini? Bilemedim de zaten. O benim için hep çok gizemli, hep çok içine kapanık ama hep sevgiye ihtiyacı olan bir çocuktu. O benim merak ettiğim ilk insandı biliyor musun Yonca? O benim gerçekten nasıl olduğunu bilmeyi değil, iliklerime kadar hissetmek istediğim tek insandı. Hem de daha 17 yaşına yeni girmiş küçük bir kız çocuğuyken. 17 yaşa küçük dediğime bakma, yaşarken ruhun yaşlanıyor, gözlerin kapanıp açılıyor ve diğer yaşların gibi onu da geride bırakıyorsun. 17 küçük değil, Yonca'm. 17 kocaman bir yaş. Bir senede, şimdi üç belki beş satırda bahsettiğim o 17' de bana hayatımın en güzel hediyesini verecek olan o çocukla tanıştım, o çocukla büyüdüm ve o çocukla bir bebeğin, o çocuğun bana verebileceği en güzel hediyenin hayalini kurdum. Sen bana, babanın en güzel hediyesisin canım kızım. Eğer 18 yaşımda bu mektubu sana yazabiliyorsam, senin ilk aşkın olacağını bildiğim o olgun çocuk sayesinde. Kızım, ben çok yorgun ve kırgın bir çocuktum. Babanla tanıştığımda yaralarımı sardığımı sanıyordum. Ama baban o sardığımı sandığım yaralarımı sevdi, onları öptü, onlardan korkmadan sardı ve beni iyileştirdi. Eğer hayatına birini alacaksan, seni yaralarınla, seni hatalarınla, seni sen olduğun için seven birini almalısın. Sevdikçe büyüyen, sevdikçe sana seni hatırlatacak, sana sarıldığında kendini bulacağın bir aşkın olmalı. Sana öğreteceğimiz, başkalarından öğreneceğin kavramları seninle yeniden yazacak birini sev, Yonca. Baban, kızım. 18'in bana getirdiği yegâne varlık. En güzel derdim, en güzel sırdaşım ve en güzel arkadaşım. Yonca, 18'in sana baban gibi güzel birini getirsin. Unutma, doğru insanı bulduğunda yanında huzurlu hissedeceksin. Doğru insanı bulduğunda, gözlerinde geleceğini görebileceksin. Ömrünün geri kalanını, doğru olabilmek için yaşa. Doğru olabilmek için yaşa ki, her şeyden önce kendini bulabilesin. Kendini bulduğunda, eşini de bulacaksın kızım. Seni çok seviyorum ve varlığın daha buraya ait olmamasına rağmen seni çok özlüyorum. Doğduğun gün bizim düğün günümüz olmuştur, eminim. Anne ve baba olarak bizi seçtiğin için, bizi anne ve baba yaptığın için teşekkür ederim. İyi ki varsın, iyi ki doğmuşsun, iyi ki bizim kızımız, yolumuz ve yol arkadaşımız olmuşsun. Baban ve ben seni ömrümüz bitse de bitmeyecek bir sevgiyle seviyoruz. Hep bizimle kal. Doğmamış bebeğimiz için tuttuğum günlüğün sayfasını gözümdeki gözyaşlarını silerek kapattım. Yonca hiç doğmayacak, bu günlük gerçek sahibini hiç bulmayacaktı. kendi yazdığım yazıya gülüm aşık kendine kadar da pembe bir dünyanın içinde yaşıyorduk hiç doğmamış bir bebeğe mektuplar yazacak kadar aşık olmak bence hiç kimsenin başına gelmemeliydi bence hiç kimse bu kadar sevmemeliydi Ben bunca derin duyguyu paylaşırken o benimle birlikte bunların hiçbiri paylaşmamış mıydı yani yaşadığımız her şey zihnimin derinliklerinde hatırlayamauacak hale gelene kadar duracak mıydı ? her bir anımız unutulacak da bir günümü bekleyecekler di yaşamak böyle bir şey miydi gerçekten acısıyla tatlısıyla dediğimiz şey bu muydu 3 yıllık birliktelik beni aramanı istemiyorum diyecek kadar basit bir şekilde bitmeyi hak ediyor muydu gerçekten aşk böyle bir şey miydi başı ve sonu olan... telefonumun çalmasıyla oturduğum yerden telefonun nerede olduğunu bulmak için sağa sola bakındım benden uzaktaydı ayağa kalkıp masanın üzerindeki telefonu almak için birkaç adım attım. bu adımlar bile beni öyle zorlamıştı ki karnımın içinde ki bu ağrıların sebebini gün geçtikçe daha da merak ediyordum doktora gitmeye bile fırsatım yoktu. arayan Arastı. bugün cumartesiydi evdeydim kapımı kilitlemiş onunla ilgili tüm anılarımızı sakladığım kutuyu çıkartmış ve depresyonun dibini yaşıyordum Aras arayana kadar. telefonu açtım. karşıdan hiç ses gelmemişti alo dedim yine ses yok "Aras" şey dedi "rahatsız etmiyorum umarım?" "Bir şey mi oldu?" dediğimde hiç beklemeden konuya girdi "Ben prova kağıtlarımı kaybettim de onların fotoğrafını bana atabilir misin?" gözlerimi devirdim depresyona mı Bu yüzden mi bozmuştum yani tabii ki diyerek telefonu kapattım ben her üzüldüm de bir yerlerden çıkmışsın hiçbir şey yapamazsa televizyonda görmem nedense çok canımı sıkıyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD